SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Güncel/Kamu emekçileri Kadıköy'den seslendi: Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Yoksulluk sınırının üstünde maaş talebi

Kamu emekçileri Kadıköy'den seslendi: Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Yoksulluk sınırının üstünde maaş talebi

Birleşik Kamu İş üyeleri Kadıköy İskele'de gerçekleştirdikleri iş bırakma eylemiyle bütçede hak ve halk olmadığını belirtti. Talepler arasında yoksulluk sınırının üstünde maaş ve zamlar yer aldı.

Kamu emekçileri Kadıköy'den seslendi: Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Yoksulluk sınırının üstünde maaş talebi
Reklam yükleniyor...

Kamu emekçileri Kadıköy'den seslendi: Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz!

Haber/Kamera: Belçim KILIÇKIRAN

(İSTANBUL) İş bırakma eylemi gerçekleştiren Birleşik Kamu İş Konfederasyonu üyeleri Kadıköy İskele'de iktidara seslendi. Ortak açıklamada "Bütçe hazırlanırken emek düşmanlığını görüyoruz. Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var" denildi. Talepler ise "Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz! Sadece ayrıcalıklı bir zümre için zikredilip sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini istiyoruz! Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz! Gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesini istiyoruz! Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini, yılda 4 ikramiye verilmesini ve kamu emekçisine kira yardımı verilmesini istiyoruz!" sözleriyle sıralandı.

İş bırakma eylemi gerçekleştiren Birleşik Kamu İş Konfederasyonu üyeleri Kadıköy İskele'de iktidara seslendi. Eylemde açıklama Birleşik Kamu İş Konfederasyonu İstanbul İl Başkanı Alkoç Turan Başgönül tarafından okundu. "Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı, insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle bugün, tüm yurtta, tüm kamu kurumlarında üretimden gelen gücümüzü kullanarak kamu emekçileri olarak iş bıraktık. Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu, Birleşik Kamu-İş olarak, işyerlerimizde değil meydanlardayız, alanlardayız. Peki neden işyerlerimizde değil meydanlardayız?" sorusunu yönelten Başgönül, içinde bulundukları durumu şöyle anlattı:

"Günden güne tükeniyoruz"

Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden, bütçe yaptıkları için günden güne tükeniyoruz. Nasıl bir yoksulluk sarmalına atıldığımızı, göz göre göre nasıl nefes alamaz hale getirildiğimizi doğruca anlatabilmek için yakın geçmişe bir bakalım: Halk olarak içine düştüğümüz ağır ekonomik krizin temelleri, mevcut iktidar tarafından atıldı. Özelleştirme eliyle Cumhuriyet yadigarı olan fabrikalar, sadece arsalarının bedeli kadar düşük fiyatlarla, yandaşlara peşkeş çekildi. Ülkemiz üretmeden tüketen bir ülke haline getirildi. 'Dolarla mı maaş alıyorsunuz, size ne dolardan' denirken ülkede toplu iğne almak için bile dolar kuru takip edilir hale geldi. Üstüne bir de 'faiz sebep, enflasyon sonuç' gibi kabul gören, tüm ekonomi doktrinleriyle çelişen bir zihniyette, yıllardır sürdürülen ısrar, ülkede yoksulun daha yoksul, zenginin daha zengin olduğu, ekonominin orta direği denen orta sınıfın yok olduğu, bu karanlık ekonomik iklimi meydana getirdi.

"Asgari ücret genel ücret haline getirildi"

Ülkede asgari ücret, genel ücret haline getirildi, asgari ücret ve onun biraz üstü maaş alanlar kayıtlı istihdamın yüzde 70’ine ulaştı. Yani ülkenin çalışan, üreten yurttaşları, en çok vergiyi verip en az ücret alanlar konumuna getirildi. Bu yıl üçüncü büyük kamu emekçileri konfederasyonu olarak, bizim de bulunduğumuz Toplu Sözleşme masasında, ortadaki ağır tabloyla zerre uyuşmayan, adeta hakaret niteliğindeki zam tekliflerini ifşa etmiştik. Diğer konfederasyonlara 'yapısı belli ve hükümetin noteri gibi çalışan hakem heyetine gidip bu hakaret zamlarını meşrulaştırmayın' demiştik. Sonuçta, ne yazık ki dediğimiz gibi oldu. Tarih herkesin durduğu yeri de, hakem heyetinin, adına 'zam' dediği o utanç rakamlarını da tarihe not düştü. Eylemler yaptık, masadaki her rezilliği bir bir ifşa ettik.

O masada verilmeyen, ancak ufak kanun değişiklikleriyle kamu emekçisine sağlanabilecek birçok hak için raporlar hazırladık, Meclis’te grubu bulunan tüm siyasi partilere bu çalışmalarımızı sunduk ve 'Sadece basit kanun değişiklikleriyle kamu emekçisinin içine düştüğü bu darboğazı, biraz olsun rahatlatabilirsiniz' dedik. TÜİK’in hayal aleminden bildirdiği rakamların aksine çalışmalar yaparak, açlık ve yoksulluk sınırının ulaştığı boyutu ortaya koyduk. Bu gerçekleri yetkililere duyurmaya çalıştık."

"Kasım 2025 itibariyle açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde"

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Ar-Ge biriminin yoksulluk ve açlık sınırı rakamlarını da paylaşan Başgönül şöyle devam etti: "KAMU-AR’a göre Kasım 2025 itibariyle açlık sınırı 30 bin 327 lira, yoksulluk sınırı ise 93 bin 697 lira düzeyinde. Bu ne demek? Bu kamu emekçilerinin ezici bir çoğunun yoksulluk sınırının çok çok altında yaşadığı ve alım gücünün günden güne erimesi nedeniyle açlık sınırına her gün biraz daha yaklaştığı görülüyor demek. Bu gelen daha da rezil ve sefil günlerin ayak sesleri demek. Birileri kendi yarattığı krizin faturasını utanmadan emekçilere ödetmeye çalışıyor demek."

"Bu utanmazlığa, bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!"

Toplu sözleşme masasasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendirmeye çalışıyorlar. Bu utanmazlığa, bu pişkinliğe artık yeter diyoruz! Bakın, üst düzey kamu yöneticilerine vicdanlara sığmayan bir seyyanen zam önerdiler. Ağır tepki verdik, her yerde bunun nasıl bir rezillik ve nasıl bir adaletsizlik olduğunu anlattık.

"Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok…"

Bir iyileştirme yapılacaksa bunun tüm kamu emekçilerini kapsaması gerektiğini, aksi takdirde kamu çalışma yaşamındaki gelir adaletsizliğinin daha da artacağını belirttik. Bu iyileştirmeleri tüm kamu emekçilerine yaymak mümkündü, ancak geri adım atıldı. Oysa, bu iyileştirmeleri tüm kamu emekçilerinin kapsamına almak ve emekten yana bir tutum göstermek de mümkün olabilirdi. Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz. Bütçe’de hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok… Sermaye ve yandaşların çıkarları var, zenginlerin çıkarları besleniyor, kamu kaynakları yoksul emekçilere ve emeklilere yüklenirken, sermaye gruplarına aktarılıyor. Sosyal devlet ilkesi göz ardı edilerek hazırlanan bütçede, halkın refahına yönelik en küçük bir adım yok. En zenginlerin sırtı, kamu teşvikleri ve vergi sıfırlamalarıyla desteklenirken, halk yine en çok vergiyi ödeyip en az hizmeti alacak. Halkın vergileri şirketlerin kârına değil, ihtiyaçlarına ayrılmalıdır. Bütçe, halkın ortak kaynağıdır ve emekçiler, emekliler, gençler ile yoksul halkın ihtiyaçlarına sunulmalıdır.

"Bu krizden sorumlu olmadığımızı söylüyoruz!"

Bütçe, ekonomi gemisinin rotasıdır; bu geminin rotası adil ve bilimsel bir şekilde belirlenmediği takdirde, daha derin ekonomik krizlerin yaşanması kaçınılmazdır. Biz emekçiler olarak, bu olmasın diyoruz. Artık yeter, yaşayamıyoruz diyoruz. Sorumlusu olmadığımız bu krizin bedelini ödemeye devam etmeyeceğiz. İnsanca çalışma şartları, onurlu ücretler ve hakkımız olanlar için mücadele edeceğiz!

"Yoksulluk sınırının üstünde maaş talebi"

Açıklamada talepler ise şu şekilde sıralandı: "Yoksulluk sınırının üstünde maaş istiyoruz! Sadece ayrıcalıklı bir zümre için zikredilip, sonra geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilere verilmesini istiyoruz! Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını istiyoruz! Gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesini, enflasyon farkının aylık ödenmesini, yılda 4 ikramiye ve kira yardımı talep ediyoruz!"

İstanbul halkına seslenen bir diğer vurguyla, "Bu iş bırakma eylemimiz bir uyarıdır. Kamu emekçisi, gasp edilen hakları teslim edilmedikçe üretimden gelen gücünü kullanmayı, demokratik haklar çerçevesinde mücadele etmeyi sürdürecektir. Gerçek dışı enflasyon rakamları, ekonomik kriz faturası ve gelir kayıpları kabul etmiyoruz! Direneceğiz ve kazanacağız!" sözleriyle sona erdi.

Etiketler:

guncelekonomisosyalsendikahakkaniyet
Reklam yükleniyor...