Sol Parti Sözcüsü Önder İşleyen, ülkenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri ve bölgesel planları dile getirerek, toplumsal muhalefetin birleşmesi gerektiğini belirtti. Birlik çağrısında bulundu.
Sol Parti Sözcüsü İşleyen, Birleşik ve örgütlü muhalefetin zorunluluğuna vurgu yaptı
Sol Parti Sözcüsü Önder İşleyen, "Bir eşikteyiz ve bir yol ayrımındayız. Karşı karşıya olduğumuz tehlike sanıldığından büyüktür. Planları Irak'tan sonra İran'a bir askeri kuşatmayla birlikte bölgede bir Sünni hattı kurmak, İsrail ve Amerika belirleyiciliği altında bir gerici ittikafı şekillendirmektir. Türkiye'ye biçilen rol budur. AKP ve MHP, bu ülkede halka dayanarak ayakta kalmayacağını bildiği için Trump'ın attığı bu ipe sarılmıştır. Karşı karşıya olduğumuz şey AKP'nin iktidarının sürüp sürmemesinden çok, ülkenin bütün bir geleceğini teslim alacak ve ülkeyi Büyük Orta Doğu bataklığına daha fazla fazla saplayacak bir tehlikedir. Buna karşı birleşmek zorundayız" dedi.
Sol Parti, Ankara'da emperyalizme, siyasal İslamcı yönetim anlayışına ve neoliberal sisteme karşı ortak bir mücadele çağrısında bulundu. MMO Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinlikte konuşan SOL Parti MYK Üyesi Göksu Cengiz, şunları dile getirdi:
- "2025 yılı bölgemiz adına yoğun bir emperyalist saldırganlığa şahit olduğumuz, tanık olduğumuz ve bu saldırganlıktan güç alarak ayakta duran, ülkesini teslim eden iktidarların baskılarıyla karşılaştığımız yıl oldu. Bu karanlık ortamın karşısında büyük bir ilerici devrimci birikim olduğunu ve halk kitlelerinin bu yıl bir direniş yılı olduğunu vurguladı. 2024 seçimlerinin, halkın gerici karanlığa teslim olmayacağını gösterdiğini belirtti."
Parti Sözcüsü İsmail Hakkı Tombul, şu açıklamalarda bulundu:
- "100 yıl önce emperyalist işgale karşı kurulan Cumhuriyet, 1947 yılında ABD ile yapılan ikili anlaşmalarla ve 1952'de NATO'ya girişle hızlanan emperyalist dönüşüm sürecine uğradı. 1990'lı yıllarla birlikte İsrail'in güvenliğini sağlama ve Orta Doğu'nun kaynaklarına çökmek isteyen ABD tarafından gündeme getirilen Büyük Orta Doğu Projesi ve Türkiye'ye biçilen rol, AKP ve MHP tarafından sürdürüldü. Bu rejim siyasal İslamcı, faşist, tek adam rejimi olup, ülkeyi çözüme götürüyor. Laiklik, bağımsızlık ve demokrasi gibi kazanımlar tasfiye ediliyor; kaynaklar gasp ediliyor. Suriye gelişmeleri de bu durumu pekiştirmekte. Bu nedenle yol ayrımı, bu rejime karşı mücadeledir."
Parti Sözcüsü İlknur Başer, şunları kaydetti:
- "Türkiye'nin en acil görevi, tek adam rejiminin sona erdirilmesidir. Demokrasi, laiklik ve eşit yurttaşlık temelinde yaşamı yeniden kurmak gerekir. Laiklik, kadınlar, ezilen kimlikler ve mezhepler için yaşam güvence altına alınmalı. Demokratik dönüşüm laikliğin kazanılmasıyla mümkündür."
Gizem Özdem ise şöyle konuştu:
- "Ülkenin kaynakları sermaye tarafından talan edilmekte, emekçiler sömürülüyor. Bu düzende yoksulluk, açlık ve borç krizleri artarken, direnç ve mücadele yükseliyor. Bu durum iktidarın meşruiyet kaybını gösteriyor."
İşleyen, etkinliğin kapanışında şöyle dedi:
- "Karşı karşıya olduğumuz tehlike büyüktür. Bölgesel planlar Türkiye'yi de kapsıyor. Suriye, İran ve bölge ülkeleriyle ilgili planlar, bölgeyi gerici rejimler ve Sünni hattı şeklinde şekillendiriyor. AKP ve MHP, iktidarını sürdürmek ve bölgeyi bu hedefler doğrultusunda şekillendirmek istiyor. Birleşik muhalefet bu saldırılara karşı en güçlü güçtür. Bu mücadeleyle ülkenin değişimi mümkündür."