Süleyman Küçük, İran'ın desteklediği mezhep kaygıları ve Şii-Sünni ihtilafı üzerinde duruyor. Tarihsel ve siyasi bağlamda bölünmeler incelenmiştir.

ABD ve işgalci siyonist güçlerin İran karşıtı savaş politikası sebebiyle, mezhep ile ilgili konularda İran'ı destekleyenler ve karşı duranlar arasında bilgi kirliliği artmıştır. Savaşın olumsuz etkileri arasında, Humeyni ve Ali Şeriati üzerinden, Hz. Muaviye ve Yezid üzerinden farklı hesaplara dayalı ifadeler sosyal medyada yayılmaya başlamıştır.
Bir grup, savaşın ardından kerbela olayını ve galip-mazlup kavramlarını kullanarak, bu olayın sadece Şii değil, belki de Sünni Müslümanların kalbinde de yara olduğunu unutur nitelikte, kendi düşüncelerine göre değerlendirmeler yapmaktadır. Kerbela sadece Müslümanların acısıdır, ancak her yıl yapılan kutlama ve anmaların bazı unsurları, bu olayın anlamını aşırılaştırmaktadır. Bu ihtilaflar, 1400 yıldır devam eden bölünmeyi savaş nedenleriyle ilişkilendirerek, geçmişte yaşananlara da rahmet okutturmaya çalışıyor gibi görünmektedir.
İhtilafı artıran ve dış güçlerin müdahalesiyle ortaya çıkan ideolojik ve siyasi farklar göz önüne alınmalıdır. Ehli Sünnet ile Şia arasındaki farklılıklar ve derin ihtilafler görmezden gelinemez, hafife alınamaz. Farklılıklar olduğunda, genellikle birbirine düşmanlık ve çatışma ortamı yaratmak en yaygın yaklaşımdır.
Bir tarafta, Amerika’dan korkmayan ve cihad eden bir devlet bulunurken, bu cepheye sözde destek veren halklar yer almaktadır. Diğer tarafta ise, Sünnilerin ve İran’a destek vermenin zarar göreceği düşüncesini benimseyen konfor düşkünü çevreler vardır. Irak, Suriye ve Gazze’de yaşanan olaylar gösteriyor ki, bu bölünmenin asıl nedeni, Ehli Sünnet ve Şia arasındaki inanç değil, bölgesel ve küresel güçler ve mezheplerin siyaseten kullandığı jeopolitik güçlerdir.
İslam dünyasında Şii-Sünni ihtilafının temelinde, İrandaki Safevi Şiiliği ve bölgesel güç olma hedefi yatan siyasi dinamikler bulunmaktadır. Sünni toplumu, mezhep çatışmasına karşı bir arada tutacak güçlere ve merkezlere ihtiyaç duymuş; bu nedenle, Ehli Sünnet kavramı önem kazanmıştır. Tarih boyunca, hilafet ve devletleşme süreçleri, Sünniliğin savunusu ve İslam dünyasının içinde bulunduğu krizleri etkili olmuştur.
Kimileri, Ehli Sünnet ve Şii ayrımını yeniden anlatmak ve mevcut gerilimleri artırmak için çaba gösteriyor. Ancak, Sünnilerin ihtilafı ile Şiilerin ihtilafı arasında farklar olsa da, mezhep imamları Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Ahmed b. Hanbel ve İmam Malik’in Kuran, Sünnet ve Sahabe anlayışına dayanan yol, bize kabul ettirilmiş ve uygulanmıştır. Bu nedenle, ne Şia ne de Sünnet birer mezhep değildir; Sünnilik İslam’ın kendisidir, Şii ise nifakın adıdır.