Hatay'nın Samandağ ilçesi Çöğürlü Mahallesi'nde 25 yıldır faaliyet gösteren beton santraline karşı tepkiler artarken, çalışma süreleri ve çevresel etkiler tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Hatay'ın Samandağ ilçesi Çöğürlü Mahallesi'nde, Asi Nehri'nin ekosistemini ve halk sağlığını tehdit ettiği belirtilen Gür-Kal İnşaat'a ait beton santraline karşı tepkiler sürüyor. DSİ'nin nehir yatağındaki daralma nedeniyle "telafisi imkânsız zararlar oluşabilir" raporu bulunmasına rağmen, tesisin çalışma süresinin 16 saate çıkarıldığı aktarıldı.
25 yıldır faaliyet gösteren Gür-Kal İnşaat'a ait Kalker Ocağı Kırma ve Eleme Tesisi ile Hazır Beton Tesisi'nin, nehir ekosistemine ve halkın sağlığına zarar verdiği ifade edilmekte. Mahalle muhtarı Kıymet Doğru ve mahalle sakinleri zaman zaman eylemler yaparak duruma dikkat çekiyor.
Çiğdem Özbaş, Asi Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü son duraklardan biri olan Samandağ Çöğürlü Mahallesi’nde yaşanan çevre felaketine dikkati çekti. Gür-Kal İnşaat’a ait tesislerin ekosistemi ve halk sağlığını yok saydığını, sürecin halk sağlığı ve güvenliği açısından kriz haline geldiğini belirtti. İşletmenin faaliyet alanını nehir yatağı da dahil olmak üzere genişletmesi, mahalle halkının yaşam ve mülkiyet haklarını tehdit etmekte.
16 Ocak 2025 tarihli DSİ raporunda, işletmenin hava, gürültü ve ısı kalitesini bozduğu, nehir yatağının daralmasıyla sel ve taşkın risklerinin artabileceği açıkça ifade edildi. Mahalle sakinleri bu raporu göstererek 17 Eylül 2025'te MAPEG’e yaptıkları başvurunun reddedildiğini belirtti.
Özbaş, DSİ’nin risk raporuna rağmen, Hatay Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından üç haftada kapasite artış izni verildiğini ve halkın katılımı yapılmadan, bir hafta içinde "ÇED Olumlu" kararı alındığını vurguladı. Ayrıca çalışma saatlerinin 8 saatlik izin yerine 07.00-23.00 saatleri arasında iki vardiya olarak değiştirildiğini üzülerek öğrendiklerini belirtti.
Mahalle muhtarı Kıymet Doğru ve halk, üç dava açtı ve çeşitli taleplerde bulundu. Bu talepler arasında işletme ruhsatının iptali, halkın katılımı olmadan verilen kararların iptali ve Asi Nehri yatağının eski haline getirilmesi yer alıyor.
İklim Adaleti Koalisyonu, tesisin devam etmesi halinde fauna, flora ve kültürel mirasa geri dönüşü olmayan zararlar vereceğini belirtti. Nehir yatağının daralması ve denetimsizlik sonucu ekosistemlerin yok olabileceği uyarısı yapıldı. Ayrıca, 25 yıl önce “ÇED gerekli değildir” denilerek açılan ve denetimsiz çalışan tesisin faaliyetlerinin ivedilikle durdurulması istendi.
Muhtar Doğru, yetkililere ve kurumlara itirazlarını dile getirerek, işletmenin gece de çalıştığını ve çalışanların denetlenmediğini aktardı. İşletmeye alınan 16 saatlik çalışma izninin nasıl verildiğini ve yetkililerin bu kararlar üzerinde nasıl denetim yaptığı sorusunu gündeme getirdi. Ayrıca, mahalle halkının tarım alanlarının talan edildiğini ve tarihi eserlerin patır patır patlatıldığını belirtti. Mahalle halkı, bu hukuksuzluklara karşı mücadelelerini sürdürmekte.