İfade Özgürlüğü Derneği’nin raporu, küresel sosyal medya platformlarının Türkiye’de ifadeyi korumaktan çok idari ve yargısal taleplere uyum sağladığını ortaya koydu. Platformların uygulamaları dijital itaat rejimi olarak tanımlandı.

İfade Özgürlüğü Derneği’nin (İFÖD) yayımladığı “Dijital İtaat Rejimi: Türkiye’de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması” başlıklı rapor, küresel sosyal medya platformlarının Türkiye’de ifade özgürlüğünü korumaktan çok idari ve yargısal taleplere uyum sağladığını ortaya koydu. Rapora göre, platformların uygulamaları dijital itaat rejimi olarak tanımlandı.
Ocak 2026 tarihli raporda, Facebook, X (eski adıyla Twitter), YouTube ve TikTok’un Türkiye’de yürürlükte olan 5651 sayılı Kanun kapsamında temsilci atama ve yaptırım mekanizmaları karşısında bağımsız hareket edemediği vurgulandı. Bu durum, sosyal medya şirketlerini kullanıcı haklarını gözeten aktörler olmaktan çıkarıp, devlet taleplerine hızla uyum sağlayan yapılar haline getirdi.
Raporda, şirketlerin düzenli olarak yayımladığı şeffaflık raporlarının kamuoyunun bilgilendirilmesine hizmet etmediği belirtildi. Ayrıca, içerik kaldırma ve erişim engelleme kararlarına ilişkin ayrıntılı ve denetlenebilir verilerin paylaşılmadığı da vurgulandı.
Rapora göre, platformların hukuka uyum söylemleri pratikte kullanıcı haklarının korunmasına değil, idari ve yargısal talepler karşısında sorgusuz bir uyum sürecine işaret ediyor. TikTok’un, Türkiye’den gelen içerik kaldırma taleplerine yüksek oranda yanıt verdiği, YouTube’un ise bazı hukuki düzenlemelere dayanarak içerik kaldırma uygulamalarını sürdürdüğü belirtildi.
İFÖD, Anayasa Mahkemesi’nin bazı düzenlemelere ilişkin iptal kararlarına rağmen fiili uygulamaların devam ettiğine dikkat çekti. Ayrıca, sosyal medya platformlarının bu süreçte hukuki belirsizliklere karşı kullanıcı lehine tutum geliştirmediği ifade edildi.
Raporda, Türkiye’de internet yönetişiminin şeffaf ve hesap verebilir hale gelmediği, sosyal medya şirketleri ile kamu otoriteleri arasındaki ilişkinin kapalı kapılar ardında sürdürülen uyum ve pazarlık süreçlerine dönüştüğü vurgulandı. Platformlara içerik kaldırma ve erişim engelleme taleplerine ilişkin daha ayrıntılı veri paylaşımı yapılması ve kullanıcıların itiraz mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.