Kıyı Ege Belediyeler Birliği’nin Aralık 2025 toplantısında konuşan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yerel yönetimlerin demokrasinin temel taşı olduğunu vurgulayarak yetkilerin azaltılmasının demokrasiyi olumsuz etkileyeceğine d

Kıyı Ege Belediyeler Birliği’nin 2025 Aralık ayı encümen toplantısı, Menteşe ilçesinde Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu ile Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin katıldı.
Toplantıdan önce açıklama yapan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, konuşmasına geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ı anarak başladı.
Aras, şunları söyledi: “Ege; turizmin, tarımın, kültürün, tarihin, emeğin ve doğanın iç içe yaşadığı, bunların bir arada olduğu çok özel bir bölgedir. Bu zenginlik beraberinde büyük bir sorumluluk getiriyor. Mevsimsel nüfus artışları, altyapı sorunları, iklim krizi, su baskısı, kıyı tahribatı, afet riski ve barınma sorunları gibi konular, bölgesel dayanışma ve bölgesel akıl ile çözüm gerektiren başlıklardır. Kıyı Ege’nin önemini tekrar hatırladık. Bilgi paylaşımı ve ortak çözümler geliştirmek amacıyla kurulan bu birlik, önemli bir zemindir. Encümen kararlarımız da bu anlayışın sonucu olarak alınmaktadır.”
İklim krizinden bahseden Aras, bunun artık geleceğe dair bir öngörü olmaktan çıkıp, gündelik hayatın bir parçası haline geldiğini belirtti. Orman yangınları, sel, su baskınları, kuraklık ve ekosistem kaybı gibi olayların yaşandığını anlatan Aras, özellikle su kaynaklarında azalma ve biyoçeşitliliğin yok olmasının kentleri doğrudan etkilediğine vurgu yaptı. Su ve tarımsal kullanımda azalma olduğunu ve önlemler alınması gerektiğini dile getirdi.
Kille Koyu’nda yapılmak istenen yat bağlama iskelesine değinen Aras, oranın 186 yat sahibine tahsis edilmek istendiğini ancak oradan halkın ve bölgedeki insanların da faydalanmak istediğini söyledi. Yat limanı ve marina projeleri gibi doğaya müdahalelerin çevreyi tahrip ettiğine dikkat çekti. Halkın temsilcileri olarak hukuk ve eylemle bu kararların reddedildiğini ve geri alınmaya çalışıldığını ifade etti.
Madencilik ve zeytinlik yasalarına değinen Aras, bölgenin kültür ve turizm açısından önemine vurgu yaptı. Fosil yakıt ve madencilik faaliyetlerinin, tarım ve turizm alanlarına zarar verdiğini belirtti. Özellikle, bölgede Maden Yasası’na dayanan ve zeytinliklerin taşınmasıyla ilgili yasa uygulamalarını eleştirdi. Bunların ekosistemi ve kültürel yapıyı olumsuz etkilediğini anlattı.
Yerel yönetimlerin yetkilerinin elinden alınmak istendiğine işaret eden Aras, son günlerde alınan kararları örnek gösterdi. İş yeri ruhsatları ve gürültü denetimleri gibi alanlarda yetki devri olduğunu, imar barışında ise riskli yapıların göz ardı edilerek, imar belgeleri verilmesinin ve sonrasında iptal edilmesinin uygulandığını anlattı. Belediyelere yıkım emri verilmesine rağmen, ruhsatlandırmanın sorumlusu olarak belediyelerin sorumlu tutulduğunu belirtti.
Belediyelerin gücünü azaltmak yerine artırmak gerektiğine vurgu yapan Aras, halkla iç içe olan ve halkın seçtiği temsilciler tarafından yönetilen belediyelere yetki verilmesi gerektiğini söyledi. Merkezi idarenin denetim ve müdahale yetkilerini kullanmasına rağmen, belediyelerin yetkisini kısıtlamanın doğru olmadığını dile getirdi. Yerel yönetimlerin demokrasinin temel parçası olduğunu vurgulayan Aras, yetkilerin artırılması ve demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.