İnsanların farklı huy ve şekilleri, dostluk ve sevgi bağlarını etkiler. İnsanların kendine benzeyenleri sevmesi ve dostlukların önemi vurgulanır.

İnsanlar yaratılışları gereği birbirinden farklıdır. Sadece görünümleri değil, huyları de farklıdır. Her bireyin parmak izi gibi kendine özgü bir yapısı vardır.
Bu dünyada huy olarak birbirine benzeyenler daha kolay arkadaş olur; kalpler daha rahat birleşir. İnsan, kendine benzeyeni sevmesiyle kendini sevmesine veya sevgi arzusuna bağlıdır. Güler yüz, sadakat ve iyi niyet, dostluk ve sevginin temelini oluşturur. İnsanların kalpleri kuşlar gibidir; kendilerine ilgi gösterenlere çabuk alışır. Kendine benzeyen, kıymet veren ve aynı idealleri paylaşanlar çok iyi dost olurlar.
İnsan, adeta kendisini başka bir bedende var olmuş gibi hisseder. Bu durum saygı, sevgi ve bağlılığın dönüştürücü gücüne sahiptir.
Hz. Ali'nin dediği gibi:“Gerçek dostlar, farklı bedenlerde tek kalpli varlıklardır.”
İnsanın değeri, dostunun değeriyle orantılıdır. En büyük felaketlerden biri, dost bulamamaktır; daha da kötüsü ise bulunan dostu kaybetmektir. Bu durumu yaşayanlardan biriyim… Yıllar önce Afrika’da yardım organizasyonu için yola çıkmıştık. Arabada, yaşça büyük, Kayserili Osman abimiz vardı. Osman abi, bu tür organizasyonlarda uzun yıllar çalışmış, Bosna, Afganistan, Çeçenistan ve Afrika gibi bölgelerde bulunmuştu. Darfur’da tanışmıştık. Bir arkadaş ona sordu: “Osman abi, bu yaşta buralarda ne arıyorsun? Yeter artık, yaşın geçmedi mi?” Osman abi şöyle cevap verdi: “Ben buralarda bir dost arıyorum.” Sonra ekledi: “Gün akşam oldu, dost bulamadım.”
Bu sözleri bitirir bitirmez, o büyük adam hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Bu sahne gözlerimin önünden hiç gitmiyor ve beni derinden etkiledi. Osman abi, keşke sana dost olabilecek büyüklükte bir yüreğe sahip olsaydım.
Ben, dostluk ve arkadaşlığın önemini anlatan şairlerden Lebîd bin Rebîa’yı düşünürüm. O, Peygamber Efendimiz döneminde yaşamış ve Arapların büyük şairlerinden biridir. Şiirleri Kâbe’nin duvarlarına asılmıştır. Cahiliye döneminde bile tek Tanrı’ya inanmış Haniflerden olan Lebîd bin Rebîa, İslam sonrası iman etmiş ve şiir söylemeyi bırakmıştır.
Hz. Ömer, onun şiir okumasını ister; reddedince tahsisatın kesileceği söylenir. Lebîd bin Rebîa ise: “Kesersen kes.” diyerek, “Bakara ve Âl-i İmrân surelerini ezberledikten sonra artık şiir söylemem.” der. Bu sözler onun büyük duruşunu gösterir. Hz. Ömer, bu sözler karşısında memnun olur ve onun bu kararı mutlu eder.
O'nun bu sözleri: “Kerem sahibi kimse, nefsi kadar kimseye itap etmez. İnsanı ancak salih arkadaş ıslah eder.” şeklindedir. İnsan, muhataplarının söz ve davranışlarının altında yatan duyguyu fark eder, fakat kendine karşı kör olabilir. Dışarıdan gelen eleştiriler karşısında savunmaya geçmek eğilimindedir. Dostlar, kişinin en iyi tanıyan ve en iyi anlayan kişilerdir. Dostların eleştirilerine karşı açık olmak, iyi niyetli olduklarına güvenmek gerekir. İnsan, iç dünyasında bazen büyük duygular yoğunluk yaşar. Bu halde yanlış kararlar alabilir. İçinde iyiye çağıran melek ile kötülüğe çağıran şeytan vardır. Ego ise kendi arzularına odaklanır ve aklın bu savaşta doğruyu bulmasına engel olur.
İnsan tercihlerini bu süreçlerde yapar, şekillenir. Şeytan kötülüğe yönlendirirken, melek ise iyiliğe çağırır. Zor durumda olan birini görünce, kalpteki melek yardım etmeyi fısıldar. İnsan, iyilik yapmak isterken şeytan devreye girer; örneğin, yardım etmeye niyetlenince ego devreye girer ve maddi sınırları öne çıkar. Hayır yapmak için acele edilmelidir; ilk niyetle başlayan iyilik, iç huzuru getirir. Şeytan ise bu iyiliğin övülmesini ister ve ego, kendini üstün hissetmek ister. Bu durum, kibire yol açar ve insanı düşürür. Hz. Ali, böyle durumlar hakkında: “Gemiye binmek isteyen balık, suyu sever.” der. Bu söz, insanın kendine ve hayata gerçek bağlılığının önemini anlatır.
İyi insan olmak için dostluk ve arkadaşlık çok büyük önem taşır. Bir hadiste: “Kişi, arkadaşının dini üzeredir.” buyrulmuştur. Kişi, içindeki meleğin sesini, kendisini zanneder. Victor Hugo da: “Vicdan, insanın içindeki Tanrıdır.” diyerek, hakkın sesine vurgu yapar. Ego, hakkın sesine uyarsa huzur bulur; bu büyük çaba ve gayret ister. Kendini iyi bilmeli, iyi olmak için mücadele etmelidir. İrfan ehlinin dostlukla ilgili sözleri, iyi bir insan olmanın temelinde dostların ve arkadaşların yattığını gösterir.
Modern zamanda ise dostluk, çoğu zaman menfaat ilişkisi olarak görülebilir. Peygamber Efendimiz ve ashabı ise, dostluk ve arkadaşlığın en güzel örneğidir. Hz. Bilâl’i hatırlarsak, alınıp satılan köleyken, sonunda Peygamber Efendimiz’in müezzini olmuş ve büyük bir saygı görmüştür. Vefatından sonra, peygamberin vefatını hatırlatan Bilâl, uzun yıllar ezan okumamış, sonra rüyasında Peygamberimizi görerek tekrar ezan okumuştur. Bu, salih dostların ve dostluğun güzelliğini gösterir. Dostunu kaybetmenin acısı, onun kabri başında yaşanan hüzündür. Dostluk, insana yalnızlık ve özlem duygusunu yaşatır ve onun anılması bile büyük bir saygı ve sevgiyle anılır.