CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, İBB davasının ikinci haftasında duruşmanın iptal edilmesini ve mahkemenin hakiminin duruşma yapmaya niyetli olmadığını belirterek, durumları değerlendirdi.

Haber: Çağatan AKYOL
(İSTANBUL) - CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer, İBB davasının ikinci haftasında İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yaşananları değerlendirdi. Özer, duruşmanın iptal edilmesini eleştirerek, mahkemenin hakiminin duruşma yapmaya niyetli olmadığını söyledi.
Özer, görevlerinin milletvekilliği olduğunu, mesleklerinin ise avukatlık olduğunu belirterek, "Biz İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatlarız. Fiilen bir sanığın müdafasını üstlenmediğimiz sürece, burada avukat tarafında oturmamızın kanunen bir mahsuru yok. Duruşmanın insicamı açısından da bir mahsuru yok. Orada ısrarla şunu söyledim: 'Ben İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatım. Boynumda avukat kartım var. Bu benim kazanılmış bir hakkım. Üstümde cübbem var. Aynı zamanda iddianame önümde açık. Ben burada not alıyorum. Bütün duruşma günlerine ayrı ayrı not alıyorum. Dolayısıyla çalışabileceğim bir ortam lazım bana. Dolayısıyla masa olan bir yerde oturmam lazım.'
Ancak mahkemenin hakimi duruşma yapmaya niyeti olmadığını şu ifadeyle dile getirdi: 'Dönüyor, diyor ki milletvekillerine izleyici tarafına yer ayırıyor.' Özer, kendisinin aslında avukat olduğunu ve görevi gereği çalışmak istediğini belirterek, "Ben İstanbul Barosu'na kayıtlı avukatım. Boynumda avukat kartım var. Bu benim kazanılmış bir hakkım. Üstümde cübbem var. Aynı zamanda iddianame önümde açık. Ben burada not alıyorum. Bütün duruşma günlerine ayrı ayrı not alıyorum. Dolayısıyla çalışabileceğim bir ortam lazım bana. Dolayısıyla masa olan bir yerde oturmam lazım. Ama mahkemenin hakimi, duruşma yapmaya niyeti olmasa gerek, şöyle bir şey söylüyor: 'Dönüyor, diyor ki milletvekillerine izleyici tarafına yer ayırıyor.' Ben de diyorum ki, bakın milletvekili benim görevim. Ben aslında avukatım. Dolayısıyla burada oturmamın kanunen, yasal olarak hiçbir engeli yok. Ve bunun için benim bir yetki belgesi sahibi olmama, bir vekalet sahibi olmama, herhangi bir sanığı müdafaa etmeme de gerek yok. Gizlilik kararı olmayan, aleni bir duruşma. Mesleki gelişimim açısından da bunu takip etmek en doğal hakkım. Bunu izah etmeye çalıştım. Uzun uzun anlatmaya gayret ettim. Ama herhalde duruşma yapmaya niyeti yok. Hani dedi ki: 'Ben buradan ayrılıyorum.'
Özer, duruşmanın iptal edildiğini mübaşirden öğrendiğini belirterek, "Kendisi (Mahkeme Başkanı) çıkıp söyleme tenezzülünde bulunmadı. Bunu bir psikolojik savaş, psikolojik üstünlük mücadelesi gibi görüyor ama biz öyle görmüyoruz. Biz işimizi yapmak istiyoruz. Parti bize nöbet yazmış: 'Bu işi takip edeceksiniz' demiş. Orada biz sanıkları dinleyeceğiz. Orada tanık olanları dinleyeceğiz. Tutuklusunu dinleyeceğiz, tutuksuzunu dinleyeceğiz. Mahkemenin tavrını gözlemleyeceğiz. Mübaşirin tavrına kadar bakacağız, gözlemleyeceğiz ve basını bilgilendireceğiz ki aynı sorunu sizler de yaşadınız. Sizi de o tarafa almıştı, görev yapmanızı zorlaştırır bir bölgeye tekrar. Bunu bir psikolojik savaşa çevirmiyor, biz psikolojik savaş içerisinde değiliz. Biz işimizi yapmak istiyoruz. Kendisi de işini yapsın. Orada bağırmıyorum, çağırmıyorum, duruşmanın düzenini bozmuyorum. En ufak bir hareketim yok. Oturmuşum, duruşmada konuşulanları not alıyorum. Ben bu işi takip ediyorum. Bu engellendi. Hakkımızı kullanıyoruz."
Geçen duruşmada hakimin basın mensuplarıyla sorun yaşadığını hatırlatan Özer, "Teşbihte hata olmaz, 'Küstüm, oynamıyorum' der gibi. 'Ben çıkıyorum' diyor. Çıkıyor, gidiyor" dedi.