CHP Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç, basın özgürlüğünün halkın gerçeği öğrenme hakkı olduğunu ve bu hakkın gasbedilmesinin demokrasiyle hukuk üzerinde olumsuz etkileri olacağını belirtti. Programda gazetecilere değinildi.

CHP Tekirdağ İl Başkanı Cenk Boduç, yaptığı konuşmada, basın özgürlüğünün sadece gazetecilerin sorunu olmadığını, halkın gerçeği öğrenme hakkı olduğunu söyledi. Bu hakkın gasbedildiğinde demokrasi ve hukukun da zarar göreceğine dikkat çekti. Gerçeği yazan her gazetecinin ülkede demokrasinin son kaleleri olduğu ifade edildi. O kalelerin yıkılmasıyla karanlık bir ortamın oluşacağı vurgulandı.
CHP İletişim Birimi tarafından Tekirdağ’da düzenlenen Marmara Yerel Medya Buluşması’nın açılışında konuşan Boduç, suikast sonucu öldürülen gazeteci Uğur Mumcu ve diğer basın şehitlerini andı. Basının içinde bulunduğu duruma değinen Boduç, anayasadaki ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ maddesine rağmen gerçekte durumun böyle olmadığını belirtti. Anayasa ve gerçekler arasındaki farklara dikkat çekildi.
Boduç, basının iktidarı eleştirebilme, özgürce yazabilme ve halkın doğru bilgiye erişimini sağlayabilme koşullarını sorguladı. Eğer bu imkanlar yoksa, demokrasiden bahsedilemeyeceğini söyledi. Basın baskı altında, sansür devlet politikası haline gelmiş ve otosansür gazetecilerin hayatında yer almışsa, ülkede demokrasinin varlığından söz edilemeyeceğini belirtti. Bu ortamda hukukun ve adaletin de bulunmadığı ifade edildi.
İktidarın kendisini eleştirenleri tehdit ettiği, basını düşman ilan ettiği, yargı ve RTÜK’ü ekonomik baskılar ve ambargolarla silah olarak kullandığı söylendi. Amaçların korkutmak, susturmak ve hizaya sokmak olduğu vurgulandı. Gelecekte, bu dönemde yazılanların ve yazamayanların hatırlanacağı belirtildi. Direnen ve susmayı tercih edenler arasında fark olacağı, bu karanlık dönemin tarih önünde utanç vesilesi olacağı söylendi.
Gazetecilerin ekonomik zor durumlarda çalışmak zorunda bırakıldığı, düşük ücretler, güvensiz çalışma ortamları, mesai sürelerinin uzunluğu ve işten atılma korkusunun mesleği zorlaştırdığı aktarıldı. Gazetecilik itibarsızlaştırılırken, mesleğin değersizleştirildiğine ve belirsizliklerle dolu dijital ortamın işten çıkarmalara neden olduğuna değinildi.
Gazeteciliğin suç sayılmadığını vurgulayan Boduç, halk adına soru sormanın suç olmadığını belirtti. Bu dönemde, baskıya rağmen kalemlerini satmayan gazeteciler onurlandırılırken, güçlere teslim olanların ise utançla anılacağı ifade edildi. Gerçeğin iktidar zamanlarında değil, baskının ağır olduğu dönemlerde ortaya çıkacağı söylendi. Basının yaşadığı çağda tanıklık ettiği ve korku, çıkar ve yalanla yapılırsa bunun tarih tarafından affedilmeyeceği belirtildi.
Basın özgürlüğünün sadece gazetecilerin meselesi olmadığını, aynı zamanda halkın gerçeği öğrenme hakkı olduğunu vurgulayan Boduç, kalemini namusla sürdürenlerin onur ve gurur kaynağı olduğunu söyledi. Gerçeği yazmak ve tanıklık etmek, demokrasinin sağ kalabilmesi için önemli bir unsur olarak kabul edildi.