Mustafa Balkan tarafından kaleme alınan yazıda, 2025 yılında aile, değerler ve vicdan gibi temalar üzerinden toplumsal yaşamın temel unsurları tartışıldı.

Yeni yıla Türk ve Müslüman aileyi konuşarak giriş yapıldı.
Konya Aydınlar Ocağı, 2025 yılının son programını “Aile Yılı’nda Aileyi Konuşmak” başlıklı panelle gerçekleştirdi. Paneli yönetmiş olan kişi ben oldum. Panelistler ise araştırmacı-Yazar Hüzeyme Yeşim Koçak, araştırmacı-Yazar Anuş Gökce ve Çocuk Gelişimi Uzmanı Fatma Balkan idi. Hüzeyme Hanım “Türkiye’de Yozlaşma, Ailede Dejenerasyon ve Değerlerin İçinin Boşaltılması” konusu üzerinde durdu. Anuş Hanım “Türklerde Aile Yapısı”nı anlattı. Eğitimci ve Çocuk Gelişim Uzmanı Fatma Balkan ise “Ailede Çocuk Eğitimi” konusundan bahsetti ve yaşadıklarını paylaştı.
Konya Aydınlar Ocağı ve Yenigün Gazetesi iş birliğiyle geçen yıl “Örnek Aileleri” seçilen kişilerin aileleri gündeme getirildi. Türk ve Müslüman ailede olması gereken temel dört değer sevgi, saygı, sadakat ve hoşgörüdür. Gazeteciler “5N1K” formülünü kullanır. Ailelerde “3S1H” formülüyle hareket edilmelidir. Bu formüller çoğaltılabilir. Karı-koca hakları yanında çocukların anne ve baba üzerindeki hakları da bulunur. Çocuk terbiyesiyle ilgili olarak eğitimci-yazar S. Ahmet Arvasi, “Türk-İslam Ülküsü” adlı eserinde şöyle belirtir: Çocuk, “besmele” ile anne rahminde gelişmeli, helal lokmalarla beslenmeli, doğumdan sonra helal sütle doyurulmalı, yüce ve mukaddes adlar verilmelidir. Kısa süre içinde kulaklara ezan ve kamet okunmalı, ilk kelime “Allah” olmalı, öğrenme çağında Kur’an-ı Kerim’i okumalı, İslam’ı tanımalı ve yaşamaya başlamalıdır.
Türk Dil Kurumu, “Dijital vicdan” terimini 2025 Yılın Kelimesi olarak belirledi. Oksford Üniversitesi ise “Rage bait” terimini 2025 Yılın Kelimesi seçti. Bu ifade, sosyal medyada öfke ve kutuplaşma üzerinden etkileşim kurma kültürünü yansıtmakta ve kullanım oranı son yılda üç kat artmıştır. Türkçe karşılığı muhtemelen “Öfke yemi” olarak ifade edilir. İnsan sayısal veriler ve rakamlar üzerinden tanımlanabilir. Vicdan ise iyi ve kötüyü ayırt eden içsel bir duygu olup din, iman ve ahlakla da ilgilidir. Millî Şair Mehmet Âkif Ersoy’un sözleriyle vicdan, ahlâk ve Allah korkusuyla iç içe geçmiştir: “Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, ne vicdandır/ Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.”
Korkma, Allah’tan korkmayan…
Biz kimiz? Sen kimsin arkadaş?
Psikologlara göre şuur, bilinç ve nefs muhasebesi anlamına gelir. Ayrıca tam anlamıyla şuur, yalnızca insana özgüdür. İnsan tarih boyunca “Ben kimim?” sorusuna cevap aramıştır. Onk. Dr. Halûk Nurbaki’nin “İnsan Bilinmesi” adlı eserinde söylenenler şöyledir: “Bazen içimizde korku ve ürperti olur, sonsuz sayılar ve ışıklar içinde titreriz. Bazen içimize sıcak bir güven gelir ve sevgiden, ölmezlikten umut ederiz. Sonsuz mutluluk duygusu ve vicdan gibi yol gösterici iç sesimiz ortaya çıkar. Kâinat ve insan nedir? Tanrı’yı sevdiğimizde, Tanrı’nın varlığıyla nasıl bir ilişki kurarız? İnsan, Allah’ın en mükemmel ve en değerli yarattığı varlıktır.”
Günümüzde insan ve insanoğlu, 2025’i geride bıraktı. 2025 yılı, Filistin/Gazze ve Çin/Doğu Türkistan’da vicdanların sarsıldığı bir yıl olarak hatırlanıyor. İnsan kendi kendine soruyor: Öfkeyi anladık da, vicdanın durumu nedir? İnsan, beden, ruh ve nefs gibi karmaşık bir varlıktır. Efendimiz’in ifadesiyle “Nefsini bilen Allah’ı bilir.” Yunus Emre ise şu dörtlükle özetler: “İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir.” İnsan, kâinatın merkezinde yer alır ve en mükemmel varlık olarak görülür. Düşüncelerimizde içten gelen sevgi ve hisler, Tanrı’ya olan sevgiyle bütünleşmiştir. Son sözü şu güzel dörtlükle yapıyoruz: “Dünya kimseye kalmaz.”