Sosyal medya uygulamalarını 15 yaş altına yasaklamayı hedefleyen yasa tasarısı hazırlanıyor. Uzmanlar, olası psikolojik ve sosyal etkiler konusunda uyardı.

Sosyal medya uygulamalarını 15 yaş altındaki kullanıcılar için yasaklamayı amaçlayan yasa tasarısı, TBMM'ye gönderilecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, ay sonunda bu düzenlemenin meclise sunulacağını açıkladı.
Uzman Psikolog Sema Kavak, Merhabahaber'e yaptığı açıklamada, 15 yaş altı çocuklar üzerindeki sosyal medyanın psikolojik etkilerine değindi. Kavak, “Çocukların bedenlerini, duygularını ve düşüncelerini tanıma ve kabul etme süreçlerinin zor olduğu dönemde, sosyal medyada kendisini sürekli başkaları ile karşılaştırması, yetersizlik ve eksiklik duygusunun artmasına neden olur. Ayrıca bu dijital ortamda iyiyi ve güzeli göstermek amacıyla yapılan paylaşımlar gerçeklik algısında bozulmalara yol açar” dedi.
Kavak, kız çocuklarının bedenlerinden uzaklaşması, memnuniyetsizlik göstermeleri ve tarz giyime odaklamalarıyla erkek çocukların ise başarı, güç ve kas yapısına yönelmeleriyle ilişkili kaygı ve depresyonun arttığını belirtti. Paylaşım beğenileri ve tik sayısının çocukların kendini önemli ve değerli hissetmesine katkıda bulunduğunu, bunların ardından kaygı ve depresyonun ortaya çıkabildiğini söyledi. Ayrıca, akran zorbalığı ve siber zorbalık gibi sorunların da çocukların sessizce geri çekilmelerine neden olabildiğini ifade etti.
Kavak, renkli, ışıklı ve sesli dijital dünyanın çocukların dikkatini normal yollardan toplayabilmelerini zorlaştırdığını ve bu durumun derslerde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirtti. Uzun süre kullanımların uyku güçlükleri ve davranış sorunlarına neden olabileceği, ancak kontrollü kullanımın çocukların sosyalleşmesine ve kaynaklara erişimine katkıda bulunabileceğini aktardı.
Kavak, aile denetiminin ve devlet düzenlemesinin birlikte olmasının en etkili yöntemler olduğunu söyledi. Ailelerin, çocuklarının sosyal medya etkisini fark ederek iletişim kurmasının ve sınır koymasının önemine değindi. Devletin ise içeriklerin güvenliği ve çocukların korunması adına yasal düzenlemeler yapmasının önemli olduğunu belirtti.
Genel olarak, sosyal medyaya getirilen sınırlamaların bağımlılık oranlarını azaltmak ve günlük yaşantıyı düzenlemek adına etkili olabileceğine dikkat çekildi. Ancak, tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı ve günlük hayatta devam edebileceği vurgulandı. Alternatif olarak sanat ve sporun teşvik edilmesi ile zararların azaltılabileceği söylendi.
Kavak, sosyal medya kullanımı ve sınırlamaları konusunda, gençlerin bireysel durumu ve ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiğini belirtti. Sosyal medya olmaması durumunda, gencin sosyal gelişimi ve ilişkileri açısından değerlendirilerek, sınırlandırıcı ve denetimli kullanmanın daha uygulanabilir olduğu vurgulandı.