Erzincan'ın İliç ilçesinde yaşanan olay sonrası, Çöpler Altın Madeni'nde üretimin yeniden başlaması hedefleniyor. Şirketin çalışmalarına devam ettiği ve üretimin birkaç ay içinde faaliyete geçebileceği öne sürülüyor.

Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024’te yaşanan ve 9 işçinin hayatını kaybettiği olayın yaşandığı Çöpler Altın Madeni’nde, madenin çoğunluk hissesini satın alan Cengiz Holding’in yeniden üretime geçmek üzere çalışmalar yaptığı belirtildi. Sektör kaynaklarına göre, üretim mayıs ya da haziran aylarında yeniden başlayabilir.
Kanadalı SSR Madencilik, Anagold Madencilik adıyla işlettiği Çöpler Altın Madeni’ndeki yüzde 80 hisselerini 1,5 milyar dolara Cengiz Holding’e satmıştır. Kalan yüzde 20’lik pay ise Çalık Holding bünyesindeki Lidya Madencilik’e aittir.
İliç’te 13 Şubat 2024’te yaşanan olay sonrası altın üretimi durdurulmuştu. Cengiz Holding’in madeni devralmasının ardından, üretimi yeniden başlatmak için çalışmaların başladığı bildirildi. Madencilik sektörü temsilcileri, SSR Madencilik’in 2014 yılında aldığı ÇED raporunun uygun olması halinde, üretimin tekrar başlayabileceğini söyledi. Uzmanlar, sürecin tamamlanmasıyla üretimin birkaç ay içinde başlayabileceğini ve en geç yılın ikinci yarısında, yani temmuzda, üretimin başlayabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca, sürecin hızlanması halinde, üretimin mayıs ya da haziran aylarında da faaliyete geçebileceği ifade ediliyor.
Sektörde, Anagold’daki ortaklık yapısının devam edip etmeyeceği yakından izleniyor. Yetkililer, Cengiz Holding’in yüzde 80, Çalık Holding’in ise yüzde 20 paya sahip olduğunu hatırlatarak, Lidya Madencilik’in zaman içinde hisselerini devredebileceğini belirtiyor. Ayrıca, SSR Madencilik’in Artvin’deki altın projesini yürüten Hod Madencilik’te de payı bulunduğu ve satış görüşmelerinin son aşamada olduğu kaydedildi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, satış sürecine ilişkin eleştirilerini dile getirerek, SSR Madencilik’in varlıklarının değerinin altında satış yapıldığını iddia etti. Yavuzyılmaz, şirketin varlıklarının yaklaşık 2,7 milyar dolar değerinde olduğunu ve satışın 1,5 milyar dolara gerçekleştiğini belirtti. Ayrıca, ruhsat süresi, çevresel izinler ve üretim yöntemleriyle ilgili belirsizlikler olduğunu, sürecin siyasi garantilerle şekillendiğini öne sürdü.