Haberde, Müslümanların hicri yılbaşı ve Batı ülkelerinin yılbaşı kutlamalarıyla ilgili tartışmalar ele alınıyor. Dini ve tarihi perspektiften bilgiler verilmekte.

Hayret, bizden olmayan ne varsa hepsine sahip çıktık. Hristiyan dünyasının yılbaşını hatırlarken, bizim yılbaşımızı unuttuk. Peygamberimizin (sav), Mekke-i Mükerreme’den, Medine-i Münevvere’ye hicreti, biz Müslümanlar için hicri yılbaşıdır.
Batı ülkeleri, yani Yahudiler ve Hristiyanlar, günümüzde bir bataklığın içinde çırpınıyorlar. Önce Yahudiler Tevrat’ı, sonra Hristiyanlar İncil’i bozma çabası içine girdiler. Tevrat’ta bazı ayetleri gizlediler ve sözlerini ekleyerek yeni dinler oluşturmaya çalıştılar. Hristiyanlar ise İncil’i değiştirerek Allah (cc)’ın üçtür dediğini öne sürdüler. Kuran-ı Kerim’de, Allah (cc)’ın üçü dediği iddiası kâfirliktir. Bu nedenle, bu inançlara inanan kişiler bozmaya çalıştıkları doğrudur, çünkü sözler Allah’ındır (cc). Kendilerini ve insanları kandırdılar.
İnsanlar, socializm, komünizm, kapitalizm ve diğer beşeri sistemleri yayarak, eşyayı putlaştırdılar. Kadın konusu da yozlaştırıldı ve toplum sapık hale geldi. Bizler, Tanzimattan itibaren, onlara benzemek adına birçok ahlaka aykırı davranışta bulunduk. Günümüzde, dinini, kitabını ve peygamberini (sav) inkar eden, onların yaptığı hareketlere benzeyen toplumlar olduk. Huzur, kanaat ve adalet ortadan kalktı. Zengin ile fakir arasındaki fark büyüdü ve insanlar mallarını putlaştırır hale geldi.
Tarihimizi unutturdular. Dinimizi kötülediler ve yabancıların yazdığı tarihleri tercüme edip, film ve dizi yaparak para kazandılar. Ancak, gerçek bilim ve tarih bilgisi, mikrobu bulanın, dünyanın yuvarlak olduğunu ve enlem ile boylamı hesaplayan İslam alimleridir. Hristiyan ve Yahudilerin yaptığı dini yanlış hareketlerin, İslam’a aykırı olduğunu biliyoruz ve bu davranışlardan uzak durmamız gerektiği Kuran-ı Kerim’de birçok ayette belirtilmiştir.
Yılbaşı ve diğer Batı icadı çeşitli kutlamalara katılmak ve tüketimi normalleştirmek, küfre kapı aralamaktır. Peygamberimiz (sav), özellikle Medine’de Yahudilerin yaptığı hareketleri yasaklamış ve onlara benzememelerini emretmiştir. Hz. Ömer (ra) da ordu sefere gönderirken, insanların Hristiyan ve Yahudilere benzer giyinmemesi konusunda uyardı.
Boşna Hersek’de, savaş sırasında bir askerin, çocukları ve yaşlıları öldüren savaş suçlusuna, Peygamberimizin (sav) etmeyeceği hareketleri yapardı. Bu, ilahi mesajlara aykırıdır. Bir Müslüman, yılbaşını kutlayamaz; kutlarsa, hem kendine hem de ahirette hesap verecektir. Kuran-ı Kerim ve hadisler, bunun haram olduğunu ve yanlış olduğunu bildirir.
Yuşa B. Nuh (as), peygamberine vahiy ederek, ibadette samimi olan 40.000 kişiyi ve asilerden 80.000 kişiyi helak edeceğini bildirmiştir. Helak olunanların, ibadetle ilgilenip doğru yolun dışına çıkanlar olduğu anlatılmıştır. Bu, bizim örnek almamız gereken örnektir. Özellikle, gece yapılacak ibadet ve tefekkür tavsiye edilmiştir. TV ve internetin olası tehlikelerine dikkat çekilerek, gece teheccüd namazı ile dua edilmesi önemseniyor.
Peygamberimiz (sav), “Kim nasıl yaşarsa öyle ölür, öyle dirilir.” buyurmuştur. Mahşerde, imansız ve dinsiz yayınlar yapan bir TV ile dirilene, üzülür. Hz. Sevban (ra), Peygamberimizin (sav) huzurunda, Allah’a olan sevgisiyle yaşadığını ve ondan ayrılmak istemediğini belirtmiştir. Bu, sevgiyle uyanmanın ve dini yaşamın önemini vurgular. Dine ve imana aykırı festivaller ve törenler reddedilir, kabul edilmez.
Sonuç olarak, dini yaşamada ve kutlamalarda, İslam’a aykırı olan davranışlardan uzak durulmalı ve gece ibadetleri ihmal edilmemelidir. Herkes, kendisine düşen sünnet ve ibadetleri yerine getirmeli, bu söylediklerimizle de Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmalıdır.