KTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, TBMM Genel Kurulu'nda devam eden ve Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifine tepki gösterdi. Doğanın korunması ve yatırımların doğayı yok eden faaliyetler olmaması gerektiğine vur

TBMM Genel Kurulu'nda görüşmeleri sürdüren ve Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifine ilişkin, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, "Bu teklif mutlaka geri çekilmelidir. Belli ki en büyük yanılgı olarak doğa, parasızlığın ve geri kalmışlığın panzehri sanılıyor ve hoyratça tüketilmeye çalışılıyor. Milli parklar ülke için geleceğe yapılan yatırımlardır ve temel sermayesi mutlak koruma altındaki doğal varlıklardır. Milli parklarda gerçekleştirilecek sözde yatırımlar, doğayı ve koruma ilkesini yok eden faaliyetlerdir" dedi.
Kurdoğlu, iklim değişikliği, ormansızlaşma, madencilik ve HES projeleri gibi güncel çevre sorunları ışığında, ekoturizm ve korunan alanların geleceğine odaklandı. Kanun teklifinin geri çekilmesi gerektiğini vurguladı ve "Doğa, parasızlığın ve geri kalmışlığın panzehri sanılıyor ve hoyratça tüketilmeye çalışılıyor" ifadelerini kullandı. Ayrıca, milli parklar ve korunan alanların, insanoğlunun her şeye hükmetmemesi gerekliliğinin politik beyanları olduğunu belirtti.
Korunan alanlar, her doğal ekosistemi altyapıya, tarıma, madene veya metalaşmaya dönüştürmemeyi amaçlayan öz-sınırlama felsefesini temsil eder. Bu alanlar, insanların her şeye hükmetmemesi gerektiğinin politik ifadesidir. Toplumun bu alanları, sadece kullanışlı bir kaynak deposu değil, biyosferin tümü ile varoluşu sürdürebilmenin ve doğanın ihtişamını kabul etmenin mekânı olarak görmesidir. Doğal düzenin bu alanlarda var olduğu kabul edilir.
1980’ler ortasından itibaren Artvin topraklarının madenciliğe açılmasıyla başlayan mücadele devam etmektedir. Kurdoğlu, 7 Şubat’ta çıkan yeni ihale ile Artvin’de 23,6 bin hektarlık alanın madencilik amacıyla tahsis edildiğine dikkat çekti. Artvin’de maden çıkarılmaya başlanalı 10 yıl olduğunu ve 30 yıllık mücadelenin süreceğini belirtti. Sözde kalkınma bahanesinin Artvin’i yok etmemesi gerektiği vurgusunu yaptı ve yerel halkın madenciliğe karşı duruşunu destekledi.