Sahnede karşılaşan Herbert von Karajan ve Leonard Bernstein arasındaki rekabeti anlatan ‘Devlerin Savaşı’ oyunu, yüzleşme ve kültürel çatışma temalarını sahneye taşıyor. Okan Bayülgen ve Celal Kadri Kınoğlu önemli rol alıyor.

Sanat tarihinin iki büyük ismi Herbert von Karajan ve Leonard Bernstein, bu kez sahnede karşılaşıyor. “Devlerin Savaşı”, rekabet, politika ve yüzleşme aracılığıyla iki büyük sanatçının geçmişleriyle hesaplaşmasını anlatan tiyatro oyunu. Okan Bayülgen ve Celal Kadri Kınoğlu, oyundaki iki maestro arasındaki sert ve kültürel hesaplaşmayı sahneye getiriyor.
Dünya müzik tarihinin iki önemli figürü Herbert von Karajan ve Leonard Bernstein arasındaki rekabet temasıyla sahnelenen “Devlerin Savaşı”, seyirciyle buluşuyor. Oyunun yönetmeni ve oyuncusu Nihal Usanmaz, oyunun yazarı Peter Danish ve oyuncular Celal Kadri Kınoğlu ile verilen röportajlarda oyunun detayları anlatıldı.
Yönetmen Nihal Usanmaz, metnin iki sanatçı arasında gerçekleşmemiş varsayımsal bir konuşma hayaliyle yazıldığını ifade etti. Amacının seyircinin sahnede yaşananlara tanıklık etmesini sağlamak olduğunu belirtti. Ayrıca, oyunun Türkiye’de ilk kez sahnelendiğini ve metne ONK Ajansı aracılığıyla ulaşıldığını ekledi. Yönetmen, sahnede yalın bir anlatım tercih ettiğini, büyük rejisel müdahalelerden kaçındığını ve büyük ölçüde iki karakterin yüzleşmesine odaklandığını söyledi.
Oyunun güçlü yönü, seyircinin kişisel bir yüzleşmeye davet edilmesi. Seyirci, sahnede gerçekleşen konuşmalara tanık olurken, hayatındaki söyleyemedikleri ve yüzleştikleri konulara değiniyor. Bu durumun seyirciye bir arınma sağladığını belirtti.
Leonard Bernstein karakterini canlandıran Okan Bayülgen, oyunun Peter Danish tarafından gerçek bir karşılaşmadan esinlenerek kaleme alındığını söyledi. İki büyük maestro arasındaki yüzleşmenin sözler aracılığıyla kurulduğunu ve kariyerleri ile II. Dünya Savaşı’ndaki tutumları üzerinden karşılaştırıldığını belirtti. Sahnede fiziksel kavga yerine sözlü çatışma olduğunu ve bu çatışmadan karakterlerin suçlamalarını aktardığını ifade etti.
Bayülgen, tiyatroya olan ilgisinin arttığını ve sahnenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. “Az para ama çok mutluluk. Her gün seyirciyle yaşanan duygular başka hiçbir sanat alanında bu kadar güçlü yaşanmıyor.” dedi.
Bayülgen’e göre oyunun en dikkat çekici yönü, iki büyük sanatçı arasındaki çatışmanın kültürel bir zeminde aktarılması. Karakterlerin öfke ve çatışması olsa da, ifade ederken kültür, empati ve hoşgörünün korunduğuna dikkat çekti. Birbirlerini hafifçe sabote etmelerine rağmen, değerlerini inkâr etmediklerini ve bu durumun sanatçılara ilham verdiğini vurguladı.
Herbert von Karajan’ı canlandıran Celal Kadri Kınoğlu, metnin gücünün karakterlerin yoğun çatışmasında olduğunu belirtti. Karakterlerin iki farklı kültürü temsil ettiğini ve birbirlerini kıskanıp korkmalarını, hayranlık duyduklarını söyledi. Oyunda sahnede karakterlerin birbirini parçaladığını aktardı. Seyircinin klasik müzik bilgisi olması gerekmediğini, oyunun insan hikâyesini anlattığını ve yüzleşme, kıskançlık, çatışma temalarının öne çıktığını ifade etti.
Kınoğlu, karakterlerin öfke ve çatıştığı durumlarda karşı tarafın değerlerini düşürmemek gerektiğine, bu durumun aslında kendi değersizliğimizi gösterdiğine vurgu yaptı.
Peter Danish, oyunun iki müzisyenin ötesinde, insan doğasına dair daha geniş bir yüzleşmeyi temsil ettiğini belirtti. Türkiye’deki prömiyerde seyirciden aldığı tepkilerin kendisini etkilediğini, özellikle final sahnesindeki duygusal yoğunluğun öne çıktığını anlattı. Oyuncuların performanslarının duygusal açıdan güçlü olduğunu vurguladı. Seyircinin oyuna çok ciddi ve düşünceli sorularla yaklaştığını belirterek, oyunun insanların hayatındaki çatışmalara ışık tuttuğunu söyledi. Danish, oyunun politikayı araç olarak kullandığını ve temelde insanlık durumunu anlatmak istediğini, karakterlerin sonunda birbirlerini anlamaya çalıştığını sözlerine ekledi.