Suriye’de Alevilere karşı saldırılar devam ediyor. Bir cinayetin ardından olayların mezhep kaygısıyla ilişkilendirilmesi, geniş çaplı protestolara ve saldırılara yol açtı.

(ANKARA)- Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar devam ediyor. Bir cinayetin ardından olayın mezhep temelli olduğu iddiaları, geniş çaplı protestolara ve saldırılara yol açtı.
Suriye’nin Humus kentinde bir çiftin öldürülmesinin ardından, olay yerinde gerçekleştirilen mezhepçi protestolar bölgedeki Alevi toplumuna yönelik saldırılara neden oldu. Yetkililer, bu cinayetin siyasi veya mezhepsel bir nitelikte olmadığını, katilin çiftin uyuşturucu bağımlısı yeğeni olduğunu belirtti. Suriye Geçici Hükümeti İçişleri Bakanlığı, olayın kasıtlı bir provokasyon amacıyla yönlendirilmeye çalışıldığını açıkladı.
İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin Baba, incelemeler sonucunda şüphelinin belirlendiğini söyledi. Şüphelinin, uyuşturucu bağımlısı olduğu ve cinayeti hırsızlık amacıyla işlediği ifade edildi. Ayrıca zanlının, olay sonrası kanlı bir şekilde sloganlar yazmak amacıyla kurbanların kanını duvara sürdüğü itirafında bulunduğu belirtildi. Cinayet, 23 Kasım’da Humus kırsalındaki Zeydel kasabasındaki evlerde gerçekleşmişti.
Cinayetin ardından, Humus’ta Bedevi aşiretlerine bağlı yüzlerce kişi seferberlik ilan etti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre, aşiretler, Alevilerin yoğun olarak bulunduğu mahallelere saldırarak evleri, araçları ve dükkanları ateşe verdi. Yetkililer, şehirde sokağa çıkma yasağı ilan etti, okullar geçici olarak kapandı. İçişleri Bakanlığı, kundaklama ve kışkırtıcı eylemlerle bağlantılı 120 kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Olayda ölen çiftin mensup olduğu Benu Halit aşireti, mezhepçi saldırılar olarak gösterilmesini reddederek, adaletin yalnızca yasal yollarla aranacağını açıkladı.
Humus’taki gerilimin devam ettiği sırada, Alevi nüfusunun yoğun olduğu Lazkiye’de de güvenlik zafiyeti iddiaları gündeme geldi. Yerel basına göre SOHR kaynakları, kentin kuzey kırsalındaki Janata bölgesinde, plakasız ve camları karartılmış araçtaki kişilerce bir genç kadının kaçırılmak istendiğini, olayın köylülerin müdahalesiyle engellendiğini aktardı. Bölgedeki halk, geçmiş aylarda benzer olayların da yaşanması nedeniyle önlem alınması çağrısında bulundu.
Sınırların ötesinde yaşananlar, çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından da kınandı. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği ve Türk Tabipleri Birliği’nin ortak bildirisinde, olaylar "sistematik bir etnik temizlik ve asimilasyon girişimi" olarak tanımlandı. "Suriye'de Alevi Katliamına Hayır" başlıklı bildiride, HTŞ yönetiminin uluslararası hukuku ihlal ettiği ve yaşananların insanlık suçu olduğu belirtildi. Ayrıca, bölgedeki vahşete karşı harekete geçilmesi çağrısı yapıldı. Öğrenildiği üzere, tarafsız kalmak insan haklarına ve bölge barışına ihanet anlamına gelir.