TBMM Genel Kurulu'nda emeklilere zam talebi ve siyasi tartışmalar görüşüldü. Grup başkanvekilleri taleplerini dile getirirken, AK Parti ve diğer partilerin açıklamaları da yer aldı.

TBMM Genel Kurulu'nda Yeni Yol, İYİ Parti ve CHP Grup Başkanvekilleri emeklilere zam talebinde bulundu. AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ise "Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik zorluklar bu Meclis'in tamamının ortak sorumluluğudur. Hiç kimse bu mesele üzerinde siyasi şov yapma, polemik üretme ya da hakaret dili ile gündem oluşturma hakkına da sahip değildir" dedi. Bunun üzerine CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, "Hiçbir grup burada şov yapmıyor. Eğer bunu şov olarak görüyorsa benim kendisine söyleyecek hiçbir sözüm yok. Allah aşkına siz empati yapıyor musunuz? 20 bin emekli maaşı alan bir amcanın, bir teyzenin yerine kendinizi koyuyor musunuz?" diye tepki gösterdi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu da "Sayın Grup Başkanvekili dedi ki: 'Emeklilerin yaşadığı sıkıntı bütün meclisin sorumluluğu.' Bu kurduğunuz cümlede samimiyseniz size çok açık net bir teklif. CHP'nin ve Yeni Yol'un bu konu ile ilgili verdiği araştırma önergesini AK Parti Grubu olarak 'Evet' oyu verin" dedi.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Genel Kurul'da konuşan siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Özdağ: TÜİK'in rakamları adeta memurların, emeklilerin veya SSK'lıların, Bağ-Kur'ların bütün maaş zamlarına modern bir gasbıdır Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, hükümetin memurlara, emekli memurlara, en düşük emekli maaşı alanlara, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine bu yıl bir zam oranı teklif ettiğini hatırlatarak "TÜİK'in rakamlarına göre teklif etti. TÜİK rakamları doğru rakamlar değil. İTO'nun rakamları da var. ENAG'ın rakamları da var. TÜİK'in rakamlarını bir sağlamaya tabi tutmamız lazım ama bu sağlamayı tutabilmemiz için TÜİK'in mutlaka enflasyon sepetini açıklaması lazım. Enflasyon sepetini açıklamayan bir TÜİK'in rakamları adeta bütün memurların, emeklilerin veya SSK'lıların, Bağ-Kur'ların bütün maaş zamlarına çok ciddi şekilde tırnak içinde söylüyorum modern bir gasptır. Başka bir şey değildir" dedi.
En düşük emekli maaşının 16 bin 881 lira olduğunu hatırlatan Özdağ, şöyle konuştu: "Hükümetin teklifi, 'yüzde 18.48 ile 20 bin liraya çıkartalım' diyor ama ben diyorum ki peki SSK'ya bağlı ve Bağ-Kur'dan emekli ayrılanlar, SSK'dan emekli ayrılanlar niye yüzde 12.19 zam alsınlar ki? Onların zamlı maaşlarına da yüzde 18.48'lik bir zam yapılmalıdır. Hatta en düşük emekli maaşı 128 bin 75 lira asgari ücret rakamı olmalı ve ardından da buradan bu emekli maaşları üzerinden yapılan zam yani en düşük emekli maaşına yapılan zam oranında SSK'lılara, Bağ-Kur'lara zam yapılmalı. Peki emekli memurlara ve emeklilerle beraber normal memurlara yapılacak zam ne kadardı? O da yüzde 18.60'tı. Bu da doğru bir zam değil. Çünkü TÜİK yine aynı şekilde burada yanıltıcı bilgi vermektedir. Hükümetin işine gelmektedir. Millete daha çok para vermesi gerekirken, enflasyona ezdirmemesi gerekirken bunu yapmamaktadır. Onlara da seyyanen zam yapılmalıdır. Seyyanen zam da en aşağı 10 bin liradan aşağı olmamalıdır. Hükümeti bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Bunu verebilirler mi? Verebilirler. Böyle bir imkânları var."
Kavuncu: Bu millet kendi annesine, atasına yapılan bu muameleyi asla unutmaz ve muhakkak sandıkta da bunun hesabını soracak
İYİ Parti Grup Başkanvekili Buğra Kavuncu, AK Parti iktidarının emeklilerden vazgeçtiğini söyleyerek "Yerli ve milli olduğunu iddia eden iktidar bizim kültürümüzde olan büyüklerimizi ayrı bir yere koymak, onları rahat yaşatmak, onlara saygıda kusur etmemek, onlara değer vermek konusunda maalesef bu milli değeri adeta unutmuş, emeklilerimizi gözden çıkarmış. 'Artık bizim için bir kıymetiniz yok' diyor" dedi. Geçtiğimiz cumartesi günü iktidar adına utandığını dile getiren Kavuncu, şu ifadeleri kullandı: "Cumartesi günü Birleşik Emekliler Sendikası'nın Kartal'daki verilecek olan zamlarla ilgili protesto toplantısına katıldım. Annem, babam yaşındaki insanlar o soğukta ellerinde pankartlarla o meydanda ne arıyorlar ya? Niye insanlara bunu reva görüyorsunuz? Niye bu milleti bu duruma düşürüyorsunuz? Bakın sizin yarattığınız bu sistem artık iflas etmiştir. Tabii geçmiş boyutu yok mu bu bugün geldiğimiz noktanın? Elbette geçmişte de yapılmış hatalar var. Bunları da bilmemiz, görmemiz lazım. Bütün bu değişiklikler, bütün bu uygulamalar yapılırken de şöyle bir huyu var iktidarın. Milleti birbirine düşürüyor. Mesela emeklilere az verirken gençleri 'Sırtınızda bunlar yük' diyerek provoke ediyor veya fazla prim ödeyenlerle az prim ödeyen emekliyi karşı karşıya getiriyor. Bunları birbirine düşman ediyor. Her konuda, her alanda çıkarttığı kanun, yasa milletin vicdanına sığmayacak oldu mu iki üç grup yaratıp bunları birbiriyle kavga ettiriyor.
Arkadaşlar 75 yaşında inşaatlara ısınmak için, inşaatlarda çalışan, ısınmak için toplu taşıma araçlarına binen ve evinde doğal gaz kullanamayan, ekonomik olarak zorluklar yaşayan emeklilerin durumu hakkında başkanlık konuştu. Emeklilerin ne istediğini somut şekilde söyleyelim. Yüzde 70 aylık bağlama oranının geri verilmesini, kök maaşın asgari ücretin üzerine çıkmasını, ilaç katkı paylarının alınmamasını ve tüm emekliye gerçek enflasyonun üzerinde zam yapılmasını. Bu millet kendi annesine, atasına yapılan bu muameleyi asla unutmaz ve muhakkak sandıkta da bunun hesabını soracak."
Akçay: İran'daki protestolar madalyonun diğer yüzüdür, bölünmüşlük ve emperyalist oyunlar izlenmektedir
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, İran'daki sokak protestolarına ilişkin şunları söyledi: "Kültürel bağlara sahip olduğumuz komşumuz İran'da 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran'daki tarihi Kapalı Çarşı'da başlatılan ve yayılan protestoları yakından ve ibretle takip ediyoruz. Bu yaşananlar madalyonun sadece görünen yüzüdür. Madalyonun diğer yüzünde ise organize istihbarat oyunları, emperyalist provokasyonlar ve karanlık tertipler yatmaktadır. İran'ın huzursuzluğu, bölünmüşlüğü ve sancı içinde kıvranması Türkiye ve bölge ülkeleri için tehdit oluşturmaktadır. İran'ın neşter vuran siyasi ve ekonomik tehditlerle köşeye sıkıştırmaya çalışan bu kötü niyet tanıyoruz. Gezi Parkı olaylarıyla İran'daki bu malum olaylar arasındaki benzerliklerde manidardır. ABD ve İsrail'in İran'ı karıştırarak doğrudan müdahale zemini araması küresel bir savaşa kapı aralamaktır. Biz komşuluk bağları ve inancımız gereği bu emperyalizm kuşatmaya karşı duruyoruz ve karşı durmalıyız. Bu süreçte İran Türklüğü olaylara karşı sergilediği soğukkanlı mesafeli ve vakur tutum her türlü takdirin üzerindedir. Tebrik edilmelidir. İran halkı emperyalizmin taşeronluğuna heves etmeyecektir. İran'daki traktörler ve dış bağlantılı dayatmaların etkisine kapılmayacaktır. Bu şer oyunlarına alet olmamak ve emperyalist tuzaklara teslim olmamak önemlidir."
Koçyiğit: Suriye'de yaşananlar sistematik saldırı ve hak gaspıdır, durdurulmalı
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Suriye'de yaşananlara ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Suriye'de yaşananların herkesin, aslında, vicdan sahibi olan herkesin vicdanını yaralaması gerekirken, gerçekten herkesin uykularını kaçırması gerekirken bunun bu kadar ortak bir duygu olmadığını görmekten duyduğumuz üzüntünün de altını çizmek istiyorum. Bu sadece bir siyasi mesele midir? Hayır. Bu aynı zamanda insan olmanın gereği ve hepimizi ilgilendiren çok temel bir meseledir. Son iki haftadır Halep'te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye Mahallelerinde tanık olduklarımız sıradan bir çatışma, sıradan bir operasyon meselesi değildir. Burada yaşananlar aslında, yıllardır farklı biçimlerde sürdürülen hakları yerinden ettirmeyi, iradeyi kırmayı ve birlikte yaşamı tasfiye etmeyi hedefleyen sistematik bir saldırının devamıdır. Günlerdir kuşatma altında tutulan bu mahallelerde hastaneler vurulmuş, sivil yerleşim yerleri ağır bombalanmış ve yüz binlerce insan bu kış koşullarında açlığa, susuzluğa mahkûm edilmiştir; yetmemiş, evlerinden, yurtlarından çıkmak zorunda bırakılmışlardır; üstelik bunların birçoğu aynı zamanda Afrin'den gelen yani zaten bir kere yaşam alanlarını terk eden insanlardan oluşmaktadır. Bu tablo ne güvenlik gerekçesiyle açıklanabilir ne de 'çatışma' denilerek üstü kapatılabilir. Burada hedef alınan bir halkın varlığı, hafızası, geleceği ve haklarıdır. Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Suriye sahasında farklı isimler ve farklı bayraklar altında dolaşan silahlı yapıların yöntemleri de hedefleri de aynıdır. Üniformalar değişebilir, isimler değişebilir ancak Kürt düşmanlığı, mezhepçi nefret, kadın düşmanı zihniyet hiç değişmemektedir. IŞİD'in yarım bıraktığı vahşet bugün başka eller, başka formalar, başka ünvanlar adı altında devam ettirilmektedir.
DEM Parti olarak çağrımız nettir: Halep'teki saldırılar derhâl durdurulmalı, kuşatma kaldırılmalı, insani yardım koridorları açılmalı, rehin alınanlar serbest bırakılmalı, sivillere ve sağlık merkezlerine yönelik saldırılar bağımsız biçimde soruşturulmalıdır. Birleşmiş Milletler ve tüm insan hakları örgütleri bu suskunluğu terk etmeli ve derhâl sorumluluk almalıdır."
Başarır: Niye bu ülkedeki emekliler çalışırken ölmek zorunda kalıyor?
CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, tutuklu Murat Çalık, Tayfun Kahraman ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in sağlık durumlarına dikkati çekerek tahliye edilmesi gerektiğini söyledi. Emekli maaşı oranlarının yetersizliğine değinen Başarır, "15-20 bin liraya kadar çıkan maaşlar utanç vericidir. Niye bu ülkedeki emekliler çalışırken ölmek zorunda kalıyor? Niye ülkemde bir emekli bir aylık maaşıyla bir aylık kirasını ödeyemiyor ve buraya getirilen zam farkı bin liradır? Bunları elimizdeki araştırma önergeleriyle inceleyelim. Emeklinin yaşam koşullarını araştırıp, uygun zam yapılmalı" dedi. Ayrıca, emekli maaşlarının 70 yaşındaki yaşlılar için de yeterli olmadığını belirtti.
Yenişehirlioğlu: Suriye'nin toprak bütünlüğü vazgeçilmezdir
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, Suriye'ye ilişkin şunları söyledi: "Bizim durduğumuz yer son derece nettir. Suriye'nin toprak bütünlüğü Türkiye için vazgeçilmezdir. Suriye'nin egemenliği bizim temel ilkemizdir. Suriye'nin iç barışı bölgesel barışın anahtarıdır. 10 Mart mutabakatına uyulduğu takdirde sahada çözümsüz hiçbir başlık kalmayacaktır. İşte bu bağlamda, emeklilerimizin yaşam standardının yükselmesi için çalışmalarımız devam edecektir."