Ankara'da mahkeme, Kara Harp Okulu mezuniyet töreninde teğmenlerin komutanının ihracını iptal etti. Mahkeme, sorumluluk ve ölçülülük ilkeleri doğrultusunda kararını açıkladı.

Ankara 19. İdare Mahkemesi, Kara Harp Okulu'nda 30 Ağustos 2024’teki mezuniyet töreninin ardından subay andını okuyan teğmenlerin komutanı Albay Mustafa Alper Topsakal'ın TSK'dan ihraç edilmesine ilişkin işlemi hukuka aykırı buldu. Mahkeme, davacının astlarının eylemlerinden bireysel ve eş değer sorumlu tutulmasının ölçülü olmadığını vurguladı.
Albay Topsakal, hizmet dengesini bozmak ve disiplin ihlali nedeniyle 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesine göre silahlı kuvvetlerden ayırma cezası aldı. Bu işlem sonrasında, 16 Ocak 2025 tarihli Yüksek Disiplin Kurulu kararını takiben, 1 Şubat 2025'te TSK ile ilişiği kesildi. Mahkeme, bu işlemlerin oy birliğiyle iptaline karar verdi.
Mahkeme, disiplin cezasına ilişkin dengelemenin hukuk devleti ilkelerinin gereği olduğunu belirtti. Gerekçe, ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olarak elverişlilik, gereklilik ve orantılılık ilkelerine dikkat çekti ve disiplin hukukunun temel ilkelerine vurgu yaptı. Ayrıca, disiplin suçları ve ceza kurallarının açık tanımlarının ve yasa tarafından net belirlenmiş olmasının zorunluluğu vurgulandı.
Uyuşmazlıkta, davacının astlarının eylemlerinden sorumlu tutulması için disiplin suçunun ağır veya devlet ve Milli Savunma Bakanlığı'nın itibarına zarar vermiş olması gerektiği kaydedildi. Söz konusu olayda, davacının herhangi bir izin veya onay vermediği ve eylemin resmi törenin sona ermesinden sonra gerçekleştiği belirtilerek, silahlı kuvvetlerden ayırma cezasının ölçüsüz olduğu vurgulandı.
Mahkeme, davacının fiilinin "yükümlülüklerini ihmal etme" kapsamında değerlendirilebileceğini, ancak verilen cezanın bu suç tipine uygun olmadığını belirtti. Bu çerçevede, davacının ceza ve fiilinin uyumsuz olduğu, dolayısıyla hukuka aykırı olduğu ifade edildi.
Karara katılmayan üye, davacının fiil ve kusurunun somut biçimde bulunmadığını belirtti. Ayrıca, hukuken sorumluluğun sadece fiil üzerine kurulu olduğunu ve varsayıma dayalı ceza verilmesini yasal mevzuatın desteklemediğini vurgulayarak, gerekçeye katılmadığını açıkladı.