Avukat Nesibe Kaya Zabun’un, depremde hayatını kaybetmesi sonrası sahte diploma üretimi iddiasıyla ilgili süreç Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. Soruşturmanın yetersizliği ve talepler dile getirildi.

6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden avukat Nesibe Kaya Zabun’un, diploma bilgilerinin çalınarak sahte belge üretiminde kullanıldığı iddiasıyla, başvurucu Hasan Kaya, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, kızının bilgilerinin izinsiz ele geçirilerek sahte mezuniyet kayıtları oluşturulduğu ve bu kayıtların sistemlerde manipüle edilerek satıldığı öne sürüldü.
Soruşturmada yalnızca bilişim suçlarının incelendiği ve diğer suçların araştırılmadığı iddia edildi. Soruşturma sonucunda, savcılık bu suçlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Ayrıca, itiraz da reddedildi. Baba Hasan Kaya, kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirten gerekçeye rağmen, delillerin dikkate alınmadığını öne sürdü ve hukuk yolları tükendikten sonra başvuruda bulundu.
Başvuruda, sahte diploma üretiminin elektronik imza sistemi üzerinden gerçekleştirildiği ve kamu kurumlarına ait sistemlere yetkisiz erişim sağlandığı bildirildi. Sahte e-imzalar kullanılarak, Gazi Üniversitesi ve diğer kamu kurumlarının sistemlerine girildiği ve Milli Eğitim Bakanlığı sistemlerinde usulsüz değişiklikler yapıldığı belirtildi.
İddialara göre, olayın münferit değil, örgütlü bir yapı tarafından gerçekleştirildiği, şüphelilerin görev ve hiyerarşik yapıda hareket ettiği ve iletişimlerinin HTS kayıtlarıyla ortaya konduğu dile getirildi. Ayrıca, bazı şüphelilerin takma isimler kullandığı ve para transferlerinin belirli hesaplar üzerinden yapıldığı iddia edildi.
Başvurucu vekili, soruşturmanın yalnızca “bilişim sistemindeki verileri bozma” suçu kapsamında değerlendirildiğini, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve örgüt suçlarının göz ardı edildiğini belirtti. Bu nedenle, suç duyurusuna kısa süre içinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve itirazın da reddedildiği vurgulandı.
Başvuruda, mahkemenin dijital materyaller, mesajlar ve tanık beyanlarını incelemediği, kararın ise “matbu gerekçe” ile verildiği ve bu durumun adil yargılanma hakkını ve gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği iddia edildi. Ayrıca, devletin veri koruma yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği ve etkili soruşturmanın yapılmadığı da öne sürüldü.
Başvurucu, depremler sırasında hayatını kaybeden kızının diploma bilgilerinin kullanılmasının, kişisel verilerin ihlaline ve aile hayatına saygı hakkının zarar görmesine neden olduğunu belirtti. Bu durumun manevi anlamda ciddi etkiler yarattığını vurgulayan başvuru, yeniden soruşturma yapılmasını ve 500 bin TL tazminat ödenmesini talep etti.