TBMM’de KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu’nu kabul eden Hulusi Akar, Güney Kıbrıs’ın silahlanmasının adanın güvenliğini tehdit ettiğini belirterek, Güney Kıbrıs’ın askeri anlaşmalar ve silah politikalarını eleştirdi.

TBMM’de KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu’nu kabul eden Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Kıbrıs’ın Türkiye için "milli mesele" olduğunu vurgulayarak Güney Kıbrıs’ın silahlanmasının adanın güvenliğini riske attığını söyledi. Akar, "Risk alıyorlar. Savunma için çok, taarruz için az" dedi. Korukoğlu ise “Güney Kıbrıs Rum yönetimi, farklı ülkelerle yaptığı askeri anlaşmalarla adayı bir askeri lojistik üs haline getirmiş ve adayı hedef haline getirmiştir. Güney Kıbrıs’ın silahlanma politikalarından vazgeçmesini temenni ediyoruz" diye konuştu.
Korukoğlu, Güney Kıbrıs Rum yönetimi’nin yaptığı askeri anlaşmalar ve askeri faaliyetin adayı hedef alacak biçimde olduğunu ifade etti. Akar ise, “Burada herhangi bir şekilde diğer ülkelerin üs kurması ve yerleşmesi, sadece kendilerinin değil, bütün adanın güvenliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Bu konuda uluslararası platformlarda fikirlerimizi dile getiriyoruz. Barışçıl yol ve yöntemlerle Kıbrıs’taki kardeşlerimizin hak ve hukukunun korunmasını istiyoruz. Hiçbir zaman adanın gerçek sahipleri olan Kıbrıslıların ikinci sınıf vatandaş olmasını kabul etmeyiz. Kıbrıs’ın Yunan adası olmadığına dikkat çekerken, EOKA terör örgütü olarak bilinmektedir ve bu örgütü öven açıklamalar yapılmaktadır. 1960’ta kurulan devletin ardından, garantör ve ittifak antlaşmaları imzalanmış, ancak üç yıl içinde katliamlar başlamıştır. 1974’ten bu yana ciddi bir olay olmadan yaşam devam etmektedir ve herkesin bunu anlaması beklenmektedir. Yunanistan ve Güney Kıbrıs yönetiminin bu durumu anlaması ve hareket etmesi gerekmektedir. Barış, huzur ve güvenlik istiyoruz. Uluslararası hukuka uygun şekilde varlığımızı sürdüreceğiz. Bu zaman zarfında kardeşlerimizin hak ve hukukunu korumak konusunda kararlıyız. Son zamanlarda atılan sloganlar ve duygusal açıklamaların huzuru bozmasına izin vermeyiz. 25 Mart’ta yapılan tartışmayı kınıyoruz ve Atina’daki yürüyüşte söylenen sözleri de kabul etmiyoruz. Türkiye’nin vakurdu ve askeriyle, siyasetiyle duruşunu net bir şekilde göstermektedir. Güvenlik güçlerimiz ve hükümetimiz barış ve güvenlik ilkelerine bağlıdır. Kıbrıs’ın gerçek sahipleri Kıbrıslılardır ve yeni yönetimin de onları koruma sorumluluğu vardır. Tüm bunlar ışığında, taraflar birbirlerine destek olmalı ve barışa katkıda bulunmalıdırlar.
Korukoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ortaklık kurma mücadelesi verdiklerini ve federasyon tezinin kendileriyle ortaya atıldığını belirtti. Ancak bunu başaramadıklarını ifade ederken, Rum yönetiminin eşitlik temelinde ortaklıktan uzak durduğunu, liderlerinin EOKA ile ilgili açıklamalar yapmaya devam ettiğini vurguladı. Türkiye’nin diplomatik, siyasi ve güvenlik desteğinin önemli olduğunu sözlerine ekledi. Güney Kıbrıs’ın, farklı ülkelerle yaptığı askeri anlaşmalar nedeniyle adayı bir askeri üs haline getirdiğini ve silahlanma politikalarından vazgeçmesini temenni ettiğini ifade etti.
Akar, Güney Kıbrıs Rum yönetimi’nin silahlandırılmasına ilişkin soruya, “Risk alıyorlar. Savunma için çok, taarruz için az” cevabını verdi.