İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan'ın süreç tutumunu eleştirerek, yetkilerin komisyona devredildiğini ve bazı hususların dayatıldığını belirtti. Sürecin ve ittifakların tehlikelerine dikkat çekti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "süreçteki" tutumuna değinerek, "Her şeyi yapmaya yetkisi olan Cumhurbaşkanı, bu işi ise komisyona havale ediyor. Bir anlamıyla kendi yetkisinin komisyon tarafından, başka bir pencereden baktığınızda Bahçeli ve İmralı tarafından paylaşıldığına delalet ediyor" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bazı hususların dayatıldığını öne süren Dervişoğlu, "'Kimse gitmezse ben giderim demek', 'Kimseyi göndermezseniz beni durduramazsınız' demektir" diye konuştu.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW TV ekranlarında İlker Karagöz’ün sorularını yanıtladı. "Terörsüz Türkiye" adıyla yürütülen süreç kapsamında yaşanan gelişmeler üzerine "İhanetin zaman aşımı yoktur" şeklinde yaptığı açıklamaları hatırlattı. Dervişoğlu, 2011 yılında başlayan birinci açılım sürecini ve bununla ilgili suç duyurularını anlattı. O dönemde suç duyurusunda bulunan teşkilatların olduğunu ve bu süreçte takipsizlik kararlarının verildiğini belirtti. Bu duruma vurgu yaparak, "ihanetin zaman aşımı yoktur" dediğini aktardı. Sürecin adımlarının zamanında yapılması gerektiğine değindi.
Dervişoğlu, Devlet Bahçeli’nin darağacı çıkışı hatırlatılarak, bu açıklamayı hamasi bir söylem olarak nitelendirdi. Türkiye'yi darağacına götürmek değil, onu korumak ve milli mücadeleyi sürdüreceğini vurguladı. Cumhuriyet’e yönelik tehdit içeren ifadeleri de eleştirdi. Ayrıca, Türkiye’nin terörle mücadelesine ve teröristlere karşı duruşunu yineledi. "Terörsüz Türkiye”yi isteyen herkesin bu amacı paylaştığını belirtti.
Dervişoğlu, süreçte rol dağılımını ve ittifak yapısını eleştirdi. AK Parti, MHP ve HDP’nin oluşturduğu birlikteliğin "Öcalan ittifakı" olarak tarihe geçeceğini söyledi. Ayrıca, komisyonun hukuki meşruiyetini sorguladı ve bu komisyonun kurulmasını ve kararlarını eleştirdi. Söz konusu komisyonda alınan kararların ve bu süreçteki tuzakların altını çizdi.
Dervişoğlu, İmralı’ya yapılan gizli ziyaretlerin ve Öcalan’ın serbest bırakılması amaçlı adımların arkasındaki planlara değindi. Görüşmelerin sonuçlarının paylaşılmadığını ve güvenlik kurullarında Türkiye’nin durumu hakkında olumsuz gelişmelerin yaşandığını belirtti. Terör örgütünün emellerinden vazgeçmediğini dile getirdi. Öcalan’ın serbest kalması ve muhtemel süreçler üzerine yaptığı değerlendirmeleri aktardı.
Türkiye’deki Kürtleri temsil eden kişinin Öcalan olduğunu savunan Dervişoğlu, bölgedeki kardeşlik bağlarını ve terörle mücadeleyi vurguladı. Türkiye’nin kardeşlik temelinde bir sorun yaşamadığını, devlet ve vatandaşlar arasında herkesin vatanı ve milleti savunduğunu ifade etti. Ayrıca, Kürt vatandaşların büyük çoğunluğunun başka bölgelerde yaşadığını belirtti.
Dervişoğlu, Öcalan’ın gelişinin ve serbest bırakılmasının şartlara bağlı olduğunu ve bu durumun eski tarihli planların devamı olduğunu açıkladı. 28 Şubat sonrası dönem ve planlar çerçevesinde hareket edildiğine dikkat çekti. Türkiye’ye teslim edilme ve serbest kalma süreçlerinin tarihçesine değindi. Sürecin henüz tamamlanmadığını ve büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ilerlediğini belirtti.
Dervişoğlu, ülkenin bütünlüğü ve milletin birliği konusunda endişelerini dile getirdi. Türkiye’nin etnik ve mezhepsel ayrımlar üzerinden parçalanmak istendiğine vurgu yaptı. Türksüz bir Cumhuriyet ve milletin bölünmesi girişimlerine karşı durduğunu belirtti.
Sürece karşı çıkan AK Parti ve MHP vekillerinin olduğunu belirterek, bu kesimlerin endişelerini paylaştığını ifade etti. Gidişata karşı olan vekillerin, bu süreçte halktan gizli kalmaya çalışılan gelişmeler olduğunu bildirdi. Ayrıca, Gizli görüşmeler, planlar ve süreçteki olası riskler üzerinde durdu.