İzmir Barosu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada yaşam haklarının pazarlık konusu olmadığını ve kadınların eşitlik mücadelesinin geri dönüşümsüz olduğunu vurguladı.

İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Elif Denizli, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla baro binası önünde düzenlenen basın açıklamasında, "Yaşam haklarımız pazarlık konusu değildir. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi geri döndürülemez" şeklinde konuştu.
8 Mart'ın, kadınların eşitlik, özgürlük ve yaşam hakları için verdikleri tarihi mücadeleye işaret eden Denizli, 1857 yılında ABD'de 40 bin dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları talebiyle yaptığı grev sırasında çıkan yangında 129 kadın işçinin hayatını kaybettiğine dikkat çekti. Bu gün, 8 Mart'ın kutlama değil mücadele günü olduğunu vurguladı.
Denizli, kadınların yaşam hakkı için halen mücadele edildiğine işaret ederek, "Kadınlar evlerinde, iş yerlerinde ve kendi kararlarını almak istedikleri durumlarda öldürülüyor. Şubat ayında 23 kadın öldürüldü, 29 kadın ölüm şüphesiyle kayıtlara geçti. Son bir hafta içinde ise 6 kadın katledildi. Bu tablo, münferit suçların ötesinde, sistematik erkek şiddetinin ve toplumsal cinsiyet temelinde ayrımcılığın göstergesidir" dedi.
Denizli, kadın cinayetlerinin artışında ceza politikalarında caydırıcılığın zayıflatılmasının rolünü vurguladı. "Kamusal alanda, hukukta ve siyasette erkek egemen zihniyet yeterince karşılık bulmadığında, şiddet daha görünür hale gelir" dedi. Ceza indirimleri ve koruma mekanizmalarının etkin işlemediğinin kadın ve LGBTİ bireylerinin yaşam hakkını tehdit ettiğine dikkat çekti.
En önemli uluslararası hukuk metni olan İstanbul Sözleşmesi'nin, kadınların şiddetten korunması ve faillerin cezalandırılması adına hayati önem taşıdığını belirten Denizli, Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesinin eşitlik mücadelesine ve kazanılmış haklara büyük zarar verdiğinin altını çizdi. 6284 sayılı Kanun'un etkin uygulanması ve koruma kararlarının zamanında alınması gerektiğini vurguladı.
Denizli, İzmir Barosu olarak yaşam hakkını savunmaya devam edeceklerini ve kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin geri dönüşümsüz olduğunu belirtti. Uluslararası standartların ve hukuki araçların kullanılmasının, normatif erkek egemen zihniyetle mücadelede temel olduğunu ifade etti.