İBB Davası'nın 18. günü, tutuklu sanıkların savunmalarıyla sona erdi. Melih Geçek, örgütün gizlilik yapısıyla ilgili açıklamalarda bulundu ve Hüseyin Gün'ün uydurulduğunu ifade etti.

İBB Davası'nın 18. günü, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam etti. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 414 sanıklı davada duruşma tutuklu sanıkların savunmalarıyla sona erdi.
İstanbul Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan tutuklamaya ilişkin dosyada, tutuklular arasında bulunan İSTTELKOM A.Ş. Genel Müdürü Melih Geçek de yer aldı. Geçek, savunmasında örgütün gizlilik yapısına işaret ederek, "Hüseyin Gün kim ki ben ona bağlıyım? Ben Hüseyin Gün’ü hayatımda bir defa gördüm; başka hiçbir temasım yok. Hayatımda sadece bir defa gördüğüm, beni beceriksiz ve işe yaramaz olarak nitelendiren ve bir daha hiçbir zaman temasta bulunmadığım bir vatandaşın, iddia edilen örgütte benim yöneticim olduğu ifade ediliyor. Bu nasıl bir örgüt? Altı yıldır hiçbir temasta olmadığım bir yöneticinin emrinde çalışmışım. Başkanım, burada hukuk derslerinde gördüğümüz gibi, örgütlerde gizlilik olması gerekir. Sanırım örgütün gizlilik ayağını doldurmak için Hüseyin Gün diye bir kişi uydurulmuş" dedi.
Duruşmada, tutuklulardan Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya da bulundu. Tutuksuz sanıklar ve avukatlar da duruşmaya katıldı.
Geçek, örgüt ve gizlilik konusuna değinerek, "Ben ve arkadaşlarım, altı yıldır hiçbir temasta olmadığımız kişilerle çalışmışız. İstanbul Senin ve İstanbul için faydalı olan uygulamalarla örgüt yapısında yer aldığımız iddialarını reddediyorum. Ayrıca, İstanbul Senin’in lansmanına davet edilmedim, son anda gelen davetliler arasındayım" ifadelerini kullandı. Ayrıca Almanya ziyareti ile ilgili olarak, "Ocak 2020’de yapıldığı söylenen ziyaret, aslında 15-17 Aralık tarihlerinde gerçekleşmiş ve ben bu ziyaret sırasında toplantıya katıldım. Grup halinde WhatsApp görüşmesi yapmışız ve toplantıya Zoom üzerinden katıldım" dedi.
Geçek, telefon kullanımı ve ilgili suçlamalara da değinerek, "Telefonumu görmedim ve kullanmadım, odada da bulunmadım. Telefonun bizim tarafımızdan alınmış olması veya kullanılmasına dair herhangi bir delil yok" diyerek suçlamaları reddetti. Ayrıca, "21 Mart sabahı Saraçhane’ye gittim ve orada yaklaşık yedi gün kaldım. Toplantılarda ve ifadesinde karşı karşıya gelinen iddiaların asılsız olduğunu, gizlilik içermeyen resmi toplantılara katıldım" şeklinde açıklamada bulundu.