Ramazanın 12. gününde, zekât ve uşrunun önemiyle dualar ve peygamber hadisleri vurgulanıyor. Hz. Abbas ve tasavvuf alimleri hakkında bilgiler yer alıyor.

“Hayvan besleyenler hayvanlarının zekâtını, ziraatle meşgul olanlar da mahsüllerinin uşrunu vermelidirler ki, bu, Cenâb-ı Hakkın emridir. İnce düşünülürse, ihmalinde fakirlerin hakkı verilmediği için bu emri yerine getiremeyenler zâlimlerden olmuş olabilirler.”
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla; Allah, Müminleri bulundukları halde bırakmaz, sonunda saf dışı bıraktıklarını ayırır. Allah, gaybı peygamberlerinden dilediğine bildirir. Allah’a ve peygamberlerine inanmak gerekir. Allah, büyük mükâfat vadeder. Peygamber Hz. Muhammed (S.A.V.) buyurdu ki; Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, ona zulmetmez, düşmanına teslim etmez. Kim, kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim, Müslüman’ı bir sıkıntıdan kurtarırsa, kıyamet günü de kurtarılır. Kim kusurunu örterse, Allah da kusurunu örter. Ayrıca Allah’tan başka ilah yoktur, mülk O'nundur, hamd O’na mahsustur. Dua ederken, Allah’tan kâfirlerin ve saldıranların helak edilmesini isteriz. Allah’a akıl, fikir, feraset ve birlik dileriz.
Hz. Abbas, Peygamber Efendimizin amcasıdır. 568/9 yılında Mekke’de doğduğu kabul edilir. Peygamberle yaşılarını yakın tutar. Bedir Savaşı’nda Müslümanları bilgilendiren ve kollayan önemli bir figürdür. Müşrikler arasında yaşasa da, Müslümanlara yardım edip, bilgilerini peygamberle paylaşmıştır. Mekke’ye döndükten sonra Mekke’nin fethine katkıda bulunmuştur. Hz. Ömer, onun duasını yapardı. Abdullah adında oğlu vardır, öldükten sonra Abbas’ın soyundan halifeler gelmiştir.
Alâeddin Attâr ise Buhârâ’da yetişmiş büyük bir evliyadır. 1320’li yıllarda doğduğu ve 1400 yılında vefat ettiği düşünülür. Fakir yaşamayı tercih eder, medrese eğitimine başlar. Hocasına tam bağlılıkla hizmet eder ve pek çok talebe yetiştirir. Bu büyük velî, cennetin zamansız ve mekansız olarak görüleceğini kanıtlamıştır. O, insanların zenginlik ve tevazu konusunda öğütler vermiştir. Peygamber yolundan ayrılmadan, birlik ve beraberliği önemsemiştir. Evrad ve ezkârla ibadet eder, Allah’a şükreder. Kalplerin ilahi feyizlere açılması için mürşide olan sevgiyi korumanın önemini vurgulamıştır. Mürşid sevgisinden başka engellerin kalbe girmesine izin vermemiştir. Tevbe ve kulluk bilincinin güçlendirilmesini tembih etmiştir. Zekâtın, hayır ve iyilikle ilgili önemli bir ibadet olduğunu hatırlatmış ve malı Allah’a şükür için verdiğini savunmuştur. Zekât, insanı ihtiras ve egoizmden arındırır, iyilik yapmaya teşvik eder ve malın artmasına vesile olur.