Kadıköy sahiline yapılmak istenen cami ve otopark projesi, bölge halkı tarafından ideolojik simgeleştirme ve kültürel hegemonya kurma amacıyla gerçekleştirildiği iddiasıyla protesto edildi. Çevresel ve yasal sorunlar da gündeme geldi.

Kadıköy sahiline yapılacak cami ve otopark inşaatıyla ilgili açıklama yapan bölge sakinleri, bu projenin ihtiyaçtan ziyade ideolojik amaçlar güttüğünü ifade etti. Bölgedeki yürüme mesafesinde altıdan fazla cami bulunduğu hatırlatıldı. Kadıköylüler, iktidarın yoksullaştıran politikalarını cami kılıfıyla gizlemeye çalıştığını vurguladı. Türkiye'nin derin bir ekonomik kriz yaşadığı, işçiler, emekliler ve yoksulların yetersiz ücretlerle geçinemediği, iktidarın ise kamu kaynaklarını büyük gösteri projelerine aktardığı dile getirildi. Ekonomik sorunların halkı kutuplaştırmaya yönelik projelerle örtülmeye çalışıldığı belirtildi.
Kadıköy sakinleri, sahilde "Kadıköy’üme Dokunma" adlı bir yürüyüş gerçekleştirdi. Rıhtıma açılan devasa cami projesinin ihtiyaç olmadığını ve kent suçu olduğunu savunan protestoda, "Yaşamıma, parkıma, yeşilime dokunma" ve "AKP elini Kadıköy'den çek" sloganları atıldı. Eylem sırasında yapılan açıklamada, inşaatın bölgedeki iktidarın simgesel alanları dönüştürme politikalarının bir parçası olduğu belirtilerek, Kalamış Marina, Kalamış Parkı, Söğütlüçeşme, Haydarpaşa, Kuşdili Çayırı ve Meydan gibi alanlardaki uygulamaların ardından Rıhtım’da yeni bir proje gündeme getirildiği aktarıldı. Projenin hukuk süreçleri ve yürütme aşaması da detaylandırıldı. İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen, bölge iktidar tarafından hızlandırılan ve yargı kararlarını beklemeden devam eden süreç anlatıldı. Ayrıca, projeye ilişkin yasal süreçler ve itirazlar da özetlendi.
Proje, ayn zamanda laikliğe açık bir saldırı olarak görüldü. Kadıköy’ün özgür ve laik kültürünün sembollerinden biri olan bölgenin, dinsel sembollerle yeniden inşa edilmesi girişiminde bulunulduğu belirtildi. Kamusal alanların dinselleştirilmesi ve halkın çeşitli yaşam biçimlerinin dışlanması eleştirildi. Kadıköy halkı, devlete ait kamusal alanlara inanç temelli müdahaleleri reddetti ve bu duruma karşı çıktı. Proje, kamusal alanların dinsel siyasal sembollerle örülü hale getirilmesinin laikliğin kazanımlarına zarar verdiği vurgulandı.
İktidarın yoksullaştıran politikalarını cami projeleriyle örtmeye çalıştığı belirtildi. Ekonomik kriz ortamında temel ihtiyaçlar karşılanamazken, devasa gösteri projelerine kaynak aktarmanın halkın yaşamını olumsuz etkileyeceği ifade edildi. Ayrıca, proje alanı olarak belirlenen bölgenin, Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir ve Maltepe gibi ilçelerin atık sularının arıtılması gereken kritik bir altyapı alanı olduğu vurgulandı. Bu bölgenin, biyolojik arıtma tesisi için ayrıldığı ve fonksiyonunun değiştirilmek istendiği aktarılırken, inşa edilecek yapıların halk sağlığını tehdit edebileceği ve jeolojik riskler barındırdığı açıklandı. Ayrıca 33 bin metrekarelik inşaatın, çevre sıcaklık farklarını artırması, sağlık sorunlarına yol açması ve depreme dayanıklılığının sorgulanması da tartışıldı.
Proje alanı, dolgu zemin olup, deprem anında sıvılaşma riski taşımaktadır. Bu zemine inşa edilmesi planlanan devasa yapılar, jeolojik açıdan güvenlik açısından ciddi tehditler içermektedir. Ayrıca, 1242 araç kapasiteli yer altı otoparkı planlanan alandaki trafik yoğunluğu ve ulaşım sorunlarını artıracaktır. Bu bölge, vapur, metrobüs ve tren hatlarının kesiştiği yoğun ulaşım noktasında bulunmakta olup, trafiği daha da karmaşık hale getirecek düzenlemeler öngörülmüştür. Kentsel yaşam alanlarının yerine beton ve metal yüzeylerin yapıldığı bu alanlar, kentsel ısı adası etkisini artırmakta ve çevre sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.
Proje alanına 400-500 metre yürüme mesafesinde, bölgede ihtiyaç duyulmayan camiler bulunduğu belirtildi. Bölgede ihtiyaçtan çok, ideolojik amaçlar ve kültürel hegemonya kurma gayesiyle bu projelerin gerçekleştirildiği kaydedildi. Laiklik ilkesinin korunması ve halkın ortak kullanım alanlarının dinsel sembollerle değiştirilmesine karşı çıkıldı. Kadıköy halkı, bölgenin özgür ve laik yaşam alanı olduğunu belirterek, projeye karşı duruşunu sürdürdü.