Ankara Adliyesi önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, altı kadının bir gün içinde öldürülmesi ve kadın cinayetleri ile ilgili sorunlar dile getirildi. Kanun ve sözleşmelerin etkin uygulanması çağrısı yapıldı.

Bir gün içinde altı kadının öldürülmesinin ardından Ankara Adliyesi önünde toplanan kadın avukatlar, 6284 sayılı Kanun’un etkili kullanılmadığını ifade ederek İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunmasını talep etti. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şube Kadın Komisyonu üyesi Sipan Cizreli, yargılama sırasında karşılaşılan cezasızlık ve gerekçesiz ceza indirimleri ile infaz usullerindeki eksikliklerin kadınlara yönelik şiddetin önlenmesini engellediğini, bu durumun adaletsizliğe ve yeni fail ve suçlar için cesaretlendirici bir ortam oluşmasına yol açtığını dile getirdi.
Bir grup kadın avukat, Ankara Adliyesi önünde kadın cinayetleri ve 6284 sayılı Kanun’un uygulanmamasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Sipan Cizreli, son günlerde yaşanan olaylarda altı kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, bu cinayetlerde farklı yer ve durumlarda kadınların yaşamlarının ellerinden alındığını vurguladı.
Kadınların boşanma veya sonrasında öldürülmesi, erkek şiddetinin kadınların yaşamı üzerindeki etkisini göstermektedir. Fail hakkında alınmış uzaklaştırma kararlarına rağmen cinayetlerin gerçekleşmesi, devletin koruma sorumluluğunun yeterince yerine getirilmediğine işaret etmektedir.
Kadına yönelik şiddete karşı savaşta temel yasa olan 6284 sayılı Kanun’un, uygulamadaki eksiklikleri ve ihmalleri giderilerek daha etkin hale getirilmesi gerekmektedir. Sözleşme’nin uygulanmaması ve kanunun etkin kullanılmaması, kadınların güvende olmadığı ortamların varlığını sürdürmesine neden olmaktadır.
Saha uygulamalarında, kadınların kolluk birimlerine yaptığı başvuruların ciddiye alınmadığı ve şiddetin aile içi mesele olarak görülerek uzlaştırmalarla geçiştirilmekte olduğu görülüyor. Koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınmaması, sığınma imkanlarının yetersizliği ve psikososyal hizmetlere erişimin güç olması, mağdurların güvende kalmasını zorlaştırmakta ve korunma önlemlerinin etkili olmamasına yol açmaktadır. Ayrıca uzaklaştırma kararlarının takip edilmemesi ve failin silah kullanımına erişiminin engellenmemesi, hukuki önlemlerin caydırıcılığını azaltmaktadır. Kurumlar arası koordinasyon eksikliği ve risk değerlendirmesi yapılmaması da kadın cinayetlerini engellemede sorun yaşamaya devam etmektedir.
Faillerin yargılanmasında görülen cezasızlık ve gerekçesiz ceza indirimlerinin, infaz usullerindeki eksikliklerin kadına yönelik şiddetin önlenememesine ve adaletin tam sağlanamamasına neden olduğu belirtiliyor. Bu durumun yeni suçlara ve faillere cesaret verdiği ifade ediliyor.
Bir diğer sorun ise boşanma ve aile bütünlüğü üzerine getirilen düzenlemelerin, kadınların yaşam hakkını riske atmasıdır. Geçtiğimiz yılın “Aile Yılı” ilan edilmesi, aile birliğinin korunmasını ve boşanmanın olumsuz bir durum olarak gösterilmesini teşvik etmiştir. Ancak, veriler kadınların çoğunlukla boşanmak istedikleri veya boşandıkları için öldürüldüklerini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, boşanmayı zorlaştıran düzenlemeler ve arabuluculuk gibi uygulamalar, kadınların yaşam hakkını tehdit etmektedir.
Çözüm olarak, İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olunması, 6284 sayılı Kanun’un tam ve etkin uygulanması, uzaklaştırma kararlarının denetlenmesi ve ihlal eden kamu görevlileri hakkında işlemler yapılması önerilmektedir. Ayrıca, fail ve şiddeti teşvik eden uygulamalara izin verilmemeli, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yol açan politikalardan vazgeçilmelidir.
Basın açıklamasını yapan hukukçular ve kurumlar, kadınların yaşam hakkını savunmaya ve bu düzeni hukuki yollarla değiştirmeye devam edeceklerini belirtiyorlar.