Ekrem İmamoğlu, 18 Mart'ta yapılan duruşmada, adli operasyonların milletin iradesini ve yargının bağımsızlığını etkileyemeyeceğini belirten savunma yaptı.

Haber: Oktay YILDIRIM
(İSTANBUL) 18 Mart'ta diploması iptal edilip ertesi günü gözaltına alınan CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu diploma davasının 3. duruşmasında yaptığı savunmada, "Bilinsin ki hakim değiştirerek adalet değişmez. Savcı terfi ettirilerek gerçek asla gizlenemez. Bugün gizlersiniz yarın açığa çıkar. Operasyonlarla milletin iradesi asla ve asla esir alınamaz bu memlekette" dedi.
"Bu sebeple bu davanın benim nezdimdeki ismi diploma da sahtecilik, evrak sahteciliği davası değil Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi davasıdır. Tekrar ediyorum. Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi davasıdır. Demokrasiye, seçme ve seçilme hakkına, milletin iradesine, Türkiye'nin geleceğine böyle zorlama bir kararla el konulmaya çalışması ne beni ne de milletimizi şaşırtmıyor. Milletçe bu absürt günleri hep beraber aşacağız" sözleriyle savunmasını sürdüren İmamoğlu, şöyle devam etti:
"Buna alet olan herkes günü geldiğinde adil yargı huzurunda hesap verecek"
"Mikroskopla baktılar, doğduğum günden bugüne analiz ediyorlar, her şeyime baktılar ama bir kavgamı bulamadılar. Bir husumetimi bulamadılar. Sadece birtakım insanları zorlayarak iftiracı yaptılar ya da yalancı tanık haline getirdiler ya da görünmeyen tanık haline, gizli tanık haline getirdiler. Onun için ben kendime güveniyorum. Bu manada sizin kişiliğinizle de devletin makamıyla da benim hiçbir derdim yok. Bunu böyle bilmeniz istiyorum. Ama sorun nettir ve bu sorumu bütün Türkiye duyacaktır. Bütün evraklarımın, yaptığım bütün işlemlerin, sunduğum bütün belgelerin tek tek gerçek olduğunu, sahte olmadığını ispat edersem bunu sağlarsam siz bu baskı altında, bu atmosferde gerçekten bağımsız bir karar verebilecek misiniz? Ben bu soruyu aldım buraya koydum. Ben burada sadece kendim için değil Türkiye'de görevini doğru yapmaya çalışan tüm hakimler için aslında bu soruyu soruyorum. Ve bilinsin ki hakim değiştirerek adalet değişmez. Savcı terfi ettirilerek gerçek asla gizlenemez. Bugün gizlersiniz yarın açığa çıkar. Operasyonlarla milletin iradesi asla ve asla esir alınamaz bu memlekette. Tehlikeli bir soru soracağım. Su içebilir miyim? Tabii usulsüz yargılamayla hareket edenlere, yargı yetkisini bağımsız bir şekilde hareket edemeyen hale getirenlere buradan söylüyorum. Siz beni adalet adına yargılamıyorsunuz. Hukuka aykırı hareket ediyorsunuz. Bunlar bir avuç insan. Ben bu insanlara bir avuç insan diyordum ve bir avuç muhteris diyordum onları. Liyakat ile değil bir kişiye sadakatle yargılamaya çalışıyorsunuz. Aman nafile. Ben sizi bu hamleleri yapanları yüce Türk milleti adına yargılıyorum. Buna alet olan herkes günü geldiğinde adil yargı huzurunda hesap verecek."
"Evet diplomam anamın ak sütü kadar helaldir. Yasaldır, meşrudur. Kimsenin hakkını yemedim. Hiçbir evrakta sahtecilik yapmadım"
Ben dik dururum. Millet dik durur. Hukukta er ya da geç yerini bulur. İşte bugün bunun için buradayım. Bu savunma ve savunmalarım milletimiz adınadır. Çocuklarımız, gençlerimiz ve geleceğimiz adınadır. Sayın hakim üzülerek ifade ediyorum ki bugün bir kez daha Türkiye'nin gelmiş geçmiş en absürt, en saçma, en uydurma davasındayız. Diplomam iptal edilerek yapılan hukuksuzluğa bu sefil iptal kararına altlık oluşturmak için açılan davadayız. Neymiş? Evrakta sahtecilik yapmışım. Tam bir iftira, kumpas. İçi yalanlarla, çarpıtmalarla ve aldatmalarla dolu bir iddia. Savcılığın akıl almaz, zorlayıcı, diplomayı iptal edin yazısıyla bu işlemi hukuksuzca yetkisiz bir şekilde yaparak İstanbul Üniversitesi tarihine kara leke olarak geçen rektörlük ve yönetim kurulunun başlattığı sürecin desteklenmesi için ayakta zor duran bir iş çünkü ona bir destek lazımdı. Desteklenmesi için uydurulan davada bir aradayız. Türkiye'nin bütün saygın hukukçularına, tecrübeli hakimlerine, profesörlerine benim diplomamı sorarsanız size vereceği yanıt tektir. Evet diplomam anamın ak sütü kadar helaldir. Yasaldır, meşrudur. Kimsenin hakkını yemedim. Hiçbir evrakta sahtecilik yapmadım. Devletin üniversitesinin açtığı kontenjana, verdiği gazete ilanına hak kazandım. Bu sebeple devleti ve kurumlarını inkara varan ve sadece 19 yaşındaki Ekrem'i yargılamaya kalkan, 19 yaşında. Geri sardı. Dünyayı geri sardı. 35 yıl öncesine, 15-19 yaşındaki Ekrem'i yargılamaya kalkan bu suçlamaları kabul etmiyorum, şiddetle reddediyorum. Hatta bu suçlamaları yapanlar ve diplomamı iptal etmek girişimi içinde olanlara karşı sonsuz mücadele ile hakkımı arayacağımı buradan ilan ediyorum. Devlet geleneğimizin özellikle devlet geleneğimize, devletin devamlılığı esasına, kurumların saygınlığına sürülen bir kara lekenin bütün aktörleriyle bu dünyada yargı önünde, adil yargı önünde çatır çatır konumum ne olursa olsun, nerede olursam olayım hesap soracağımı, yarın öbür dünyada yüce Allah'ın huzurunda hesaplaşacağımı buradan ilan ediyorum.
"Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi davasıdır"
Bütün Türkiye'nin de bildiği gibi burada bulunmamızın yegane sebebi milletimizin bana verdiği Cumhurbaşkanı adaylığı görevidir. Öylesine bir adaylık değildir. 2 milyon Cumhuriyet Halk Partisi üyesi ve milyonlarca halkımızın sandığa gelip oy kullanması, 15,5 milyon insanın oyuyla ve 25 milyonu aşan imzayla desteklenmiş bu adaylık, bütün bu süreçlerle ilgili diyorum. Bu sebeple bu davanın benim nezdimdeki ismi diploma da sahtecilik, evrak sahteciliği davası değil Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi davasıdır. Tekrar ediyorum. Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığının engellenmesi davasıdır. Demokrasiye, seçme ve seçilme hakkına, milletin iradesine, Türkiye'nin geleceğine böyle zorlama bir kararla el konulmaya çalışması ne beni ne de milletimizi şaşırtmıyor. Milletçe bu absürt günleri hep beraber aşacağız. Şaşırtmıyor çünkü bütün bu olaylar yaşandı. Kaybettikleri seçimi iptal ettiler. Kaybettikleri seçimi uydurarak, yalanlar ve iftiralarla, hırsızlar diyerek, sandıklarda terör var diyerek iptal ettiler. Bir kişiye soruşturma açılmadı, yargılanmadı ama millet oylarını 13.600'den 806.000'e çıkardı. Bu nedenle millet şaşmaz. Bu absürt günleri aşacağız. Her türlü engellemeye rağmen buradayım. Kendimi dünyanın en korkusuz insanı görüyorum. Tarihteki en korkusuz insan.
"Bir avuç muhtelise bu milletin vicdanı ve adil yargı çatır çatır hesap soracak"
Kime karşı? Kötüye, zalime ve adaletsizliğe. Bu süreci takip eden ve geleceğimiz sevgili çocuklarımız ve gençlerimiz asla ve asla bu tezgahın içinde olanları affetmeyecek. Herkes ailesinin çocuklarından hesap soracak. Burada bulunan, bulunmayan, bu kararın içinde olan veya olmayan herkes hesap soracak. Çünkü ben onlar için mücadele ediyorum. Bu sürecin içinde olanlar kendi evlatlarının bile yüzüne bakamayacak. 19 yaşındaki bir gence 35 yıl sonra biri istedi diye yargıya çağıran, bir kişi bir bedel ödetmeye kalkışan avuç muhteris bu milletin vicdanı ve adil yargısı çatır çatır hesap soracak. Hep birlikte iddia makamının sahtecilikle ilgili iddialarını yeniden gözden geçirelim. İddianame sayfaları virgüllerle dolu, nokta dahi koyulamayan bir tarif içeriyor. Çünkü uyduruyorlar. Somut bir belgeye dayandıramıyorlar. Bu yazılanlar, çizilenler sadece yalanlarla, yanlış bilgilerle ve çarpıtmalarla doludur. Hakkaniyetli Türk yargısının namusunu kurtarın."
Bu yüz karası iddianamenin Türk yargısının itibarını zedelediğini vurgulayan İmamoğlu, "Bu işi bir an önce kapatın, bitirin. Sayın Hakim, elinizde sahte evrak yoktur, evrak sahteciliği de yoktur. Bu absürt davada dört taraf var: benim, 19 yaşındaki benim, İstanbul Üniversitesi, eski adıyla University of Northern Cyprus, İstanbul Üniversitesi ve YÖK. En şidedenleri ise suçlanan ve cezalandırılmak istenen ben, 19 yaşındaki Ekrem İmamoğlu."
"Anlatırım, kriz vardı. İş hayatının içindeydim, Sayın hakim. Bu sadece bu dosyada dikkatinizi çekti"
Duruşmanın sırasında hakim, İmamoğlu'na yatay geçişle ilgili bir yazı olduğunu hatırlatınca, İmamoğlu cevap verdi: "Hepsini arz edeceğim". Hakim, "Geleceğim ona Sayın Hakim" diye ekledi. İmamoğlu ise, "Geleceğim ona Sayın Hakim" diyerek yanıt verdi. Hakim, "Ekonomik durumunuz iyi değil miydi o dönemde?" diye sordu, İmamoğlu, “Anlatırım kriz vardı. İş hayatının içindeydim, Sayın hakim. O mu dikkatinizi çekti sadece bu dosyada. Yani tüm dosyada o mu dikkatinizi çekti? İş hayatımı da anlatırım isterseniz" şeklinde yanıt verdi.