SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Güncel/İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu’ndan gazeteci Şener’in gözaltına alınmasına tepki: Hukuka aykırıdır

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu’ndan gazeteci Şener’in gözaltına alınmasına tepki: Hukuka aykırıdır

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu, gazeteci Kenan Şener’in gözaltına alınmasını hukuka aykırı buldu ve bu işlemlere son verilmesini talep etti. Yasaların dışına çıkılmaması gerektiğini vurguladı.

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu’ndan gazeteci Şener’in gözaltına alınmasına tepki: Hukuka aykırıdır
Reklam yükleniyor...

İstanbul Barosu Başkanı Kaboğlu’ndan gazeteci Şener’in gözaltına alınmasına tepki: Hukuka aykırıdır

Gözaltı ve tutuklamalarla ilgili açıklamalar

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, ANKA Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Kenan Şener’in gözaltına alınarak Adana’ya götürülmesine ilişkin konuya değindi. Kaboğlu, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kişilerin ifadelerinin alınması, yakalanması, gözaltına alınması ve tutuklanması için belirli kurallar koyduğunu, son zamanlarda ise bu kuralların ihlal edildiğini belirtti. Yakalamaların ve gözaltıların hukuka aykırı olduğunu dile getirdi.

Kaboğlu, görevini yaptığı için, gazetecilik yaptığı, haberi kamuoyuyla paylaştığı, avukatlık veya belediye başkanlığı görevi yürüttüğü için kişilerin tutuklanamayacağını ve bu şekilde gözaltına alınamayacağını vurguladı. Ayrıca, insanların suç işleyebileceğine ve kuşkuların oluşabileceğine dikkat çekerek, yasal usullerin dışına çıkılmaması gerektiğini söyledi. Anayasalar ve yasaların bu uygulamaların dışına çıkılmasını engellediğini ve çıkıldığında sorumlulukların doğduğunu belirtti. Ankara’dan Adana’ya veya İstanbul’a götürülmenin de hukuka aykırı olduğunu ifade etti.

Anayasa ve ceza hukuku ilişkisi

Kaboğlu, yaptığı konuşmada anayasal ceza hukukunun sadece Anayasa’da açıkça yazılı hükümlerle sınırlı olmadığını, “anayasanın sözü ve ruhu” kavramının yazılı olmayan ilkelere de kapsadığını belirtti. Türk Ceza Kanunu’nun 1926 yılından itibaren yürürlükte olduğunu hatırlattı. 1961 ve 1982 Anayasalarıyla hak ve özgürlüklere getirilen güvencelerin uyum yasalarının tamamlanmaması nedeniyle tam anlamıyla uygulanmadığını söyledi. 1971 ve 1982 sonrası değişikliklerle hakların ve özgürlüklerin sınırlanmasına ilişkin düzenlemelerin hızla çıkarıldığını kaydetti. 1995 yılında yapılan anayasa değişiklikleri de ceza mevzuatıyla tam uyum sağlamadı.

Hukuki mücadele ve özgürlükler

Kaboğlu, 2001 ve 2002 yıllarında gerçekleştirilen anayasa değişikliklerinin ve uyum hukuku çalışmalarının yeterince hayata geçirilmediğini belirtti. Ceza kanunları ile anayasa arasındaki ilişkinin önemine vurgu yaptı. Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinin uzun süredir tartışmada olduğunu, 2017 anayasa değişikliği sonrası dahi “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarının yaygın olduğunu söyledi. Ayrıca, Gezi davalarının devam ettiğine ve bu duruma ilişkin anayasa ile ceza hukuku arasındaki gerilime dikkat çekti. İstanbul Barosu davasında dört ayrı anayasa aykırılığı iddiası bulunduğunu ve örnek olarak görevi nedeniyle yapılan yargılamaları, Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesini ve dezenformasyon suçunu gösterdi. En çok ihlal edilen anayasa maddeleri arasında kişi özgürlüğü ve güvenliğini düzenleyen 19. maddeyi, tutuklamaların ve kitlesel gözaltıların hukuksuzluğunu vurguladı. Silivri’de yargılama başlayacak 400 kişiden 396’sının tutuksuz yargılanması gerektiğine değindi. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasındaki görüş ayrılıklarına ve özgürlüklerin kısıtlanmasına işaret etti. Kaboğlu, ceza hukuku, anayasacılık ve insan hakları alanında profesyonellerin birlikte hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. Güncel hukuksuzlukların aşılabilmesi için ortak bir hukuk mücadelesi gerektiğinin altını çizdi.

Etiketler:

hukukgazetecilikhaklarhukuk-disiönemli-haber
Reklam yükleniyor...