İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Ahmet Özer'e verilen hapis kararının gerekçesini açıkladı. Kızı ve avukatı kayyum uygulamasının izlerini vurguladı ve hukuki sürecin takip edileceğini belirtti.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Görevden alınan ve yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e ilişkin "Kent Uzlaşısı" davasında 6 yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Özer’in avukatları Hüseyin Ersöz ve Seraf Özer, İstanbul Adliyesi önünde yaptıkları açıklamada, mahkûmiyet gerekçelerinin dosya kapsamıyla uyuşmadığını ve hukuki süreçte ciddi tereddütler olduğunu belirtti.
Ersöz, detaylı şekilde, mahkûmiyet kararı ve gerekçelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, dosyada yer alan delillerin ve anlatımların mahkûmiyet gerekçeleriyle uyumlu olmadığını açıkladı. Özellikle, para hareketleri, gizli tanık beyanları ve HTS kayıtlarıyla ilgili tespitin detaylarına değindi.
İddiaların temelinde, eski bir öğrencinin salça satması ve seçim çalışmalarında kullanılmak üzere yakın akrabaları tarafından toplanan paraların havale edilmesi yer almaktaydı. HTS kayıtları incelendiğinde, Özer’in Diyarbakır’a gitmediği açıkça tespit edilmiştir. Gizli tanık beyanlarında ise çelişkiler bulunmakta ve bu beyanlar mahkemedeki değerlendirmelere yansımamıştır.
Avukatlar, gerekçeli kararın hukuk güvenliği ve yargılamanın siyasi boyutuna ilişkin ciddi tereddütler doğurduğunu ve bu durumun hukuka aykırı olduğunu belirtti. Ayrıca, hukuk sürecinin sonuna kadar takip edileceği ve istinaf başvurusu yapılacağı ifade edildi. Nihai kararın, hukuka uygun ve adil olacağını umut ettiklerini aktardılar.
Seraf Özer, yaptığı açıklamada, babasının ve kendi duygularını dile getirerek, ülkenin iki farklı tablodan bahsetti. Birinde, Ahmet Özer’in akademik çalışmalar ve fikirleriyle anıldığını, diğerinde ise tutuklanmış ve mahkum edilmiştir. Toplumda yaşanan çelişkili durumlara vurgu yaptı ve “İki farklı Türkiye fotoğrafı görmek istemiyoruz” dedi.
Özer, konuşmasında, ülkenin barış ve kardeşlik temelinde gelişmesi gerektiğini vurgulayarak, hukukun adil ve eşit olmasını talep etti. Hukukun sadece kişilere değil ilkelere göre işlediği bir ülke istediklerini belirtti. Ayrıca, ülkenin birliği ve adil bir yaşam için hukukun, barışın ve eşitliğin sağlanması gerektiğine dikkat çekti. Bu süreçte verilen hukuki kararların, toplumun farklı alanlarında yankı bulduğu ve gençlerin güvenliğiyle ilgili endişeleri artırdığına da dikkat çekti.
Seraf Özer, hukuka ve adalete güvenlerinin tam olduğunu ve bu mahkûmiyet kararının hukuka uygun şekilde düzeltilmesini umut ettiklerini belirtti. Toplumun ve ülkedeki adalet duygusunun sağlanması adına süreci takip edeceklerini ifade etti.
Genel olarak, iki farklı fotoğrafın görünebilmesine izin vermek istemediklerini ve hukukun, barışın ve kardeşliğin egemen olduğu bir Türkiye hayalini paylaşmayı sürdürdüklerini dile getirdi.