Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, çocukları koruma konusunda devletin yetersiz kaldığını ve suçların artmasının hükümetin politikalarına bağlı olduğunu belirtti. Ceza ve sosyal politika eleştirileri yaptı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ahmet Minguzzi, Hakan Çakır ve Atlas Çağlayan cinayetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, tahliyeler sonrası her gün yeni bir suç ve cinayetin işlendiğini belirtti. Uysal, AKP iktidarının popülist ve politik kararları nedeniyle suçu önlemede yetersizlik yaşandığını ve cezasız kalan suçların artmaya devam ettiğini ifade etti.
Uysal, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda şu sözlere yer verdi:
"Tahliyeler sonrası her bir gün yeni bir suç, cinayet! Ahmet Minguzzi evladımız, kız kardeşini ve annesini korumaya çalışırken katledilen Hakan Çakır ve önceki gün öldürülen Atlas kardeşimizin katilleri ile ilgili açıklama yapmadığımız gerçekler var. Ceza infaz sistemini, siyasi iktidarın inisiyatifine tamamen bırakmak, suçun artmasına ve suçluların cesaretlenmesine neden olmakta. Cezalandırılmayan, AKP iktidarının popülist ve politik kararları yüzünden infazı gerçekleşemeyen suçlar, yeni suçların işlenmesine zemin hazırlıyor. Ayrıca, Türkiye’de 'suça sürüklenen çocuk' kavramı, iktidarın sosyal sorunları örtbas etme amacıyla kullandığı bir mazeret haline geldi. Kasten öldürme gibi ağır suçlarda failin yaşına göre kurulan dil, şiddeti normalleştiren ve çocukları kaderlerine terk eden siyasi tercihlerin bir sonucu olarak öne çıkıyor."
Uysal, çocukların bu suçlara karışmasını engelleyen nedenleri sıraladı: eğitim sisteminin siyasallaşması, parçalanmış aile yapıları, uyuşturucu ve çeteleşmenin yaygınlığı ile devletin sosyal politika alanından çekilmesi. 15 Temmuz darbe girişiminin, bu sorunların derinleşmesinde etkili olduğunu söyleyen Uysal, hukukun çocukları koruma konusunda başarısız olduğunu ve suçluların 'çocuk' sıfatıyla dokunulmazlık kazandığını belirtti. Bu durumun caydırıcılığı ortadan kaldırdığını ve suçu teşvik ettiğini dile getirdi.
Uysal, devletin suç işlemeyi önleyici sosyal politikalar yerine, suç sonrası kavramlara sığınmasının vicdan ve inandırıcılık krizine yol açtığını vurguladı. Ayrıca, çocuklara yönelik cinsel suçlarda kullanılan 'rıza' ifadesinin, suçları hafifletmek amacıyla söylendiğini ve 'af', 'iyi hal' gibi uygulamalar ile suçların normalleştirilmeye çalışıldığını söyledi. Bunların, suçun önlenmesine ve toplumun güvenliğine zarar verdiğini belirtti.
Uysal, çözüm için öncelikli olarak suç işleyen kişilerin en ağır şekilde cezalandırılması ve suç işlemeye teşvik eden koşulların ortadan kaldırılması gerektiğine değindi. Ayrıca, 'suça sürüklenen çocuk' ifadesi yerine 'sefalete sürüklenen aile çocukları' denilmesinin önemli olduğunu sözlerine ekledi. Eğitimsizlik, istihdam yetersizliği ve yoksulluğun suç oranlarını artırdığını ve medya aracılığıyla şiddet içeren ve suçları teşvik eden içeriklerin yaygınlaştığını da dile getirdi.