İslam perspektifiyle insanın ameli ve kalbin önemi, mahşer günündeki hesap ve merhamet anlatıları ve peygamber, büyüklerin sözleriyle dini öğütler içerir.

Allah (cc) Necm sûresi (39. ayet) da insanın yalnızca kendi çabasının etkili olduğunu belirtir. Şuara sûresi (87-88. ayet) ise mahşer gününde mal ve evlatların fayda vermediğini, kalbi selim ile Allah’a gelenin kurtulacağını vurgular.
Mahşerde kişinin sağında ve solunda melekler, elinde kitabıyla hesabını yapan bir kişi anlatılır. Melekler, durumu kabul edip “ne yapalım” derken, Allah (cc) bir dost isteyip karşılık verildiğinde, sevabını veren dostun kurtulmasına izin verir. Allah, sevabını vereni överek, ikisini de cennete götürür.
Peygamberimiz (sav) buyurur ki; “Allah (cc), suret ve bedenlere değil, kalplere bakar.” Hz. Mevlana ise Allah için gerekirse ateşe girmeyi, fakat önce içteki durumu araştırmayı öğütler. Ateşin, İbrahimleri tanıyıp yakmaması örneğiyle bu değerlendirilir.
İnsanın kendisini ateşin tanıyıp yakmaması için, Kitap ve Sünnet’e uygun gayret göstermesi gerekir. Günümüzde yapılacak en iyi işler, dini sohbetlere katılmak, iyi Müslümanlarla bir arada olmak, İslami emir ve yasaklara uymak, dünya konuşanlardan uzak durmak, geceleri iyi değerlendirmek, dualarla kardeşlerine destek olmak ve gözyaşı dökerek samimiyeti artırmaktır.
Eski Büyükler, günleri yazar ve hesabını yapardı. Sahabi Ebu’d Derda (ra), Şam’da vali iken insanların hakaretine şahit olup, onları uyardı. Günahkar kardeşini ayıplayanların yerine, onun tövbe edip etmeyeceğine odaklanmayı öğütledi. Peygamberimiz (sav) de, “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olandır.” buyurur.
Hz. Ömer (ra) yanında medh edilen kişinin tövbesine ve davranışlarına dikkat edilmesi gerektiğini belirtir. Emanete riayet, helal-haram hassasiyeti ve doğruluk temel ilkeler olarak vurgulanır. Allah (cc) ve Hz. Ömer’e rahmet dilenir; mahşerde buluşma temenni edilir.
Hoşça kalın, Allah’a emanet olun.