DEM Parti, İstanbul'da düzenlenen uluslararası barış konferansında, İmralı Adası'nın tecrit koşullarından çıkarılması ve kalıcı barışın sağlanması çağrısı yapıldı. Konferansa çeşitli ülkelerden uzmanlar katıldı.

(ANKARA) - DEM Parti, İstanbul'da 6-7 Aralık'ta düzenlenen Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansının sonuç bildirgesini paylaştı. Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı Uluslararası Katılımcıları tarafından hazırlanan bildirgede, "İmralı Adası, tecrit sembolü olmaktan çıkarılmalı; Türkiye için barışın ve özgür bir geleceğin kapısı haline gelmelidir. Nihayetinde İmralı’da uygulanan tüm tecrit koşulları tamamen kaldırılmalıdır. Yerel yönetimleri güçlendiren yasaların çıkarılması gerektiğini ifade ediyoruz. Gerektiğinde ve tarafların kabul etmesi halinde, AB’nin barış sürecine arabulucu veya garantör olarak katkı sunabileceğini hatırlatıyoruz" ifadeleri kullanıldı.
DEM Parti, İstanbul'da 6-7 Aralık tarihlerinde düzenlenen Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansının sonuç bildirgesini paylaştı. Bu bildirge Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce olmak üzere hazırlandı. Konferansa 5 kıtadan 19 ülkenin çeşitli görevlerde bulunmuş siyasetçileri, akademisyenleri, gazetecileri, insan hakları savunucuları ve parlamento temsilcileri katıldı.
Uluslararası katılımcılar olarak, Türkiye’de 40 yılı aşkın süredir devam eden çatışmanın yol açtığı acıları, kayıpları ve yıkımı derinden hissettiklerini belirttiler. Bu acıların tekrar yaşanmaması için çatışmaların durdurulması ve kalıcı barışın demokratik bir sözleşme aracılığıyla inşa edilmesi gerektiğine inanıyorlar.
Türkiye’de Kürt halkının baskı ve dışlanma ile karşı karşıya kaldığını, Sayın Öcalan’ın öncülüğünde başlatılan sürecin önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan katılımcılar, sürecin daha kapsayıcı ve yapıcı yürütülmesinin hayati önemde olduğunu belirttiler. Liderlerin barışa öncülük edebilecek nitelikte olmaları gerektiğine inandıklarını dile getirdiler. Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te başlatılan barış sürecinin çatışmanın sona ermesi için tarihsel bir fırsat olduğunu ve PKK’nin silahlı mücadeleyi sonlandırma kararını, bölgedeki çatışma ve istikrarsızlığın sona erdirilmesi açısından önemli bir adım olarak gördüler.
İki günlük konferans sonuçlarından çıkan önemli noktalar arasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına uyum ve Öcalan’ın serbest bırakılması için yasal düzenlemelerin gerekliliği yer alıyor. Ayrıca, İmralı Adası’nın tecrit sembolü olmaktan çıkarılması ve tamamen kaldırılması gerektiği vurgulandı. Çatışmaların barışçıl yollarla çözülmesi ve diyalog yolunun tercih edilmesi gerektiği iletildi.
BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 sayılı kararı çerçevesinde kadınların barış müzakerelerinde aktif rol almaları gerektiği belirtildi. Ayrıca, ulus-devlet modelinin toplumsal eşitsizlikleri artırdığı ve hukuksal dönüşümün acil olması gerektiği görüşü paylaşıldı. Türkiye’nin tüm halkları ve kimlikleri kapsayan yeni bir demokratik toplumsal sözleşmeye ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
Konferans sırasında, Güney Afrika, İrlanda, Bask Bölgesi ve Katalonya örnekleri ile, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve şiddeti ortadan kaldıran yaklaşımların benimsenmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’de yerel yönetimlerin politik ve toplumsal açıdan tartışılması gerektiği ve AB’nin barış sürecine katkı sağlama imkanları hatırlatıldı. Tüm siyasi tutukluların, özellikle Öcalan ve Kobanî Davasında yargılananların, barış hukuku çerçevesinde özgür bırakılmasının hukuksal ve toplumsal açıdan zorunlu olduğu belirtildi. 26 yılı aşkın süredir devam eden tecrit hukuki açıdan uygun görülmüyor ve Türkiye’nin hukuk kurallarına uygun davranması çağrısı yapıldı. Bu bildirge, kalıcı barış yolunda atılmış tarihsel bir adım olarak kabul edilip, tarafları sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyorlar.