KESK Gaziantep Kadın Meclisi temsilcisi Gül Fidan Özpolat, Türkiye’deki şüpheli kadın ölümlerinin etkin soruşturulmadığını ve verilerin paylaşılmadığını belirtti. Kadın cinayetleri artış gösteriyor.

Gül Fidan Özpolat, Gaziantep’te düzenlediği basın toplantısında, kadın örgütleri, sendikalar ve kadın platformlarının mücadelesine rağmen kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin aynı hızla devam ettiğini söyledi. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin verilerin düzenli tutulmadığını veya kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılmadığını belirten Özpolat, hukuki tedbirlerin yetersiz kaldığını ifade etti.
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun 2025 Kadın Cinayetleri Raporu’ndan alınan bilgilere göre, geçen yıl 391 kadının hayatını kaybettiği, bunlardan 297’sinin kadın cinayeti, 94’ünün ise şüpheli kadın ölümü olarak kayıtlara geçtiği belirtildi. Rapora göre, kadınların yüzde 64,7’sinin kendi evlerinde yaşamını yitirdiği ve faillerin büyük bölümünün aile içindeki erkekler olduğu kaydedildi. En çok kadın ölümü yaşanan iller sıralamasında İstanbul 54 ile ilk sırada, bunu Diyarbakır 21, İzmir 20, Antalya 19, Ankara 16 ve Adana 14 takip etti. Öldürülen kadınların 165’inin evli, 100’ünün bekar, 38’inin boşanmış, 10’unun ise dini nikah ile birlikte yaşadığı belirtildi. Medeni durumu bilinmeyen 78 kadın olduğu da raporda yer aldı.
Özpolat, fail bilgilerine dair verileri de paylaştı. Buna göre, 137 kadının aile içindeki şiddet sonucu, 59’unun boşandığı ya da boşanma aşamasında olduğu, 30’unun ayrılmak istediği ya da reddettiği, 34’ünün birlikte olduğu ve 21’inin tanıdığı erkeklerce öldürüldüğü, 7 vakada ise failin tespit edilmediği ifade edildi. Özpolat, İstanbul Sözleşmesi’nin andığı kadın cinayetlerindeki artışa dikkat çekti ve tutuksuz yargılamaların cezasızlığı artırdığını vurguladı.
Özpolat, şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yapılmadığını, tarafsız otopsilerin gerçekleştirilmediğini ve birçok dosyanın kapatıldığını belirtti. İstanbul Sözleşmesi’ne dönüş ve 6284 sayılı kanunun eksiksiz ve etkin biçimde uygulanmasını, kadın örgütleriyle birlikte önleyici ve caydırıcı politikaların geliştirilmesini istedi. Ayrıca, tüm eğitim kademelerinde "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği" derslerinin zorunlu hale getirilmesi konusunda çağrıda bulundu.