Kur'an ve hadislerde iman edenlerin sevaplarının devamlı olduğu, gece ibadetlerinin ve Allah’ın kullarına yakınlığının önemi anlatılmaktadır.

Allah (cc) et-Tin (6) suresinde, iman edip salih ameller işleyenler için sevapların devamlı ve eksilmeyen olduğuna vurgu yapmıştır.
Müfessirler, bu ayeti açıklarken; nafile ibadetlere devam eden müminlerin, yolculukta, hastalıkta veya yaşlılıkta yapamadıkları zamanlarda da sevap kazandıklarını, bedenleriyle yapamadıklarında bile sevap alabileceklerini ve vefat sonrası bile ecir kazanılabileceğini belirtmişlerdir. Bu lütufun sonsuza kadar sürdüğü ifade edilir.
Peygamberimiz (sav); "Farzlar sonrası en faziletli namaz, gece kalkılarak kılınan namazdır" buyurmuştur. Ayrıca, Allah Resülü (sav); "Müminin değeri teheccüd gece namazı ile ölçülür" şeklinde buyurmuştur.
Amr b. Abese (ra), Peygamberimize (sav) faziletli vakit sorusunu sormuş ve peygamberimiz (sav) kah göstergesi olarak, "Rabbin kuluna en yakın olduğu zaman, gecenin son kısmıdır" yanıtını vermiştir. O saatte Allah’ı zikredenlere ve duaya güç yetenlere dua etmeleri tavsiye edilmiştir. Aynı zamanda, o saatte meleklerin de hazır bulunduğu belirtilmektedir.
Resulüllah (sav), ümmetine teheccüd gece namazını tavsiye etmiş ve gece namazına uyanmak için yakınlarından başlayarak uyandırmalar yapmıştır. Bir örnekte, Hz. Ali (ra) ve Hz. Fadıma’nın kapısına gelip, gece namazı için uyandırdığı kayıtlarda geçmiştir.
Kadi Beydavi (ks), gece namazının sünnet haline gelmesinden sonra, peygamberimizin sahabeler arasında evlerini dolaşarak namaz ve zikir sesleriyle bulunduğunu anlatmıştır.
İbrahim b. Edhem (ra)’e gelen bir şahıs, gece namaza kalkamıyor diye yardım istemiş; O da, "Gündüzleri Allah’a isyan etme, gece huzurunda durmak büyük bir şereftir" cevabını vermiştir. Günahkârların bu şerefe ulaşamayacağını da eklemiştir.
Fudayl b. İyad (ks), gece Allah’ın kullarına seslenişini ve onları cennetle müjdelerken, gece ibadet edenleri sevdiğine vurgu yapar, onların gözlerini aydınlatacağını bildirir.
Resulüllah (sav), gece boyunca ibadetle vakit geçirir, hasta ve rahatsız olduklarında da oturarak namaz kılardı. Tebük seferinde bu uzun yolculukta bile gece ibadetinden vazgeçmemiştir. Bişr’i Hafi (ks), ölümüne yakın, uykusuzluk ve namazın ehemmiyetini anlatırken, onun bu durumu ve günahların bağışlanması konusunda örnek gösterdiği vurgulanır.
Sonuç olarak, seher vakitlerinin maneviyat dolu olduğu ve bu zamanlarda yapılan tefekkür, zikir ve ibadetlerin Rabbimizle buluşma fırsatı sağladığı ifade edilir. Bu zaman diliminde bulunanlar için büyük bir nimettir. Hoşça kalın, Allah’a emanet olun.