Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Saydam, Türkiye'nin derin ekonomik ve sosyal buhranı vurgulayarak, düşük asgari ücretin artık ekonomik değil, ahlaki bir sorun haline geldiğini söyledi.

Saadet Partisi Genel Merkezinde düzenlenen toplantıda, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Saydam, ekonomi, bütçe, asgari ücret, üretim politikaları ve toplumsal güven sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Saydam, iktidar mensuplarını da kapsayan bir azınlığın dışında, milletin büyük ekonomik zorluklar yaşadığını belirtti. Her yeni başlangıçta bu mücadelenin azalmayacağı, hatta her geçen gün daha da derinleştiği ifade edildi. 23 yıllık iktidarın, millet üzerinde planlı ve programlı olarak toplum mühendisliği uygulandığını savundu. Bu uygulamaların, korku iklimi ve çaresizlik fikri oluşmasına yol açtığını, ekonomik ve sosyal sorunlara rağmen kimsenin sesini çıkaramadığını söyledi. Mecliste 2026 yılı bütçesinin görüşülüp kanunlaştığını ve bütçenin her zaman olduğu gibi açık olduğunu belirtti. Ayrıca, büyük oranda halktan alınan vergiler ve cezalardan elde edilen gelirlerle bütçenin finanse edildiğine dikkat çekti. Bütçenin yaklaşık 19 trilyonluk kısmının 2 trilyon 700 milyarının faize gittiğini, bu miktarın yeninden borçlanma ve önceki borçların faiz ödemeleri için harcanacağını ifade etti.
İktidarın beceriksizliklerinin, milletin sırtına yüklendiğini belirten Saydam, hükümetin milletin alım gücünü ve refahını artırmak gibi bir amacı olmadığını dile getirdi. İktidarın, vatandaşları çeşitli entrikalar ve algılarla oyalayarak, beceriksizliklerin maliyetini milletin ödemesine neden olduğunu vurguladı.
Saydam, bir evin ayakta kalması için artık iki veya üç kişinin çalışması gerektiğini belirtti. Sözlerine, önceki dönemlerde, ailenin reisi olan bir bireyin, tek başına ailesini geçindirebildiği, çocuklarını okutabildiği ve emekli olup maaşıyla geçinebileceği şeklinde devam etti. Ancak, son 20 yılda halkın ekmeğinin en az yüzde 50 küçüldüğünü ve insanların yaşam koşullarının zorlaştığını vurguladı. Bir aile babasının, kirayı ödemek, çocukların eğitimine harcamak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele ettiği, emeklilerin ise çalışmak zorunda kaldıkları bir ortam oluştuğunu ifade etti. Ev sahibi olmak ve emekli olmak, artık çoğu kişi için imkansıza yakın hale gelmiş durumda.
Saydam, sıkı para politikası uygulamasıyla piyasada nakit darlığı yaşandığını söyledi. 23 yıl boyunca, üretim yerine, uygun vadede uygun maliyetle para bulunmaya çalışıldığını ve bunun sonucunda konkordato sayılarında artış olduğunu belirtti. Bu durumun piyasada güven bunalımına sebep olduğunu, ticaretin daraldığını dile getirdi. Faiz politikaları, mevzuat değişiklikleri ve muhasebe zorluklarının ülke ekonomisine zarar verdiğine işaret etti ve bu uygulamaların, ülkeye en büyük kötülük olduğunu ifade etti.
2026 yılında uygulanacak asgari ücretin açıklanmasının ardından, iktidara eleştirilerde bulunan Saydam, sözlerini şu şekilde tamamladı: “İktidar, uygun görülen maaşı, ne çay-simit hesabı, ne dolar, ne altın, ne de zeytin-ekmek kıyasına dayandırabilir. Bir iktidar milletvekilinin kolundaki 9 milyonluk saat, bir asgari ücretlinin 27 yıl boyunca çalışmasıyla alınabilir. Bu nedenle, asgari ücret ekonomik değil, ahlaki bir sorun haline gelmiştir. Bu iktidarın halktan, emekçilerden ve emeklilerden nasıl kopuk olduğunu gösteren açık bir göstergedir. Ayrıca, asgari ücret üzerindeki vergi ve SGK yüklerini kaldırmak gerekiyor. Brüt maaş üzerinden konuşulmalı ve aynen öyle ödenmeli. Verilen ücret, hem işvereni hem de çalışanı memnun etmelidir. Ancak, şu an hem işveren hem de çalışan zorlanmaktadır. İktidar ise her durumda karlı çıkmaktadır.”