Ordu'da çeşitli kurumlar ve siyasi partiler, ortak açıklamayla laik ve bilimsel eğitime sahip çıkarak, eğitim sistemine yönelik dini referanslarla kuşatılmak istendiğine dikkat çekti.

Gençağa Karafazlı
(ORDU) - Eğitim Sen Ordu Şubesi’nin davetiyle 11 siyasi parti, meslek ve demokratik kitle örgütü temsilcileri, Ceren Özdemir Meydanı’nda ortak basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya CHP, SOL Parti, EMEP, Yeşil Sol Parti ve Ordu Çevre Derneği gibi çeşitli kuruluşlar ile DİSK, KESK, Eğitim-Sen, Tüm Emekliler Sendikası ve Devrimci Emekliler Sendikası üyeleri katıldı. CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun da destek verdi.
Örgütler adına Eğitim Sen Ordu Şube Başkanı Nursen Kaymaz tarafından okunan ortak metinde, Türkiye’de eğitim sistemi ve birçok alanda siyasi iktidarın ideolojik hedefleri doğrultusunda baskıcı ve dayatmacı politikaların yürütüldüğü belirtildi. Saldırıların gizli ajandadan çıkıp açık meydan okuma haline geldiği, okul öncesinden üniversiteye kadar tüm eğitim kademelerinin evrensel bilim yerine dini referanslarla kuşatılmaya çalışıldığı ifade edildi.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli ve 81 ilin valiliğine gönderilen "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" konulu talimatı, anayasal laiklik ilkesine ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırıdır. Bu yasa dışı talimat, okulları "tek din, tek mezhep" anlayışının uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır.
Siyasi iktidarın tarih boyunca inanç temelinde ayrıştırma ve kutuplaştırma politikalarının devam ettiği, en son uygulamanın Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin aracılığıyla gerçekleştirilmeye çalışıldığı vurgulandı. Anayasa’nın ikinci maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, "Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti" olarak tanımlanmıştır.
Okullarda tek bir dine ilişkin etkinlikler düzenlemek ve öğrencilere katılım zorunluluğu getirmenin suç olduğu, bu tür uygulamaların devletin tarafsızlık ilkesini ve laikliği ihlal ettiği belirtildi. Örneğin, MEB’in okullara gönderdiği «Ramazan Etkinlikleri İzleme Değerlendirme Formu»nun fişleme amacı taşıdığı vurgulandı.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 12 Şubat 2026 tarihli talimatı, anayasanın laiklik ilkesiyle çeliştiği ve bu nedenle suç kabul edildiği ifade edildi. Talimatı hazırlayan ve destek verenlerin, Anayasa'nın 2. maddesini hiçe saydığı anlatıldı. Okulların farklı inançlardan ve inançsız öğrencilerin birlikte eğitim aldığı kamusal alanlar olduğu hatırlatıldı. Dini ayrımcılık ve kutuplaştırıcı politikaların karşısında olunduğu, eşitlik ve tarafsızlık ilkelerinin savunulacağı bildirildi.
Millî Eğitim Bakanlığı ve Bakan Yusuf Tekin’in toplumda ayrışmayı ve kutuplaşmayı artıran tutumları eleştirildi. Öğrencilere ve öğretmenlere inanç dayatmasının ve kararların uzmanlara, pedagojik uzmanlara veya öğretmenlere danışılmadan alındığı söylendi. İlimizde çeşitli okullarda uygulanan gönüllülük esasına dayalı etkinliklerin çocuklar ve öğretmenler üzerinde dayatıldığı ifade edildi.
Toplumda inanç ve düşünce farklılıklarının bir arada yaşadığı ülkemizde, hiçbir inanca ve ibadete zarar verilmediği, ayrımcılık ve düşmanlık politikalarına karşı mücadele edileceği vurgulandı. Söz konusu uygulamaların hiç kimseye fayda getirmediği, paylaşım ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtildi. Kadrolar, kurumlar ve temsilciler alınan kararların ve uygulamaların hiçbir zaman toplumun ortak çıkarına uygun olmadığı ifade edildi. Laikliğin ve bilimsel eğitimin korunması konusunda kararlılık çağrısı yapıldı.