İnsanın sınırlar çerçevesindeki yaşam biçimi, toplumsal ve psikolojik açıdan önem arz etmektedir. Bu yazıda sınırların önemi ve etkileri ele alınmaktadır.

İnsanı yaratan ve bu dünyaya imtihan için gönderen Allah(cc)ın belirlediği İslami hayat çerçevesinde sınırlar içerisinde yaşamanın büyük bir değer ve marifet olduğu vurgulanmaktadır.
İçinde yaşadıkları toplumu ve kendilerini sınırlar veya sınırları aşmayı tercih edenler arasında farklar ele alınmaktadır. Sınırsız yaşamı seçenlerin sonuçları ve davranış biçimleri açıklanmaktadır.
Sınırlarda yaşadığını iddia edenlerin, uçlarda yaşadığının farkında olup olmamalarına göre, megaloman veya dikkat çekmek isteyen kişiler olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, paranoyalar, hayaller, kâbuslar ve sorumluluğun başkalarına bırakılması gibi davranışlar üzerinde durulmaktadır.
Sınırlandırılmadığı halde, çevredeki insanların sınırsız yaşam özlemi nedeniyle böyle davranışlara yönelenler, bu tercihlerinin sonuçlarında hayal kırıklığı yaşayarak geriye dönüşte güçlüklerle karşılaşmaktadırlar.
Sınırda yaşama, psikolojik açıdan duygusal istikrarsızlık, düşük özsaygı ve ilişkilerde zorluklara neden olan kişilik bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Toplumsal açıdan ise, kuralların ve normların dışına çıkmak, toplumda sorunlara yol açabilmektedir.
Allah(cc)’ın çizdiği sınırların dışına çıkmak ve toplumsal kuralları yıkmak, toplumun düzeni ve bireyin ruh sağlığı açısından zararlı görülmektedir. Çocukların ailesinden almış olduğu sınırların önemi de vurgulanmaktadır.
İnsanların, sosyal medyada elde ettikleri beğeni ve etkileşimden çok, Allah(cc)’tan memnun olmayı düşünmeleri gerektiğine dikkat çekilmektedir. Dini değerleri ve itidal ile yaşamanın topluma ve kişiye fayda sağladığı belirtilmektedir.
Fıtratını bozmadan, maddi ve manevi zulümlere karşı durmayı başarabilenlerin, dünya imtihanını kazananlar olacağı ifade edilmektedir. Din ve dünya sınırlarını aşmadan yaşamanın, başarı getireceği anlatılmaktadır.
Özgürlük alanını genişletmek adına sınırları terk edenler, aslında dikkat çekmek ve megalomanlık peşindeki kişiler oldukları sonucuna varılmaktadır.