Milli Yol Partisi Genel Başkanı Çayır, DEM Parti'nin düzenlediği konferansa tepki gösterdi. Farklılıkların kavga sebebi değil, barış ve kardeşlik yolu olduğunu belirtti.

(ANKARA) - Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, DEM Parti'nin organize ettiği Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı'na ilişkin açıklamalarda bulundu. Çayır, bildirgede şunları söyledi:
"Milli Yol Partisi de farklılıkların kavga sebebi değil; bir barış, kardeşlik, yardımlaşma, birbirini anlama yolu olarak görür. Lakin bindiğiniz dalı keserseniz, oturduğunuz toprağı kaydırırsanız, geleceği kaos haline çevirirseniz ve farklı emellerin içerisine girerseniz; dün dediğinizi bugün başkalaştırmaya çalışırsanız bunun adı dürüstlük olmaz. Bunun adı fikir olmaz. Bunun adı düşünce olmaz."
Çayır, yaptığı açıklamada konferansa tepki gösterdi. Çayır, sözlerine şu şekilde devam etti:
"Yüce Türk milleti, Anadolu’nun çocukları, bu ülkenin serdarları; geleceğini burada arayanlar… Çok tuhaf bir yola girmiş vaziyetteyiz. Koca koca adamların bir adım sonrasıyla ilgili hiçbir düşüncesinin, hiçbir öngörüsünün olmadığı bir yoldayız. DEM Partisi, Kandil’i, KCK’sı hep birlikte İstanbul’da güya 'Uluslararası Barış Konferansı' adı altında bir toplantı organize ettiler. Bu toplantıya farklı ülkelerden sosyalistler, Marksistler katıldı. Bu ülkenin farklılıklarını zenginlik sayan bir anlayışa sahip bir partinin genel başkanıyım. Milli Yol Partisi de farklılıkları kavga sebebi değil; barış, kardeşlik, yardımlaşma ve anlama için bir yol olduğunu savunur. Lakin bindiğiniz dalı keserseniz, oturduğunuz toprağı kaydırırsanız, geleceği kaos haline getirir ve farklı emellerin içine girerseniz; dün dediğinizi bugün değiştirmeye çalışırsanız bunun adı dürüstlük veya fikir olmaz."
Çayır, ayrıca sözlerine şu şekilde devam etti:
"Dün içeriden ve dışarıdan 'bebek katili', 'eli kanlı', 'cani' diye nitelendirdiğiniz ve şu an İmralı’da yatan kişiye bugün gidip elini tutuyor, ona destek veriyor, onunla görüşüyorsanız... Bu durumda, bunun sonucu size uygun oluyor. Meksikalı Marksist filozof John Holloway gelmiş kürsüye. Bu cani, eli kanlı katili, hükümetin ve ortaklarının birkaç yıl önce bu şekilde tarif ettiği adama ne diyor? 'Güneşten bize ışık saçtı' diyor. 'Işık insan' diyor. 'Barış elçisi' diyor. 'Özgürlük savaşçısı' diyor. Buna kimler yol verdi? Onlar utansın. 'Kürt hareketi', 'Marksist hareket', 'sosyalist hareket' ve 'Öcalan' diyerek isim veriliyor... 'Barış elçisi' deniyor. John Holloway diyor ki: 'Ben ışığa geldim.' 11 bin kilometreden Abdullah Öcalan’a ışık olduğunu söylüyor. İnsanların kanına giren, şiddet ve silah yöntemleriyle bugüne kadar mutsuzluk ve kaosa neden olan bu kişinin nasıl barış elçisi yapılabileceği aklım almıyor. Bugün siyasete yön verenleri de kınıyorum."
Çayır, son olarak şöyle dedi:
"Mandela ile bu caniyi kıyaslayan kişiler bana akılsızlık gibi geliyor. Bana bir kişi çıksın ve desin ki Mandela bir kişiyi öldürdü, terör örgütü kurdu veya şiddet eylemi yaptı... Yok. Mahatma Gandhi ise İngilizlere karşı hiçbir şiddet kullanmadan, pasif direnişle mücadele etti. Oturarak, konuşarak ve insanları ikna ederek hareket etti. Bu nedenle Gandhi ve Mandela gibi isimlerle bu eli kanlı katili kıyaslayamazsınız. Bu ülke sizin çalışmanıza ve fikir üretmenize ihtiyaç duymuyor. Gidin evlerinize, millet sizden kurtulsun. Türkiye yeniden uyanmalı ve gelecek için birlikte hareket etmeliyiz."