Samsun'da KESK Kadın Meclisi temsilcisi Ayşe Anar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadınların hakları ve mücadelelerini vurguladı. Anar, çeşitli sorunlara dikkat çekti.

Haber: Mehmet Rebii Özdemir
(SAMSUN) – KESK Samsun Kadın Meclisi adına Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası (ESM) Kadın Sekreteri Ayşe Anar, "Evde, işte ve tarlada emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun" dedi.
Anar, beraberindeki KESK üyesi kadınlarla birlikte, Eğitim Sen Samsun Şubesi'nde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin basın toplantısı düzenledi. Anar, insanca koşullarda çalışmak ve emeğinin karşılığını almak için Temel Conta’dan Digel Tekstil’e, Şık Makas’tan Migros Depo’ya direnen; Gazze’den Rojava’ya, Ukrayna’dan İran’a, Afganistan’a savaş koşullarında var olmaya çalışan tüm kadınları selamladı.
Neoliberal politikaların iş yerine yansıması olarak özelleştirmelerle okulların, hastanelerin, sağlık kuruluşlarının ve sosyal hizmetlerin özele devredilmesinin kadınların iş güvencesini ortadan kaldırdığını ifade eden Anar, kadınlara iş barışının bozulduğu, aynı iş yerinde aynı işi yaparken özlük ve ekonomik hakların farklılaştığı, ücretlerin düştüğü, mobbing, şiddet ve tacizin arttığı, hak aramayı imkânsızlaştıran kuralsızlık sisteminin dayatıldığını belirtti.
Ne olmuş olursa olsun, kadınların annelik, vicdan ve fedakârlık gibi değerlerin öne çıkarıldığı politikaların kadınların omzunda yük olduğunu anlatan Anar, bakımın toplumsal bir sorumluluk olduğunu ve cinsiyetçi iş bölümünün kurumsallaştırılmasına karşı çıkıldığını bildirdi. Bu politikaların, kadınları istihdam dışında bırakarak, hane içi emeğin görünmez ve değersiz hale gelmesine hizmet ettiğini söyledi.
AKP iktidarının, kadınlara en az üç çocuk doğurma çağrısında bulunarak, kadını çalışma yaşamından uzaklaştırma saldırılarını müjdelediğini ifade eden Anar, yarı zamanlı çalışmanın esnek çalışma olduğunu, kadınların yükünü artırdığını ve haklarını gasp ettiğini belirtti. Devletin, kreş açma sorumluluğunu üstlenmesi gerekirken, ücretsiz kreşlerin çözüm olacağını vurguladı.
Türkiye’de kadın işsizliğinin %45’e ulaştığını dile getiren Anar, yoksulluk, barınma ve temel ihtiyaçların karşılanamaması nedeniyle kız çocuklarının eğitim hakkından mahrum kaldığını söyledi.
Anar, günde en az 3 kadının öldürüldüğünü, aynı gün 6 kadının yaşamını yitirdiğini, 2026 yılının ilk ayında 22 kadının öldürüldüğünü ve 14’ünün 'şüpheli' kayıtlara geçtiğini aktararak, kadın cinayetlerine dikkat çekti.
Laikliğin kadınların yaşam ve eşitlik güvencesi olduğuna vurgu yapan Anar, eşitlik ve özgürlüğün laiklik olmadan sağlanamayacağını belirtti. Ayrıca, kutuplaşma ve milliyetçilik üzerinden kadınların hak arama çabalarını engelleyen politikalara karşı durduklarını söyledi.
İstanbul Sözleşmesi’ne tekrar dönülmesini, 6284 sayılı kanunun etkin uygulanmasını, güvenceli iş ve insanca yaşam koşulları için ücretlerin artırılmasını, kadın yoksulluğunu ve cinsiyetçi ayrımcılığı önleyici politikaların hayata geçirilmesini talep etti. Ayrıca, tam zamanlı, ücretsiz ve nitelikli kamu kreşlerinin açılmasını ve 8 Mart'ın ücretli izin günü sayılmasını istediklerini aktardı.
Son olarak, kadın ve LGBTİ’lere yönelik ayrımcılık ve şiddetin önlenmesini vurguladı.
"Evde, işte ve tarlada emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü kutlu olsun" dedi.