İBB davasında ikinci gün… İbrahim Kaboğlu: "Bu dava yalnızca Ekrem İmamoğlu ve ekibinin davası değildir, aynı zamanda İçişleri Bakanlığı’na yönelen bir davadır" Duruşma ve iddianame özetine ilişkin açıklamalar İstanbul…

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, İBB'ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşmasında mahkeme salonunda okunan iddianame özetine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kaboğlu, "Varsayalım ki iddiaların bir kısmı doğru. Peki İçişleri Bakanlığı ne yapıyordu? İçişleri Bakanlığı müfettişleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni hiç denetlemedi mi? Defalarca denetim yaptıklarına göre ya görevlerini yapmadılar ya da bu iddialar dayanaksız. Bu nedenle bu dava yalnızca Ekrem İmamoğlu ve ekibinin davası değildir. Bu dava aynı zamanda İçişleri Bakanlığı’na yönelen bir dava ve bu dava bütün Türkiye Cumhuriyeti’ni ilgilendiren bir dava" dedi.
Kaboğlu, İBB'ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanıklı davanın ikinci duruşması öncesinde ANKA Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Dava, Türkiye'nin demokratik süreci açısından da büyük önem taşıyor ve sonucun demokratik siyasete dönüşümü belirleyecek nitelikte olduğunu belirtti.
Kaboğlu, duruşma sürecinde ortamın önceki günlere göre sakinleştiğini, İmamoğlu’nun yaptığı konuşmanın ortamı yatıştırdığını ve mahkeme salonundaki gerginliklerin azaldığını ifade etti. Ayrıca, adil yargılanma hakkına önem verdiklerini ve bu hakların korunması gerektiğini vurguladı. Tutuklu yargılanan kişilerin tutuksuz yargılanması gerektiği görüşünü paylaşan Kaboğlu, bunun hukuken tutarlı ve haklara uygun olduğunu kaydetti.
Kaboğlu, mahkeme heyetine ve savunmaya eşit yaklaşım çağrısında bulunarak, duruşmanın adil bir şekilde sonuçlanmasını umduğunu ifade etti. İmamoğlu'nun duruşmadaki konuşmasının önemine değinen Kaboğlu, bu konuşmanın davanın haksızlığını ve çelişkilerini dile getirdiğini ve ortamın sakinleşmesine katkı sağladığını belirtti.
Kaboğlu, iddianame özetine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu davanın aynı zamanda İçişleri Bakanlığı’na yönelik olduğunu ve Bakanlıkların denetimlerini dikkate almaları gerektiğine işaret etti. "İddianame özetini dinlerken şunu düşündüm: Varsayalım ki iddiaların bir kısmı doğru. Peki İçişleri Bakanlığı ne yapıyordu? İçişleri Bakanlığı müfettişleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni hiç denetlemedi mi? Defalarca denetim yaptıklarına göre, ya görevlerini yapmadılar ya da bu iddialar dayanaksız. Bu nedenle bu dava yalnızca Ekrem İmamoğlu ve ekibinin davası değildir. Bu dava sadece İstanbul’daki adliye çevreleriyle sınırlı kalmayıp, bütün Türkiye Cumhuriyeti’ni ilgilendirmektedir" dedi.