İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında Türkiye’yi tehdit eden açıklamalara tepki gösterdi. Ayrıca, süreç ve bölgeye dair eleştirilerde bulundu.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde gösteriler yapan ve eli kanlı katili öven grupların tehditler savurduğunu belirtti. "Bursa’yı Amed’e çeviririz" diyen provokatif ifadelere dikkat çekti. Ayrıca, Meclis Başkanı'nın süreç başarısız olursa sivil siyasetinin etkilenebileceğine dair sözlerine tepki gösterdi. Efendi, Türkiye’yi darbeyle mi tehdit ediyorsun diyerek bu kişiye sert çıktı.
Dervişoğlu, Ramazan Bayramı ve Nevruz’u kutladı. Türkiye ve Türk dünyası için barış ve bereketin geldiği bir zaman dilimi olduğunu vurguladı. Cumhuriyetin birlik ve beraberliği simgelediğini, acıların ve savaşların sona erdiği bir dönem olduğunu belirtti.
Bir grup etnik saplantılı şımarığın gösteri yaptığı ve eli kanlı katili övdüğü, Türkiye ve Türk milletini tehdit ettiği hatırlatıldı. Bursa’yı Amed’e çevireceğiz diyen, provokatif ayza bakıldığında, bu durumun ciddi olduğu vurgulandı. TBMM Başkanı’nın, sürecin başarısız olması halinde sivil siyasetin etkilenebileceği yönündeki sözleri eleştirildi. Dervişoğlu, bu tarz tehditlerin ve taş atanların, ülkeyi yakmaya çalışanlar olduğunu söyledi. Süreçleri ve bu grupları eleştirdi.
Dervişoğlu, şunları kaydetti: "Sen Türkiye’yi darbeyle mi tehdit ediyorsun?" dedi. Ayrıca, komisyon kurmakla görevlendirilen ve meclis başkan vekilini buna emir eri olarak kullananlara tepki gösterdi. Süreçlerin ve hainliğin batmasını diledi. Terör ve barış kavramlarına ilişkin olumsuz ifadeler kullanıldı. Türkiye’yi yakmaya çalışanların, kendilerini yakacağını söyledi.
Herkesin eşit olmadığını, AK Partili olmayanların ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü vurguladı. İş hayatında, atamalarda ve adalette ayrımcılık yapıldığını dile getirdi. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinin ekonomik potansiyeline dikkat çekti. Bu bölgelerin uluslararası ticaret açısından fırsatlarla dolu olduğunu belirtti. Teröristlerin sözlerine ve eylemlerine bakıldığında, süreçlerin zarar gördüğünü ifade etti.
Sınır kapılarında serbest bölgeler ve lojistik merkezler kurulabileceği, demiryolu ağlarının zenginleştirilebileceği anlatıldı. GAP’ın tamamlanmasının önündeki engellere dikkat çekildi. Ülke genelinde tarım ve hayvancılık sektörünün bilinçli olarak engellendiği belirtildi. Üretimi ve markalaşmayı engelleyen gelişmeler eleştirildi. Program ve projelerin uygulanmadığı belirtildi.
Türkiye’de vatandaşlık sorunu olduğunu ve eşit vatandaşlık duygusunun zedelendiğini söyledi. AK Partili olmayanlara ikinci sınıf muamelesi yapıldığını, bu durumun halkta ortak sorun haline geldiği ifade edildi. Sistem değişimi ve yeniden parlementer sistemin önemine vurgu yapıldı.
Diyarbakır Silvan’da bir aile ziyaret edilerek, bölgede yaşananlar anlatıldı. Terör ve siyaset arasındaki ilişkinin sorgulandığı, PKK’ya yönelik tepkiler gösterildi. Terörsüz Türkiye ve bölgedeki ekonomik ve istihdam fırsatlarının önemi vurgulandı. Türkiye’nin bu noktaya gelmesinde sorumlu olanlara dikkat çekildi. Bu durumun sorumlularına, bu sistemi kuranlara, ayaklananlara ve destekçilere karşı hesap sorulacağı belirtildi.