SON DAKİKA
Reklam yükleniyor...
Ana Sayfa/Güncel/KESK: Kadın cinayetleri politiktir ve aile odaklı politikalar önleyici değildir

KESK: Kadın cinayetleri politiktir ve aile odaklı politikalar önleyici değildir

KESK, kadın cinayetlerinin politiktir ve sistematik olduğu, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkışın ardından artış gösterdiği iddiasıyla, hukuki ve toplumsal aktörlerin yetersizliğine dikkat çekti.

KESK: Kadın cinayetleri politiktir ve aile odaklı politikalar önleyici değildir
Reklam yükleniyor...

KESK: Kadın cinayetleri politiktir ve aile odaklı politikalar önleyici değildir

Açıklamada kadın cinayetleri ve politikalar ele alındı

KESK'ten yapılan açıklamada, Türkiye'de aynı gün içinde 6 kadının katledildiği ve 2026'nın ilk ayında 22 kadının öldürüldüğü, 14 kadının ölümünün ise kayıtlara "şüpheli" olarak geçtiği belirtildi. Bu olayların, ihlal, politika boşluğu ve sistematik cezasızlık göstergesi olduğu vurgulandı. Kadın cinayetlerinin münferit değil, sistematik olduğu ifade edildi. İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuzca çıkılmasının ardından tüm toplumsal cinsiyet eşitliği programlarının askıya alındığı kaydedildi. Kadın örgütleri tarafından yapılan veri toplamalar da Sözleşmenin feshinin ardından kadın cinayetleri ve "şüpheli kadın ölümlerinin" arttığını ortaya koyuyor.

Açıklamada, "Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un tutarsız şekilde uygulandığı ve uzaklaştırma kararlarının caydırıcılığının kalktığı”na işaret edildi. Devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği, ulusal eylem planının ve bütçelenmiş politikaların bulunmadığı belirtildi. Şiddetin önlenmesinde, kriz yönetimi yerine bütünlüklü politikaların uygulanması gerektiği vurgulandı.

Son dönemde yürürlüğe konulan düzenlemelerin toplumsal cinsiyet yerine aile bütünlüğünü esas aldığı, araştırmaların kadın cinayetlerinin çoğunun eşler ve eski eşler tarafından işlendiğine işaret ettiği belirtildi. Aile odaklı politikaların, şiddet gören kadınların evlilik içinde korunmasına pek yer vermediği ve toplumsal cinsiyet rollerinin, medyanın ve hukukun kadın cinayetlerini nasıl etkilediğine değinilmediği anlatıldı. Boşanma süreçlerinin zorlaştırılması ve toplumsal cinsiyet kavramının hedef haline getirilmesine karşı çıkıldı.

Yıllardır kadın örgütlerinin uyarıları ve veri toplama faaliyetlerine rağmen, devletin bu uyarılara karşı tedbir almaması ve suçlulara yönelik adımlar atmaması eleştirildi. Şiddeti önleme kapasitesinin, örgütlerle ortaklıklar kurularak güçlendirileceği vurgulandı. Ayrıca, kadın örgütleriyle birlikte hazırlanan ve uygulanması gereken bir eylem planı hazırlanması çağrısı yapıldı. Ayrıca, 6284 sayılı Kanunun etkin uygulanması ve uzaklaştırma kararlarına uyulmasının sağlanması gerektiği belirtildi. İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden dönülmesi ve mevzuatın yerine getirilmesi gerektiği ifadeleri kullanıldı. Kesinlikle, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanana ve kadın cinayetleri önleninceye kadar mücadele sürdürülecek. Artık kayıplar olmadan bu sorunların çözüleceği vurgulandı.

Etiketler:

kadın haklarıkadın cinayetleritoplumsal cinsiyethukukşiddet
Reklam yükleniyor...