Hüzeyme Yeşim Koçak'ın konuşmasından derlenen içerik, aile, toplum ve kültürel yapıdaki mevcut sorunları, yozlaşmasını ve geleneksel değerlerin kaybını ele almaktadır.

Senenin son haftasında, Aydınlar Ocağı tarafından düzenlenen “Aile Yılında Aileyi Konuşmak” panelinde yapılan konuşmanın bir bölümünü paylaşıyor.
“Bildiğiniz gibi 2025 Yılı Aile Yılı ilan edilmiştir. Aile, toplumun temel taşıdır ve aileyi korumak devletin öncelikli görevleri arasında yer alır.
Hz. Mevlâna’nın sözünü hatırlatıyor; herkesin Allah’ın ailesi olduğunu belirtiyor: “Bütün mahlûkat, yarattıkları Allah’ın Ailesi.”
Kur'an'ın ve tabiatın korunması ile yeni doğan bebekler, gençler ve yaşlıların gelecekten emin olduğu bir ülke hayali dile getiriliyor. Ancak önümüzde derin sorular var; canlı ve cansız varlıklara nasıl davranıyoruz ve bu kutsal anlamı nasıl temsil ediyoruz?
Türkiye ailesinin şu anki durumuna değiniyor ve bazı problemlere ışık tutuyor. Günümüzde, şoklar ülkesinde yaşıyor olabileceğimizi vurguluyor. “Asla olmaz” denilen şeylerin gerçekleşmesiyle duyarsızlaştık. Beş yaşındaki çocuklardan meclise kadar uzanan suçlar, taciz olayları ve yargı sorunları dile getiriliyor.
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Tarık Buğra'nın, “Düşman Kazanmak Sanatı” adlı eserinde “kafa ve kişilik köleliği”nden söz edildiği ve Tevfik Fikret’in aldanmanın kurtarıcı olduğu iddia ediliyor. Buğra, insanlarda saf aldanma ve aldatılma durumunun yaygın olduğunu belirtiyor.
Günümüzde ideolojiler, ülküler ve kutsal emanetler sahipsizlik ve değersizlik duygusu taşıyor. İnsanlar kendilerini şaşırmış ve çaresiz hissediyor, geçmiş ve gelecek arasında sıkışıp kalıyorlar. Tarih ve güncel olaylar, tarih ve mirasın değerlerini erozyona uğratıyor.
Çeşitli örneklerle, ekonomik krizler, yoksulluk ve bağımlılıklar vurgulanıyor. Geniş kitleleri etkileyen, emekliyi, memuru ve işçiyi vuruyor. İşsiz sayısı yüksek, sosyal yardım alanlar ve madde bağımlısı oranları artıyor. Sentetik madde kaynaklı ölümler ve uyuşturucu ile mücadele konusu tartışılıyor.
Kumar, alkol, bilgisayar oyunları ve spor bahisleri gibi bağımlılık yapıcı unsurlar gündemde. Eğitimdeki aksaklıklar ve öğretmenlerin şikayetleri anlatılıyor. Müfredat ve sınav sistemlerinin sürekli değişimi, sahte diplomalar ve eğitimdeki sorunlar dile getiriliyor. Türkçe ve dilde yabancı kelimelerin artması, dilin yozlaşması konusunda endişeler ifade ediliyor.
Aile kurumunun güçlendirilmesi, tehlike ve saldırılara karşı dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor. Televizyon ve sosyal medyada yayılan olumsuz içerikler ve ahlaki yozlaşma anlatılıyor. Sosyal hayattaki değişimler, davranışlarda bozulma ve toplumun genelinde artan çürüme örnekleri veriliyor.
Geleneksel konukseverlik, saygı ve disiplinin azalması, misafirperverlik kavramlarının kaybolması ve aile içi ilişkilerdeki bozulma eleştiriliyor. Kadın ve annelerin toplumdaki önemi hatırlatılıyor ama aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinin devamına dikkat çekiliyor.
Güçlü erkeklerin, amel eder, onurlu ve çalışkan olmaları gerektiği anlatılırken; toplumda öne çıkan hayırsever mafya babaları ve onların resimlerinin altındaki anlamlar sorgulanıyor. Tembellik ve yaşam biçimlerinin değişimi, kültürel hafıza ve milli değerlerin zayıflaması üzerinde duruluyor. Toplumun kültür ve sanat değerlerini koruma yeterliliği sorgulanıyor.
Şilepli yazar Faik Sabri Duran’ın İngiltere’de ziyaret ettiği Şekspir’in doğduğu ve muhafaza edilen evi anlatılıyor. Her milletin önemli şahsiyetleri ve değerlilerinin hatıralarının korunması gerektiği vurgulanıyor.
Türk milletinin edebi ve kültürel şahsiyetleriyle ilgili problem ve alan eksiklikleri dile getiriliyor. Kaybedilen aydınlar ve sanatçıların mezarlarının durumu, tarihi ve kültürel mirasın korunmasına ilişkin çalışmalar dile getiriliyor. Güdümlü edebiyat anlayışının ve sanatın iktidarlara bağlı hale gelmesi eleştiriliyor.
Kültürel faaliyetlerin ve medyadaki içeriklerin yetersizliği, sahte ve düşük kalite sanatçıların ön plana çıkması gibi sorunlar anlatılıyor.
Genel anlamda, toplumda genel yozlaşma, ahlaki değerlerin zayıflaması ve kültürel çözüntüler sıralanıyor. Ayrıca, toplumun kültürel ve milli değerlerini koruma ve yaşatma konusunda yeterince adım atılmadığı vurgulanıyor.