Ali Şükrü Kibar, Hakan Tosun’un ölümüyle ilgili hazırlanan fezlekede suçlamanın yanlış olduğunu, olayın kasten öldürme suçu olarak yargılanması gerektiğini belirtti.

Ali Şükrü Kibar, Artvin’in Hopa ilçesinin Cankurtaran bölgesinde 3 Eylül 2024’te madene karşı protestolar sırasında öldürülen kardeşi Reşit Kibar’ın ve 10 Ekim 2025’te İstanbul Esenyurt’ta saldırıya uğrayıp hayatını kaybeden gazeteci Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin hazırlanan fezlekede, şüphelilere "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçlaması yapıldığını belirtti. Kibar, bu durumun gerçeği yansıtmadığını ve olayın kasıtlı bir biçimde büyütüldüğünü ifade etti.
Fezlekede, Hakan Tosun’un ağır ve sistematik şiddet sonucu öldüğü ve adli tıp raporuna göre ölümün kafa travması ve beyin hasarına bağlı olduğu belirtildi. Kamera kayıtlarında, mağdurun başına birden fazla tekme ve yumruk atıldığı görüldü. Ayrıca vücut yaralanmaları da tespit edildi. Olay sırasında ve sonrasında sanıkların şiddetini artırması, olayın kasıtlı öldürme olayına işaret etmektedir ve tekrarlanan vuruşların ölümle sonuçlanması hukuken yaralama olarak değerlendirilemez.
Fezlekede, saldırganların ve tanıkların ifadelerine dayanılarak, lehlerine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması istenmiş, ancak bu beyanlar tarafsız olmamakla beraber, olay kayıtları ve kamera görüntüleriyle çelişmektedir. Tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı ve olay sırasında sanıkların saldırganlara yönelik herhangi bir tahrik veya davranışta bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca, olayın suç örgütü veya organizasyon boyutuna ilişkin araştırmaların eksikliği ve saldırıya katılan bir motosikletli şahsın olayda aktif rolü olduğu dikkate alınmamıştır. Bu şahsın, “Daltonlar” isimli çetelerle ilişkili olduğu ve saldırı sırasında yer aldığı da iddia edilmektedir.
Ali Şükrü Kibar, hukuki sürecin doğru yürütülmesi, sorumluların yargılanması ve adil karar verilmesi gerektiğini vurgulayarak, aksi durumda cezasızlık ve suç örgütlerinin cesaret kazanacağı endişesini dile getirdi.