Mustafa Balkan, ekonomik ve toplumsal durumlara ilişkin görüşlerini dile getiriyor. Hükümet kararları, enflasyon ve halkın durumu hakkında eleştiriler sunuyor.

Gece haberlerinde pırlantalar ve değerli taşlar satanlardan yüzde 20 Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) alınacağı haberini duyunca mutlu oldu. Ancak, teklifin geri çekilmesi ve Pırlanta Lobisi'nin lehine değişiklik yapılmasıyla bu sevinç kısa sürdü. Eski Ticaret Bakanı ve AKP Samsun Milletvekili Mehmet Muş'un bu durumdaki rolü de vurgulandı.
Televizyonlarda sıkça gösterilen “'ZEN’siz olmaz!” adlı pırlanta reklamında “zen” kadın anlamına geliyor. Bu reklamda kadın, dikkat çekici bir “meta” sembolü olarak kullanılıyor. Kadınlar, her türlü reklamda çeşitli mal ve hizmetlerin sembolü olarak öne çıkarılmaktadır.
Gece yapılan bir meclis operasyonuyla, kıymetli elementler satanlardan ÖTV alınmaması kararı çıktı. İktidar grubu bu teklifi torba yasa kapsamında geri çekti. Hangi milletvekillerinin bu karara oy verdiği bilinmemekle birlikte, mevcut meclisin yüzde 20’lik küçük azınlığın mutluluğunu büyük çoğunluk olan yüzde 80’in fakirliğine tercih ettiği görüşü dile getirildi.
“’Zen” yerine para, rey veya enflasyon gibi kavramlar konabilir. AKP’nin ne paradan, ne oydan ne de enflasyonun olumsuz etkilerinden vazgeçmediği belirtiliyor. Enflasyon oranları yüksek olup, ülkemiz dünya genelinde 145 ülke arasında en yüksek enflasyona sahip ilk üçte yer alıyor. Enflasyonun bilinçli olarak düşürülmediği ve iktidarın bu konuda herhangi bir niyetinin bulunmadığı vurgulanıyor.
Bir gazeteci ve emekli vatandaş olarak, halkın nabzını tuttuğunu ve enflasyonun etkilerini gözlemlediğini belirtiyor. Bu yılın ilk üç ayında aldığı maaşın yapısal enflasyon nedeniyle eridiğini belirten yazar, hükümet ve muhalefet partilerinin toplumu “enayi” olarak görmemesi gerektiğine değiniyor. Halkın arasına inerek sorunları görmek ve çözüm aramak gerektiği anlatılıyor.
İki Türkiye’den birini seçmesi gerekenlere sesleniyor. Yoksul ve ezilen halktan mı, yoksa maddi kazanç ve çıkar sağlayanların yanında mı olunacağı soruluyor. Milletin soyulması ve hortumlanmasıyla ilgilenenlerin yanında mı yer alınacağına karar verilmesi gerektiği ifade ediliyor.
İktidarın ve muhalefetin, yirmi dört yıldır uyguladığı politikalar ve sorunlar hakkında eleştirilerde bulunuluyor. Zensiz, parasız veya enflasyon olmadan büyümenin mümkün olup olmadığı soruları yöneltiliyor. Ekonomik kalkınma ve adaletin önemine vurgu yapılmakta, ülke sorunlarına çözüm aranması gerektiği kaydediliyor.