Hopa Parkı’nda emekliler zam taleplerini dile getirerek oturma eylemi yaptı. Talep edilenler arasında maaş artışı ve sendika hakkının güvence altına alınması yer alıyor.

Hopa Parkı’nda gerçekleştirilen oturma eylemi sırasında Tüm Emekliler Sendikası Hopa Şubesi tarafından bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, seyyanen zammın bir lütuf değil, hak olduğu, en düşük emekli maaşının en düşük memur maaşına eşitlenmesi ve emeklilerin sendika hakkının yasal güvence altına alınması talepleri dile getirildi.
Emekliler, emekli zamlarının yetersiz olduğunu belirterek Hopa Parkı’nda oturma eylemi yaptı. Eylem öncesinde Hopa Parkı’na yürüyüş düzenleyen emekliler, ayrıca Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) iş bırakma eylemine de destek verdi.
Muhammet Oral, toplandıklarını ve insanca yaşam hakkı ile emeklilere seyyanen zam talebinde bulunduklarını ifade ederek, mutfaktaki yangına, eriyen maaşlara ve yoksulluk sınırının altındaki yaşama karşı seslerini yükselttiklerini söyledi. Oral, seyyanen zammın bir lütuf değil, alın terlerinin karşılığı olduğunu belirtti. Ayrıca, 2 Ocak’taki eylemlerle emeklilerin öfkesini, taleplerini ve değişim iradesini ortaya koyduklarını ifade etti.
Milletvekillerinin, emekliler lehine düzenleme yapılana kadar Meclis’i terk etmem kararını ve mücadelelerini desteklediklerini vurgulayan Oral, bu gelişmenin siyaset anlayışının iflas ettiğinin göstergesi olduğunu belirtti. Meclis oturma eylemlerinin sokakta halkın güçlü ve örgütlü desteğiyle anlam kazandığını belirterek, desteklerini sözle değil, fiili mücadeleyle büyüteceklerini söyledi. Ayrıca, tüm emekçileri, yoksulları ve demokratik kitle örgütlerini mücadeleye omuz vermeye çağırdılar.
Oral, emeklilerin bu aylıklarla geçinmesinin mümkün olmadığını, her emekliye en az 20 bin Türk Lirası ek zam yapılması gerektiğini ifade etti. En düşük emekli aylığının, en düşük memur maaşıyla eşitlenmesini ve sendika hakkının yasal güvence altına alınmasını istediklerini dile getirdi. Emeklilerin sadaka değil, haklarını istediklerini vurguladı. Yoksulluğa ve yok sayılmaya mahkûm edilemez olduklarını belirterek, çözümün dayanışmada olduğunu ifade etti.