SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Türkiye/Gökhan Günaydın: Türkiye iklim, gıda ve demokrasi krizleriyle mücadele ediyor

Gökhan Günaydın: Türkiye iklim, gıda ve demokrasi krizleriyle mücadele ediyor

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye'nin iklim krizi, gıda krizi ve demokrasi krizleriyle mücadele ettiğine dikkati çekerek, yerel ve adil gıda politikalarının önemli olduğunu vurguladı.

Gökhan Günaydın: Türkiye iklim, gıda ve demokrasi krizleriyle mücadele ediyor
Reklam yükleniyor...

Uluslararası Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları Çalıştayı ve Gökhan Günaydın’ın Açıklamaları

(İSTANBUL) - CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Türkiye'nin sadece iklim krizi ve gıda kriziyle değil, aynı zamanda demokrasi krizine de mücadele ettiğine işaret ederek, "Bütün bunlar da zaten biraz eş anlı ve birlikte yürüyen süreçler. Dünyayı bu süreçten kurtarmamız, Türkiye'yi bu süreçten kurtarmamız gerekiyor. Bunun yolu yerel gıdanın, temiz gıdanın, adil gıdanın, dirençli gıda sistemlerinin inşa edilmesinden geçiyor. Ben hem İstanbul, hem Türkiye hem de dünya için böyle bir geleceğin mümkün olduğunu görüyorum" ifadelerini kullandı.

Uluslararası Kentsel Gıda ve Beslenme Politikaları İstanbul Çalıştayı, Kadıköy'de SODEM Başkanı ve Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı'nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Programa CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu ve CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın katıldı. Kösedağı, Türkiye'nin gıda enflasyonunda OECD ülkeleri arasında ilk sırada olduğunu vurgulayarak, "Her birimizin her gün bizzat hissettiği üzere, gıda ürünleri enflasyon baskısından en çok etkilenen ürünlerin başında geliyor. Gıda hakkı, insan haysiyetiyle ilişkili bir haktır. Gıdaya erişim, toplumun geniş kesimleri için mücadele edilmesi gereken bir alan ve haysiyetli yaşam meselesidir. Biz sosyal demokrat belediye başkanları olarak bu durumu değiştirmeyi görev olarak görüyoruz" diyerek konuştu.

Kösedağı, "SODEM olarak bu etkinlik bizim için büyük bir başlangıç. Yerel yönetimler, akademisyenler, uygulamacılar ve sivil toplum kuruluşları arasında kalıcı ve uluslararası bir ağ kurmayı hedefliyoruz. Gıda krizinin sınırları aşan yapısına ancak sınırları aşan dayanışma ile karşı koyabiliriz. 2010 yılından beri yürüttüğümüz iklim krizi çalışmaları daha bütüncül bir yaklaşıma dönüşmüş durumda. 2050'de sera gazı salımlarını sıfırlamayı hedefliyoruz. Gıda israfını azaltmak, kooperatifçiliği teşvik etmek ve yerel üretimi desteklemek önceliklerimiz arasında yer alıyor" dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Rızvanoğlu ise yaptığı konuşmada, "İnsanlık tarihinde hiçbir uygarlık sofrası boşken ayakta kalamamıştır. Roma'yı çökerten yalnızca barbarlar değildi, buğday haklarının kesilmesiydi. Fransız Devrimi'ni ateşleyen sadece fikirler değildi, boş ekmek raflarıydı. Yeryüzünde hiçbir birey yatağa aç girmemeli. Günümüzde 8 milyar insanı besleyecek kapasiteden yüzde 30 daha fazla gıda üretiliyor. Açlık bir üretim sorunu değil, siyasi iradenin niteliğiyle ilgilidir. 783 milyon insan kronik açıdan yaşıyor. Gıdaya erişim herkesin doğuştan sahip olduğu temel bir hak olmalı. Gıda arzını yönetmek toplumsal barışın da güvencesidir. Devletler arası işbirliği ve merkezi ile yerel yönetimler arasında işbirliği şarttır. Birbirinden öğrenen ve güçlenen ortak akıl inşa edilmelidir" ifadelerini kullandı.

Gökhan Günaydın, konunun siyasi boyutlarına da dikkat çekerek, "Türkiye bir gen kaynağıdır. Bu topraklarda 13 bin bitki çeşidi bulunmakta, bunlardan yaklaşık 4 bini endemiktir. Türkiye, her yıl yaklaşık 1 milyon nüfus artışıyla büyüyen bir ülke konumundadır ve 10 milyondan fazla mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Bu tablo, Türkiye'de gıda arzının yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret etmektedir. Türkiye, hızla gelişen kentler ve boşalan kırsal alanlar ile karşı karşıyadır. İstanbul, kendisine yetecek gıdanın yalnızca yüzde 1'ini üretebiliyor. Akdeniz Havzası, iklim krizinin en derin yaşandığı bölgelerden biridir. Bu durum, ülke açısından sürdürülebilir değildir. Alternatif bir politika yürütmek gerekmektedir. İstanbul'un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kentsel gıda politikalarının yönlendirici olduğu bilinse de, şu an aramızda değil. Bu tablo, Türkiye'de yalnızca iklim ve gıda krizleri değil, aynı zamanda demokrasi krizine de işaret eder. Bunlar birbirleriyle eş zamanlı ve birlikte ilerleyen süreçlerdir. Bütün bu durumları dikkate alarak, yerel, temiz ve adil gıda sistemleri inşa etmek zorunludur. Bu geleceğin mümkün olduğunu, hem Türkiye hem de dünya için görüyorum. Ayrıca, Rusya-Ukrayna savaşları, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları gibi küresel gelişmeler de bu tabloyu daha karmaşık hale getiriyor" dedi.

Etiketler:

gidaiklimdemokrasi
Reklam yükleniyor...