İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, OHAL KHK'leri yoluyla anayasa dışı uygulamalar ve toplu kıyımların en büyüğünün yaşandığını vurguladı. 2018 sonrası da devam etti.

İstanbul Barosu’nda düzenlenen Barış Akademisyenleri ve Yargı Süreçleri konferansında, İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, OHAL KHK’leri yoluyla anayasa dışı uygulamaların en acımasız toplu kıyımlara yol açtığını ifade etti. Kaboğlu, OHAL yönetiminin baskısı altında anayasal düzenin kaldırıldığını ve 2018 seçimleri sonrası da devam eden bu uygulamaların, hukuk tarihinin en büyük toplu kıyımını oluşturduğunu belirtti.
Konferans kapsamında, Barış Akademisyenleri tarafından yayınlanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisinin 10. yıl dönümünde çeşitli anlar ve değerlendirmeler yapıldı. Ayrıca, 11 Eylül 2022’de yayımlanan yazısından alıntılarla, OHAL’in ve KHK’lerin hukuktaki etkileri ve sorumluluklar anlatıldı.
Kaboğlu, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL’in, anayasal düzeni yeniden sağlamayı amaçladığını, ancak KHK’lerin anayasa dışı yollarla kullanıldığını söyledi. Bu süreçte, sayıları yüzbinleri aşan vatandaşların özgürlük ve haklarından yoksun bırakıldığını ve yargısız infaz uygulamalarının yaşandığını belirtti. OHAL’in iki yıl sonunda kalksa da, 7145 sayılı yasa ile üç yıl daha uzatıldığına işaret etti ve yetkilerin valilere devredildiğini açıkladı.
Kaboğlu, OHAL dönemi ve sonrası karar alıcı ve uygulayıcıların sorumluluktan muaf tutulması için çıkarılan beş yasa olduğunu vurguladı. Bu yasaların, hukuk dışı uygulamaları ve sorumlulukları ortadan kaldırmayı amaçladığını belirtti. Ayrıca, özellikle imzacı ve sorumluların sorumsuzluk içinde hareket ettiğine dikkat çekti. Mevcut politikacı ve yetkililerin, OHAL KHK’leriyle imzalar atanlar olmasına rağmen, hiçbir sorumluluk almadan hareket ettiği ve konunun kamuoyunun gündeminde yer aldığını ifade etti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, OHAL’in başlangıcını ve devamını anlattı. 3 aylık ilan edilen OHAL’in, sonrasında kaldırılmadığını ve Türkiye’ye özgü başka bir siyasal rejim inşa edildiğini belirtti. Barış Akademisyenlerinin duruşmaları ve yaşadıkları olaylara değinen Tanrıkulu, akademisyenlerin savunmalarını ve yaşadıkları ortamı anlattı. Ayrıca, salondaki atmosferin ve yaşanan insani hikâyelerin kendisini derinden etkilediğini ifade etti.