CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Akın Gürlek'e mal varlığını açıklaması için verdiği süreyle ilgili yaptığı açıklamada, 11 Mart'ı beklediğini ve devlet kaydına girişini istediğini belirtti.

ANKARA - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e mal varlığını açıklaması için verdiği bir haftalık sürenin geçtiğinin anımsatılması üzerine, "Ben bir hafta süreyi Akın Gürlek'e verdim, kendime bir süre vermedim. Kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde mal bildirimi vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. 'Akın Gürlek'le bir pazarlığa mı giriyor?' veya 'Akın Gürlek CHP'yi tehdit mi etti?' gibi bir düşünceye girilmesini hiç istemem. Onun hukuki süresi 11 Mart. Ben 11 Mart'ı beklemek istiyorum ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız. Elimizde olmasa zaten söylemezdik" ifadesini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, t24 Ankara Bürosu'nu ziyaret ederek, t24'ün sorularını yanıtladı. Özel, CHP'ye yönelik "mutlak butlan" tartışmalarının anımsatılması üzerine, "Partiyi tartışmak ve kamuoyunda tartıştırmak için yapılıyor. O dönem arkadaşlara bu mutlak butlan tartışmasına karşı mutlak sessizlik çağrısında bulunmuştum. Şu anda da hiçbir endişem ve telaşım yok. Sorun şurada bu partinin içinde dışında tartışılmaya devam ettikçe hasar veriyor sonuçta. Cumhuriyet Halk Partili herkesin bu meseleyi mutlak bir sessizlik ve çıldırtıcı bir sabırla takip etmesi lazım" dedi.
Özel, şunları kaydetti:
Özel'in bir başka sorusu üzerine, partide bölünme riski görmediğini belirterek, "Bu aşamada partiden bir bölünme çıkmaz. Sadece çok savrulan birisi varsa kendini dışarı atar. Onun dışında bir şey olmaz" dedi. Özel, "Gürsel Tekin’le dünya kadar siyaset yapmışım. Ama o artık başka bir yere gittikten sonra tanıyamazsınız onu yani. Kim ne yaparsa yapsın parti bu kadar bütünleşik haldeyken İstanbul’daki kayyum ne durumdaysa buraya da atanacak kayyum o durumda olur. Gürsel Tekin sokakta en güçlü siyasetçi olduğunu kendisi için iddia ediyordu İstanbul'da. Çok olumsuz şeyler yaşadı. Gürsel Tekin olarak sokağa çıkabilir ama CHP'nin kayyımı olarak çıkamıyorsun işte sokağa, olmuyor" ifadesini kullandı.
Özel, bir başka soru üzerine, "Yüzde 5 fark kötü değil. Yüzde 5’lik fark, çalarak kapanmaz. Ama yüzde 1’in altındaki farklar tehlikeli. Yerel seçimleri de gördük. Özellikle merkez sağ seçmende bir kere kazanan tarafa oy verme eğilimi var. Mesela gidiyorsun sen oy istemeye adam diyor ki; 'Kazanabilecek misiniz?' Sürekli tartıyorlar. O yüzden biraz böyle özgüveni yüksek, rakamlarda önde olan, seçimi kazanmaya doğru gittiğini gösteren şekilde o yüzde 5 bence 15 de olur. Ondan hiçbir endişem yok. Ama yüzde birin altına doğru fark düşmeye başlarsa hatta ikinin altına doğru her şeyi denerler" ifadesini kullandı.
Özel, 19 Mart sürecine ilişkin bir soru üzerine, şunları kaydetti:
"Büyük bir pisliğe bulaşan biri varsa bir gün tutmuyoruz partide"
Gerçekten izah edilemez, rüşvettir bilmem nedir falan filan olursa o belediye başkanı veya belediye meclis üyesiyle biz parti olarak zaten yol yürüyemeyiz. Bu kadar ağır bir saldırı altındayken kumpasları falan da ihbar gibi kıymetlendirip de bir şey yapması da partinin doğru olmaz. Ama gerçekten büyük bir pisliğe bulaşan biri varsa bir gün tutmuyoruz partide yani.
Köken meselesi değil, kişilik meselesi
Özel, Keçiören Belediye Başkanı'nın istifasına ilişkin bir soru üzerine, "Mesut Özarslan'ın şüphesiz Mansur Bey'in referansıyla aday olduğu doğru, bizim tanıdığımız biri değil. Ama Mansur Bey'i de hayal kırıklığına uğrattığı da doğru. PORTAŞ'la ilgili suç duygularıyla ilgili dosyayı Mansur Bey verdi. Mansur Bey’in PORTAŞ'la ilgili kendisiyle ilgili en ufak kaygısı yok. 'Sorun bu PORTAŞ'la ilgili suç duyurusu ne olmuş, demek ki bunun bizim bilmediğimiz bir açığı varmış bunu yakaladıklarına göre' dedi. Bu bir köken meselesi değil, bir ahlâk meselesi, bir kişilik meselesi bu yolsuzluk işleri" dedi.
Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a yönelik operasyon yapılacağı iddialarına ilişkin olarak, "Bu iktidarın kötülük yapma potansiyeli olarak bakarsanız her şeye ihtimal var ama bu PORTAŞ meselesinde olduğu gibi Mansur Bey'in ortaya koyduğu özgüven ve toplumun da 'İlk rakibini ortadan kaldırdı, olası rakibine bunu yapıyor' diyebileceği bir şey, bence bu iktidarın siyaseten taşıyabileceği bir yük değil. Türkiye ekonomisinin de taşıyabileceği bir yük değil. Artık bu vakitten sonra bir kez daha aynı yönteme başvururlar mı bilmiyorum ama akıllarına daha inovatif bir kötülük gelirse ondan Mansur Bey'i esirgemezler. Ama aynı yöntemle vatandaşı ikna edemedikleri bir şeye, yeniden Mansur Bey'i tabi tutabileceklerini sanmıyorum ben. Ama her şeyi yapabilirler. Her kötülük beklenir yani" ifadesini kullandı.
"Kendime süre vermedim, 11 Mart'ı beklemek istiyorum"
Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e mal varlığını açıklaması için bir hafta süre verdiği ve bu sürenin geçtiğinin anımsatılması üzerine, "Ben 'Bunu bir an önce açıkla' diye bir hafta süreyi Akın Gürlek'e verdim, kendime bir süre vermedim. Şundan dolayı söylüyorum; kanunen göreve geldikleri zaman, bir ay içinde mal bildirimi vermesi gerekir. 11 Mart günü süresi dolacak. 11 Mart'tan sonraya bırakır mıyız, bilmiyorum. Çünkü geçen salı günü Akın Gürlek'in süresi doldu. Çarşamba günü, 'Mitingde neden konuşmadın?' diye köşe yazısı yazanlar oldu. 'Akın Gürlek'le bir pazarlığa mı giriyor?' veya 'Akın Gürlek CHP'yi tehdit mi etti?' gibi bir düşünceye girilmesini hiç istemem. O yüzden, 'Ben bir an önce kamuoyunu açıkla' diye bir hafta süre verdim. Onun hukuki süresi 11 Mart. Ben 11 Mart'ı beklemek istiyorum ki devletin kaydına girsin istiyorum. Yoksa bugüne kadar neyi açıklamamışız ki, bir adım geri atmamışız. Elimizde olmasa zaten söylemezdik, zaten rakamları, tapu sayısını verdim, doğru olduğunu onlar da biliyor. Akın Gürlek'in süresi doldu ama sanki benim de sürem doldu gibi davranılıyor. Ben bunu en uygun zamanda belki ayrı bir basın toplantısıyla, belki bir başka yöntemle açıklarım, gizleyecek halimiz yok" ifadesini kullandı.
Özel, CHP Genel Merkezi'nde 2 Mart'ta yapacağı toplantıya ilişkin soru üzerine, "Politika Kurulu Başkanlıklarının önerilerinden süzülen ve toplumun beklentilerine uygun CHP iktidarına yönelik bazı vaatlerimizi açıklayacağız. Bir de nasıl bir büyük kampanyayı başlattığımızı açıklayacağız. Siyasi tarihimizin en uzun soluklu kampanyasının içindeyiz. Bizim, dünya siyasi tarihinin en kalabalık kampanyasını yapma hedefimiz var. Bunu kademe kademe güçlendireceğiz" dedi.
"CHP'nin olmadığı yerde o rapor başka yerlere de evrilebilirdi"
Özel, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yeni mesajının ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin TBMM'de kurulan komisyonun çalışmalarının sorulması üzerine, "'Bizim olduğumuz değil, olmadığımız komisyondan korkun' dedik. Şimdi o konudaki haklılığımız ortaya çıktı. Her ne kadar çıkan komisyon raporu üzerinden bir şey koparıp acaba bir şey yaratabilir miyiz diye bir çaba olduysa da karşılık görmedi. Çünkü rapora bakan, 'Hadi canım, bir ihanet raporu denmez bu rapora' diyor. CHP'nin olmadığı yerde o rapor başka yerlere de evrilebilirdi. CHP'nin oradaki hem destekleyici hem denetleyici hem düzenleyici rolü de önemli oldu. Numan Kurtulmuş'un kendi ağzından dinlediniz, raporun 6'ncı ve 7'nci maddelerinin hızla hayata geçirmesi gerektiğini söylüyor. Yedinci madde güçlü demokratik düzenlemelere atıf yapıyor ve CHP olmasa o yedinci maddenin orada olacağı yoktu" diye konuştu.