İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Suriye sahasını güç belirlediğini ve Türkiye'nin güvenliği açısından etkili açıklamalarda bulundu. Bölgedeki gelişmeler ve iç güvenlik sorunları öne çıktı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM'de düzenlenen grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, burada şu ifadeleri kullandı:
Trump’ın sözlerinin İranlı muhaliflere Kürt gruplar üzerinden silah gönderildiğini ortaya koyduğunu belirten Dervişoğlu, Türkiye’nin kapısına dayanabilecek yeni jeopolitik kırılmadan söz etti. Bu durumda gafletin ağır sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Güvenlik için iyi niyet temennilerinin yeterli olmadığını vurguladı ve ilk çağrısının, Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen tezgâha derhal son verilmesi olduğunu dile getirdi. Dervişoğlu, bu hattın sürdürülmesinin siyasi saflığın ötesinde stratejik körlük olduğunu belirtti.
İYİ Parti lideri, İstanbul Şişli’de İsrail Konsolosluğu önünde gerçekleşen terör saldırısında yaralanan iki polise geçmiş olsun dileklerini iletti. Saldırının olası bir istihbarat operasyonu olduğunu belirtti ve önlemlerin alınmasını beklediğini ifade etti. Polislerin durumu ve emniyet teşkilatının sorunlarına değindi. Polislerin maaş ve özlük haklarında iyileştirmeler yapılmadığını ve sicil sorunlarının çözülmediğine işaret etti. Vatandaşların güvenliği, adaleti ve yaşam kalitesinin sağlanması gerektiğine vurgu yaptı.
Vatandaşların gerçek gündeminin iş ve güvenlik olduğunu, orman ve meralara göz dikilmesine dikkat çekti. Doğudan batıya, kuzeyden güneye madencilik ruhsatlarının yaygınlaşmasının, tarih boyunca var olan doğal varlıkları yok ettiğini belirtti. Vatan topraklarına göz diken teröristlerin varlığı ve vatandaşların haklı direnişleri anlatıldı. Aynı zamanda, iklim ve gıda krizlerinin yaşanırken, kırsalda ve şehirlerde yaşanan sıkıntılar dile getirildi.
Memleketin her yanında madencilik faaliyetlerinin arttığını, doğa ile ekonomik çıkarlar arasındaki çatışmaya dikkat çekildi. Ordu ve Giresun gibi illerde maden sahalarının yaygınlaşması ve vatandaşların mücadelesi anlatıldı. Toprağın altı ve üstü değerinin altını çizildi ve doğayı korumanın önemi vurgulandı.
İktidarın, Türkiye’yi çok uluslu şirketlerin yönetim merkezi haline getirmesinden bahsedildi. Şirketlerin ve uluslararası güçlerin ülkeyi nasıl etkilemeye çalıştıklarına değinildi. Vatandaşların, doğal kaynaklarını ve vatanını koruma mücadelesine destek olunduğu belirtildi. Türk milletinin kullaştırılması ve vatanın sömürülmesi gibi olumsuz durumlardan uzak durulması gerektiğine vurgu yapıldı.
İran’daki savaşın uzamasına ve gerilimin devam ettiğine dikkat çekildi. Bu durumun İran’ı iç savaşa sürükleyebileceği ve Şii-Sünni çatışmalarının yanısıra, bölge ülkelerine de etkisinin olacağı ifade edildi. ABD ve İsrail’in desteğiyle İran’daki bölücü güçlerin silahlandırılmasının bölge güvenliğini tehdit ettiği belirtildi. Trump’ın sözlerinin, Kürt gruplarına silah gönderilmesini ortaya koyduğu belirtilerek, bölgedeki güç dengeleri ve tehlike anlatıldı.
Yeni jeopolitik kırılmanın ve stratejik hataların büyük sonuçlar doğuracağının altı çizildi. Abdullah Öcalan’ın ve bölücü tezgahların durdurulması gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin, güç ve güç dengesine göre hareket etmesi gerektiği söylendi. Ayrıca, güvenliğin sloganlarla değil, kuat ve sağlam devlet iradesiyle sağlanması gerektiği belirtildi.
Milli birlik için iç adaletin şart olduğu, üstünlerin hukukunun kabul edilemeyeceği söylendi. Her vatandaşın kanuni güvence altında olması, yargıdaki keyfiyetin sona erdirilmesi, ve parlamentonun aktif ve şeffaf çalışması gerekliliği anlatıldı. Meclisin, milletin iradesinin temsil edildiği, kapalı kapı ve gizli hesaplar olmadan çalışması vurgulandı.
Türkiye’nin NATO güney kanadındaki kuvvetlerin komutasında Türk askerinin olması ve askerlerin çoğunlukla Türk olmasına dikkat çekildi. Çok uluslu yapının, kozmopolit değil de, karakterinin Türk olması gerektiği dile getirildi. Bu güçlerin, Türkiye'nin güvenliği ve milli çıkarlar doğrultusunda hareket etmesi gerektiği vurgulandı.