İstanbul Barosu, Mehmet Türkmen’in tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada, bu durumun ifade özgürlüğü ve sendikal hakların ciddi tehdidi olduğunu vurguladı. Toplumun tüm kesimleri olumsuz etkilenebilir.

Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanmasının ardından, İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Merkezi tarafından baro binasında basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, Türkmen’in yaptığı konuşmanın içeriğinin; işçilerin ücretlerini alamaması, çalışma koşulları ve iş güvenliği eksikliklerine yönelik eleştirilerden ibaret olduğu ve bu açıklamaların cezai soruşturmaya konu edilmesinin ifade özgürlüğü ve sendikal haklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu belirtildi. Basın toplantısında söz alan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ahmet Ergin, “Hak arayanların karşısına ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması çıkarılmaktadır. Bu yaklaşım yalnızca sendikacıları değil, toplumun tüm kesimlerini hedef haline getirebilir” dedi.
Birleşik Tekstil, Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Mehmet Türkmen’in 16 Mart 2026 tarihinde tutuklanmasının ardından, İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Merkezi tarafından baro binasında basın açıklaması gerçekleştirildi. Bu açıklamaya İstanbul Barosu yönetim kurulu üyeleri, merkez temsilcileri ve çok sayıda avukat katıldı. Basın açıklamasını İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Merkezi Sekreteri Av. Osman Zeki Erdoğan okudu.
Açıklamada, Türkmen’in Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde Sırma Halı işçilerinin ücret ve çalışma koşullarına ilişkin taleplerine destek verdiği eylem sonrasında gözaltına alınıp tutuklandığı hatırlatıldı. Bu süreçlerin geçtiğimiz yıl da yaşandığına dikkat çekilerek, sendikal faaliyetlerin sistematik şeklinde baskı altına alındığı vurgulandı. Başpınar’da yaşananların yalnızca bir ücret uyuşmazlığı olmadığı, çalışma hakkı, insanca ücret ve örgütlenme haklarının engellendiğine ilişkin ciddi iddialar bulunduğu belirtildi. İşçilerin ücretlerinin ödenmemesi, taleplerinin dikkate alınmaması ve hak arayanların işten çıkarılması uygulamalarının ise, iş hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığı ve ciddi ihlaller teşkil ettiği ifade edildi.
Özellikle, hak ihlallerini dile getirenlerin cezai yaptırımlarla karşılaşması konusu öne çıktı. Başpınar’daki olayların münferit olmadığını ve farklı işkollarında da benzer müdahalelerin yaşandığını belirten açıklamada, Türkiye’deki işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki sorunlar ve her yıl yaklaşık 2 bin işçinin iş kazası sonucu hayatını kaybettiği hatırlatıldı. Soma, İliç, Amasra, Gayrettepe ve Dilovası gibi olayların yapısal sorunlara işaret ettiği vurgulandı.
Türkmen’in yaptığı konuşmanın içeriğinin; işçilerin ücretlerini alamaması, çalışma koşulları ve iş güvenliği eksikliklerine ilişkin eleştirilerden ibaret olduğu belirtilerek, bu açıklamaların cezai soruşturmaya konu edilmesinin ifade özgürlüğü ve sendikal haklar açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu ifade edildi. Açıklamada, Anayasa’nın 34., 51. ve 54. maddeleriyle güvence altına alınan toplantı, gösteri yürüyüşü, sendikal örgütlenme ve grev haklarının demokratik toplumun temel öğeleri olduğu hatırlatıldı.
İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Merkezi, açıklamasında şu talepleri sıraladı:
Son olarak, Mehmet Türkmen’in derhal serbest bırakılması talep edilerek, olayın takipçisi olunacağı belirtilmiştir. Basın toplantısında söz alan Av. Ahmet Ergin, tutuklama kararının Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesine dayandığını ve bu maddenin keyfi uygulamalara açık olduğunu belirtti. Ergin, “Hak arayanların karşısına ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması çıkarılmaktadır. Bu yaklaşım yalnızca sendikacıları değil, toplumun tüm kesimlerini hedef haline getirebilir” dedi. Ayrıca, Türkmen’in derhal serbest bırakılmaması halinde, bu durumun hukukun ve toplumun geleceği açısından büyük riskler oluşturacağı konuşuldu.